4.Bölüm

53 2 0
                                    

Karşılaşma:

Sokakların yüzü her geçen gün değisiyordu. İşlek caddelerdeki arabaların çoğalması bu değişimin en belirgin örneğiydi. Metin'le peçete satmak için geldiğimiz günler, ücra mahallelerin sessizliğinden uzaklaşıp, şehir merkezine doğru adım adım ilerlerken, yeni yeni yükselen binaların ve kalabalıklaşan insanların hızlarına yetişmeye çalışıyorduk. Şehir hayatının ritmiyle çarpışan bu dönüşüm, bizim gibi, kendine münasır mahallelerde yaşayanlar için büyük aykırılıklar taşıyor, eski zamanların at arabaları, modern teknolojinin gelişen motorlu araçlarıyla dans ediyordu. Bu kalabalık, ileride, mahallelerde bile yaşanacak hareketliliğin habercisi gibiydi. Metin' le birlikte İstanbul'un aynı caddelerinde yürüyüp, cadde boyu sıralanan tezgahlara peçete ve su satarken, bu büyük değişime her gün bir yenisinin eklendiğine şahitlik ediyorduk. Doğrusu, İstanbul'a her şey çok yakışıyor. Taşı toprağı sıksan altın çıkar derler ya bu şehir için, gerçekten de öyleydi...

"Merve şu binaya bak ne kadar görkemli görünüyor değil mi?"
Kafamı kaldırıp henüz yapımı yeni bitmiş, neredeyse on beş katlı olan binaya baktım.
"Evet, gerçekten de etkileyici, sanırım bu tür binaları yakın gelecekte daha fazla göreceğiz."
"Haklısın Merve, şehir merkezinde bu tarz modern yapılar hızla artıyor."
"Peki biz, iş sahibi olduğumuzda buralarda mı yaşayacağız? Ben üst katta yaşayamam biliyorsun, yüksekten korkarım."
"Endişelenme, biz de o halde alt katta bir daire seçeriz," dedi Metin.

Gülümseyerek, ileride bu binalar kadar görkemli olacak olan günlerimizi hayal ettim.
"Bak, işte o!" diye bağırdım. Metin, şaşkın bir ifadeyle, "Kim Merve?" diye sordu.
"Şu omuzları geniş kadın. Yol kenarında her gün görüyorum onu, hadi gel, yanına gidelim," dedim heyecanla. Durduğumuz yerden, kadınla bizi ayıran caddeden karşı tarafa geçtik.
"Merhaba, sizi her gün burada görüyorum." Boynunu bir kuğu gibi gerdi, ve geriye doğru irkildi. Tam bir şeyler söyleyecekti ki, "Anne, susadım" diye seslendi yanında ki küçük kız.
"Kızınız mı hanımefendi?"
"Evet, kızım."
Kadının şivesinden buralardan olmadığını, yabancı olduğunu anlamıştık.
"Biraz parkta oturalım mı? Hem, kızınız da dinlenir" dedim ve çantamdan çıkartarak küçük kıza su uzattım. Çocuk, önce suyu almadı, annesine baktı. Annesi başıyla al dercesine onaylamasından sonra, teşekkür ederek aldı suyu elimden.
"Peki olur!" dedi biraz düşündükten sonra. İleride bahçeli bir parkta, bir banka oturduk. Parkın içinde ki büfeden çay ve simit alıp getirdi Metin. Hep beraber yemeye başladık. Kadın tedirgindi. Sadece çay içiyordu. Ama kızı sanki günlerdir yemek yemiyormuş gibi yemeye başladı simiti.
Kadının güzelliği, insanın içine işleyen mozaik taşları gibiydi. Gözlerimi ondan alamıyordum. Öyle acıklı gözlerle bakıyordu ki, istemsizce sorular sormaya ve onu tanımaya kararlıydım. Çaylarımızı içerken, Metin' in bakışlarıyla karşılaştım. Belli ki, kızıyordu bana içten içe. Hiç tanımadığımız bu kadına karşı mesafeli davranıyordu ve belki de haklıydı. Ama ben, bu kadını  tanıma istegime karşı engel olamıyordum.
"Sanırım buralardan değilsiniz?" dedim. Cevap vermedi.
"Hadi gidelim Merve, daha satmamız gereken peçeteler var." dedi Metin.
Tam o sırada, "Alperi benim adım. Türkmenistan'lıyım." dedi kadın. Gitmek için banktan kalkmıştık fakat kadın cevap verince, yeniden oturdum yanına.
"Adınız çok güzelmiş."
"Teşekkür ederim. Türkmenistan'da her ismin bir hikayesi vardır."
Konuşmamızın devamında, Alperi isminin Türkmenistan'da yaygın kullanıldığını söyledi. Al kelimesi kızıl veya kızıl saçlı anlamına, peri kelimesi de, güzellikleri ve büyülü güçleri simgeliyormuş.
"Yani, tıpkı sizin gibi," dedim, gülümsedi.

Kızıl saçları, beyaz teninin üzerinde güneşin ışıklarıyla birleşiyor, altın rengine dönüşüyordu. Gözleri denizin en mavi koylarını andırıyor, sanki, içinde sonsuz bir hikaye barındırıyor gibiydi. Duruşu ve kuğu gibi görünen boynuyla tüm dikkatleri üzerine çekiyordu. Onu tanımak istememek neredeyse imkansızdı. Etrafına pozitif bir enerji yayan, iç ve dış güzelliklerin mükemmel bir birleşimi gibi görüntüye sahip olan Alperi, bir peri masalının gerçek dünya da ki yansıması gibiydi...

SARMAL 'Bir Hayalim Vardı, Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin