0.11

42 4 5
                                    

"Aslında, bu yaptığın için seni dava etmem ve bir güzel pataklamam gerekiyor."

Mingyu, tehditkâr olduğunu düşünğü bakışlarını Wonwoo'ya dikip konuştuğunda kuruyan boğazını temizlemek için bardağında kalan sojuyu hızla diklemişti. Konuşmaya devam etmek için bir nevi güç toplamaktı bu. Kuru boğazıyla hesap soramazsı neticede. Elindeki bardağı, burnuna düşen gözlüğünü geri iten Wonwoo'ya sertçe uzatırken sözlerine devam etti.

"Cesaretli olup, kendin olup yazmak varken taciz eder gibi yazdın. Sinir uçlarımla oynadın Jeon Wonwoo. Bu da yetmez gibi kendini sakatladın. Şu morluğa bak, sanki yedi yıl işkence odasında kaldın."

Sesi sonlara doğru kızgından çok endişeli gibiydi. Wonwoo, kendisi için endişelenen Mingyu'yu fark etmişti ve çoktan bıyık altından gülmeye başlamıştı.

Kendini affetirmek için, şirketteki işleri biter bitmez sevdiceğine soju ısmarlamak için harekete geçmişti Wonwoo. En sevdiği mekan olan "JyPapi's House" idollerin ve underrated sanatçıların gizlenmek, dinlenmek ve rahatlamak için geldiği uğrak bir mekandı. Burada herkes birbirini tanısa da tanımamazdan gelirdi. Buradan laf çıkmayacağı için rahattı. Yöneliminin bilindiği memlekette, daha fazla göz önünde olmak istemiyordu.

Sevdiceğinin bardağına sojuyu doldurup şişeyi masanın en uzak tarafına bırakırken, bir saniye bile gözlerini karşısındaki esmerden çekmemişti. Şimdi bir açıklama yapmalıydı, kalbi ağzında olsa da hemen kaçıp saklanmak istese de artık yolun sonuydu. Yükselmekte olan anksiyete atağını gözardı ederek derin bir nefes aldı. Pat diye konuşmak, şu an yapabileceği en iyi şeydi.

"Ben, senden çok hoşlanıyorum yahu. Öyle böyle değil, sana mesajlarda anlattım nasıl geliştiğini. Utandım, beni reddetmenden korktum. Düşünsene, hayranımsın ve senden hoşlanıyorum. Beni reddetmenden ölesiye korktum, bir süre seni gördüğüm her alanda izlemeyi seçtim. Sonra işte, annemin hastalık süreci ve cenaze işleri, babam ve kardeşimi toparlamak derken kendimi kaybettim. Seni yeniden gördüğümde ise iyileştiğimi, kalbimde çiçeklerin hayat bulduğunu hissettim ama bu sefer de yine cesaret edemedim. Yaptığım eşeklik, normal değil ama ben iletişim kurmayı da pek beceremem ki."

Rap yaptığı için alışıktı ard arda birden fazla kelime söylemeye fakat bu sefer, diğerlerinden farklı olarak nefes almamıştı hiçbir cümle arasında. Mingyu onu dinlerken, karşısındayken nefes alabilmesi mucizeydi zaten ya neyse.

Tekrar derin bir nefes alıp biraz rahatladıktan sonra Mingyu'nun eline uzandı. Başta tutmaya çekinse de bu hissi hemen atıp parmaklarını nazikçe kavradı. Kalbine yayılan sıcaklık ile gülümsedi, Mingyu ise patlayacak olan kalbinin sesi eşliğinde bu tutuşa karşılık verdi.

"İstersen, dava açabilirsin. Bunu hak ettim, yapmamalıydım. Cesur olup karşına çıkmalıydım."

Mingyu, şefkatle gülümsedi ve tuttuğu parmakların üzerini okşadı.

"Wonwoo, davayı siktir et. Seni seviyorum."


merhaba iyi akşamlar : minwonHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin