DOKUZUNCU BÖLÜM
"Atilla "
Korumalar beni acil durum odasına getirdiklerinde içeride beş doktor hazır bir şekilde beni bekliyorlar. Kapıdan sedye girdiği an doktorlardan iki tanesi yarama bakmak için yanıma geldi. Gömleğimi keserek omzumu açıp yarama bakmaya başladılar. Kapı sert bir şekilde açıldığında kimin geldiğini biliyordum. Burada kapıyı benden başka bu şekilde girebilecek tek kişi vardı.
Kayra karşıma geçip gözlerini üstüme dikti. Kayra'nın gelmesiyle zaten panik olan doktorlar daha da çok panik oldular. İsmini bile hatırladığım doktorlardan biri açıklama yapmaya başladı.
"Atilla Bey kurşun omzunuzu sıyırmış geçmiş. Kanamanız olduğu için yaranızı temizledikten sonra kan takacağız size."
Omzumun üstünden yarama baktığımda yaram kötü görünmüyordu. Bundan daha kötü şekillerde de yaranmıştım. Bu yara benim için çok önemsizdi. Doğruyu söylemek gerekirse yanımda avukat olmasaydı buraya gelmezdim.
Kan takmaya gerek yok. Sadece yaramı temizleyin yeter." Doktorlar bir şey söylemeden pansumana başladı.
Kayra'nın yüzünde alaylı bir ifade vardı. " Niye lan, demin kan kaybından ölüyordun. Bırak doktorlar işini yapsınlar." Doktorların yanında Kayra'yla Bilge hakkında konuşmak istemediğim için Doktorların yaramı temizlemesini bekledim. Yaramı Temizlediklerinde onlara kafamla dışarı çıkmalarını işaret ettim. Doktorlar beni ikiletmeden hemen odadan çıktılar.
"Olanları onaylamadığını biliyorum ama bunu yapmamız gerekiyordu. Planımı uygulayabilmem, onu babasına karşı kullanabilmem gerekiyor. Onun için de Bilge'yi kendi yanıma çekmem gerekiyor. Ama Bilge babasından öyle çok nefret ediyor ki onunla ilişkisi olan kimseyi hayatına almıyor.
Ona yaklaşmayı ne kadar denersem deneyeyim onun yıkılmaz duvarlarını bir türlü geçemiyorum. O 372 maddelik sözleşme bile beni ona yaklaştırmadı.
O yüzden onu kendi yanıma çekebilmem için bu oltayı atmam lazımdı. Oltaya gelmesi için de yem takmak zorundaydım.
"Kendini kurşunlatmana gerek var mıydı? Ya da benim bizim çocuklardan birini vurmama." Bilge'nin olanları babasının yaptığını düşünmesi için bunları yapmamız gerekiyordu. Yoksa Bilge bir tuhaflık olduğunu hemen anlardı.
O zeki bir kızdı hatta çok zekiydi. Gözünden hiç bir şey kaçmıyor. Onun için vurulmam gerekiyordu.
" Bu yaptığımız yanlış biliyorsun değil mi? Alparslan şerefsizinden intikam almak için bir masumu kullanmak bize yakışmıyor." Olanlar benim de içime sinmiyordu. Ama Alparslan'ın üstüme cinayet suçu atmaya çalışmasıyla artık geri dönüş olmayan bir yola girdik. O büyük oynuyorsa ben de büyük oynarım.
Kayra'nın yüzünde hala kararsız bir ifade vardı. "Dua et de avukat babasının yapmadığını öğrenmesin. Yoksa bizi çenesiyle öldürür özellikle de seni. Bize kaç dava daha açar düşünemiyorum bile"
Muhtemelen dediklerinde haklıydı. Benim kurşunlattığımı öğrenirse çenesiyle bize işkence yapar. Sonra da bir sürü dava açar. Böyle bir kızın bu kadar para göz olması tuhafıma gidiyordu. Aynı zamanda da taktir ediyorum. Alparslan benim gibi ülkenin en zenginlerinden biri istese babasından alabilecekken o kendi emeğiyle kazanmayı seçiyor.
Muhtemelen annesinden sonra babasıyla da aralarındaki ilişki kopmuş olmalı. Onun soyadını bile taşımak istemediğine göre annesi hakkında çıkan haberler doğru olabilir.
Evimin bahçesinde babasıyla kavga ederken Alparslan'ın annesi hakkında dediklerinden sonra dava mı kabul etmesi bunun kanıtı. O akşam ikisi de birbirine savaş ilan ettikleri için uzun bir süre konuşacaklarını düşünmüyorum. Ama gene de ben tüm tedbirleri aldım benim yaptırdığımı öğrenmemesi için.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kırık Kalem.
General Fiction"Pişmanlık benim ruhumu terk edeli çok oldu. Ben bir savaşa girdiysem ya kazanırım ya kazanırım. Benim için diğer bir seçenek söz konusu bile olamaz. " Bazı insanlar adaleti Allahtan bekliyor. Ama ben onlardan hiçbir zaman olmadım. Ben adalet...