3.Bölüm

71 9 3
                                    

        "Ya of nerede şu lanet olasıca telefon?". Beş dakikadır alarm çalıyordu ve ben hala bulamamıştım telefonumu. E haliyle bende de uyku falan kalmamıştı. Yeni bir güne yine ve yine lanet ederek uyanmıştım.Oflaya puflaya, ayaklarımı yere sürüye sürüye banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım ve kendime geldim. Hemen mutfağa girdim. Bugün Asel'in gönlünü alabilmek için o uyanmadan ona kahvaltı hazırlayacaktım. Krep yapmaya karar verdim ve dolaptan malzemeleri çıkardım. Krep tavasını da çıkarıp kreplerimi yapmaya başladım. Krepleri yaparken bir arada dolaptan domates ve salatalık çıkarıp doğradım. Masaya peynir, zeytin, reçel gibi kahvaltılıkları da koydum. Son olarak krepleri de masaya koyup Asel'i uyandırmaya gittim. Odasının kapısını yavaşça açtım ve parmak uçlarımda yatağının yanına geldim. Ağzım bir karış  açık, yatağında normal bir insanın yatarken rahatsız olacağı bir şekilde uyuyan Asel'e bakıyordum. Onu ilk defa böyle uyurken görüyordum. Şaşkınlığımın üzerine kıkırdadım. O kadar komik gözüküyordu ki... Uzun sarı saçları birbirine girmiş, ayaklarını havada bacak bacak üstüne atmış kollarını iki yana açmış uyuyordu. Uyurken bacaklarını havada bacak bacak üstüne atmayı nasıl yaptı hala anlamış değildim. Onu izlemeyi kesip yanağından öptüm ve yatağa çıkıp zıplamaya başladım. Bir tarftan da bağırıyordum.

        "Aseeel! Uykucu Aseeel!". Homurdanıp başka şekilde yatmaya başladı. "Esin yataktan kalkarsam kafanı uçururum senin, zıplamayı kes" diyince yüzümü buruşturup onu taklit ettim.

        "Isin yitiktin kilkirsim kifini içiririm sinin, ziplimiyi kis"

        "Kızım sabah sabah manyak mısın? Nereden buluyorsun bu enerjiyi? Esin n'olur iki dakikacık daha uyuyayım be insafsız" deyince yine yüzümü buruşturarak baktım ona.
 
        "Ayy Asel valla sabah sabah midemi bulandırdın. İçine mahallenin karıları mı kaçtı noldu sana annem?" diyince pot kırmış gibi ağzımı kapattım.

        "Bana diyene bak! Hey allahım sabah sabah bu kıza verdiğin enerjinin yarısını bana verseydin zamanın Einstein'ı olup çıkardım ben. Hayır yani en azından insanlığa bir faydamız dokunurdu"

        Ona gözlerimi kısarak baktıktan sonra yanına oturdum ve yanağından öpüp en şirin halime bürünerek "Asel sana kahvaltı hazırladım canım arkadaşım" dedim ve ona yavru köpek bakışlarımdan birini yolladım.

        "Oha! Allahım rüyada mıyım ben neyim? Esin kahvaltı hazırlamış öyle mi?" diye sorunca ona en kötü bakışımı attım.
 
       "Aşk olsun Asel ya! Sanki hiç bir zaman kahvaltı hazırlamıyormuşum gibi konuşma" dememle hemen "Hazırlamıyorsun tabi" demesi bir oldu.

       "Nankör evlat seniii" deyip gıdıklamaya başladım. "Hahaha E-esin hahahha kızım hahaha yap hahaha masana hahaha yaaa" dedi ve gıdıklamanın etkisiyle yataktan düştü. Ben ona kahkahalarla gülerken, o da bana en kötü bakışlarından birini atıyordu.

        "İntikamım acı olacak" dedikten hemen sonra benim üzerime atladı. "Aselciğim canım arkadaşım. Oy oy yerim ben seni. Sen ne kadar da tatlısın öyle". Asel yüzünü buruşturup odadan çıktı. Bende hemen arkasından kıkırdayarak çıktım.

        Mutfağa girer girmez "Allaaaah çok acıktım" deyip masaya atladı. Cidden atladı. "Asel mal mısın yaa. Döküceksin masadakileri" deyip kafasına bir tane hafiften vurdum. "Ya ne vuruyorsun ya. Vura vura gerizekalı yapıcaksın beni. Zaten sabah sabah beynim çalışmıyor. Birde sen vurdun tam oldu." deyince kıkırdayıp "Asel daha gerizekalı olmadın değil mi? Eminsin yani". Bana kötü kötü bakarak "Öyle olsun Esin" deyip kahvaltısına başladı.

        Kahvaltımızı buna benzer konuşmalarla geçirdik. Asel sağolsun bana masayı toplamada yardım etti. Düşünmeden edemiyordum. Acaba Uras neler planlıyordu. Benim tanıdığım Uras bir işe başladıysa eğer onu bitirmeden yarım bırakmaz. Yani beni de mahvetmeden bırakmayacak. Oyunlarını hep arka arkaya oynardı ama uzun zamandır bir ses seda yoktu. Bu sessizlik eminim ki fırtına öncesi sessizliğiydi. Daha ne kadar ileriye gidebilirdi ki. Okulumu kaybettim. İnsanlar bana hep aşağılayıcı bir şekilde bakıyordu. Aklım durdu. Acaba başka ne yapabilirdi ki...

        Asel sanki aklımı okumuş gibi "Bu sessizlik hiç hayra alamet değil" deyince işimi bırakıp ona döndüm. "Yani baksana Esin. Uras'ın bu kadar sessiz kalması normal mi sence?" deyince oflayıp "Bilmiyorum Asel bilmiyorum. Kafam durdu artık çalışmıyor. Uras'ın öfkesini hiçbir zaman anlamadım, şimdi de anlamıyorum. Psikopat gibi hayatı zehir ediyor bana" dedim. Asel yanıma gelip bana sarılarak "Üzülme birtanem. Ben senin hep yanındayım" dedi. Göz yaşlarıma hakim olamayarak "Teşekkür ederim canım. Çok teşekkür ederim"dedim."Neyse sulu göz hadi işimizi bitirelim de biraz dışarı çıkalım seninle ha? Ne dersin?". "Olur canım çıkalım" deyip işime devam ettim. İşimizi bitirince odalarımıza geçtik. Altıma bir kot şort giyip üzerime de salaş açık pembe bir tişört giydim. Saçımı da at kuyruğu yapıp salona geçtim. Asel galiba daha hazırlanamamıştı. Aslında Asel normalde benden daha hızlı hazırlanırdı ama herhalde yoruldu. Acaba girsem mi odasına. Girmeyeyim yaa. Şimdi giyiniyorsa birde. Ya da giriyim yaa. Sonuçta Asel bana birşey demez. Aldığım kararla çat kapı Asel'in odasına girdim. Girmemle olduğum yerde kalmam bir oldu. Asel...

İllegal OyunlarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin