Maçtan sonra her zamanki gibi Ziyech'i arıyordum. Tanrım... Cidden yer yarılmış ta içine girmiş olmalıydı! Başka ne olabilirdi ki?
"Of! Ziyech neredesin çık ortaya artık."
1 saat geçmişti maçın ardından, hala ortalıkta yoktu. Gerçekten endişelenmeye başlamıştım. Stadın birkaç metre ötesinde onun simasına benzer bit şey görüp hemen koştum. Sonunda bulmuştum onu. Keşke bıraktığım gibi de bulabilseydim.
"Ziyech saçmalama." "Ufak bir şey zaten." "Emin ol seni ararken daha çok kötü oldum."
"Of.."
O sırada yerden destek alarak kalktım. Bileğimdeki ağrı gitgide şiddetleniyordu. Ani gelen sızıntıyla dudağımı ısırdım. O da anlamış olacak ki hızlıca yanıma gelip kolumu kendi omzuna sardı.
Şimdi ikimiz üzerinden yıllar geçen bu olaya gülüyorduk. O zaman üzücü geliyordu ama şimdi bizim için sadece komik bir anıydı. Zaten Ajax'a gelip aynı takımda oynamaya başlamamızla beraber böyle bir sorun kalmamıştı. Sevgili olduğunuzda farklı takımlarda oynamak işkenceden farksızdı çünkü.. Bu konuşmayı da yaptıktan sonra onu kucağıma almıştım, ve o uyumuştu.
Kalçamda hissettiğim sertlik uykumdan uyanmama neden olurken aynı zamanda tüylerimi diken diken ediyordu. Nefes alış verişim iyice hızlanmıştı bu sırada. Mırıldanıyordum.
Yitik bir ezgisin sadece Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir.