-Yaşanamayan çocukluk-

25 19 11
                                    

Helluuuuoooii

Nasılsınız? Ben de iyi olabildiğimce iyiyim:)

Ben size her hafta en fazla 3 bölüm atmaya çalışıyorum fakat siz sadece bir tane yıldıza basmayı çok görüyorsunuz..

Bu konuda her ne kadar umudumu yitirmemiş olsam da, ben sadece kitabımın daha iyi yerlere gelmesini istiyorum.

Her neyse, umarım benimle empati kurup beni daha iyi anlarsınız. Sizi hiç bekletmeden bölüme geçiyorumm:)

Medya: Yanındayım

Sınır;

Oy sınırı: 20

Yorum sınırı: 20

Yorum sınırı: 20

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

•••

Kafamda sadece bir cümle dönüp duruyordu.

"Seni nefessiz bırakana dek öperim!"

Sinirle kaşlarımı çattım.

"Sen kimsin de-" arkadan bulunduğum arabaya sert bir şekilde çarpılması ile çığlık attım.

Arabaya ard arda kurşunlar yağarken yutkundum.

Buraya kadar mıydı yani..?

Telefondan Araf'ın sesi yükseldi.

"Arabadan çık!"

Arabadan çıkarsam, bomba sürenin dolmasını beklemeden patlayabilirdi.

Araf'ın dediğini umursamadan yanımdaki koltuğun üzerinden çantamı alıp içerisinden silahı çıkardım.

Bir elim direksiyonda, bir elim silahta idi.

Derin bir nefes aldım.

Doğduğun kasabayı görmeden ölmeyeceksin, Karen!

Araf'ın, "Ne bok yiyorsun orada? Kendini öldürmeye mi çalışıyorsun?"diyen sesini umursamadan arkamı döndüm.

Arkamı döndüğüm an tetiğe basmak için tam haraketleniyordum ki, arka koltukta
bunca zamandır saklanan bir adam gördüğümde adam, O'nu gördüğümü anlamış olacak ki, hızla boğazıma yapışarak nefes almamı engelledi.

Bir elim ile boğazımı sıkan elini çekmeye çalıştım fakat nafile.

"Yolun sonuna geldik, bayan James.."

'Gökyüzündeki Tanrıça / ASKIYA ALINDIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin