önceki bölümü okuduğundan emin olmalısın güzelim
_________________________________________selam!
oy vermeyi unutmayın! ⭐️jw-
nefes alamıyorum. içten içe bitiyorum. bunun farkında olup elimden bir şey gelmemesi çok ağır basıyor artık.
mutsuz muyum mutlu mu? belki de bir önemi yoktur. içimde bir tutam burukluğa karışmış nostaljik bir sıcaklık var.
aynı duygu için bazen çocuk gibi gülerken bazen gece boyu ağlıyorum. sanırsam kelimelere doğru bir şekilde dökemeyeceğim. yapabilsem de artık, vazgeçiyorum.
bir nedeni yok
ben bu zamana kadar sadece yaşıyordum.seninle yeniden tanışabilmenin bir yolu olsun çok isterdim. yada başka bir hayatta elinden tutabilmeyi. emin ol bir başka evrende, yada bir başka dünyada seni sevmemem gibi bir durum mümkün olamaz. seni yanımda yokken dahi seviyordum. sevgi her şeyin çözümü değil midir? öyleyse neden bende işe yaramıyor? içimdeki sevgi kırıntıları işine yaramayacak. bilirsin, karşılığını veremeyeceğim şeyleri kabul etmiyorum.
bir bataklıktan farksız olan günlerimden birinin bitimindeydim. ve ben, sen bana başta hiçbir anlamı olmadığını düşündüğüm o mesajı yazmadan önce yatağımda, gözlerimi tavana dikmiş sırtüstü yatarken sessizlik büyüdü, büyüdü. bir an geldi ki, kulaklarımın sessizlikten patlayacağını sandım. insanı hayata bir mesaj bağlayabilir miydi tekrar? kendimde tekrar bulmuştum o isteği. bana öyle güzel bir hayat sunuyordun ki.. ilk buluştuğumuz gün görmüştüm gözlerinde, gökkuşağını kollarıma dolayacağını. fark etmeden o gün son kez bakmışsın yüzüme.. ruhumun bunca zaman seninkine ihtiyacı olduğunu anlamıştım. bunu biliyorken neden vazgeçiyorum?
vazgeçmek öyle pat diye olmuyor, bazen ağırına gide gide vazgeçtiğin oluyor. insan bir yerden sonra taşıyamıyor çünkü hiçbir şeyi, sevgi bile kurtarmıyor artık. belki daha erken buluşsaydı yıldızlarımız, kurtarırdın gittikçe batan ruhumu. sana kızmıyorum asla, sana nasıl kızabilirim ki? geç kaldığını düşüneceksin, kötü hissedeceksin. sevgilim, kaderin ipleri daha erken bağlansaydı kollarımıza, kalbimdeki çiçek bahçesinin kapılarını aralayabilirdim sana.
anlamalısın sevgilim... ne kadar yabancı gelse de. çünkü ev bazen, dört duvar ve bir çatıdan oluşan tuğla yığını değildir. ev bazen insanlardır. insanın en rahat hissettiği yer evidir oysa. ben ise evimden kaçıyorum. cebimde arıyorum masalımın mutlu sonunu.
yitirmedim henüz aklımı, lakin bu şehir boğuyor bazen beni.
şehir değil,
tabut bu.
kol kola dolaşıyor ölüler."gökyüzü yaşadığın yer olur."
haklıydın. öylesine haklısın ki bu sözünde, kelime haznem yeterli değil. gökyüzü artık bana güler mi? gökyüzü mezarlığı. yıldızlarda, ağıtlar yakılı. ben kendi yıkıntımın sanatkarıyım. niçin bu kadar çoktur öpüşleri gizleyen avuçlar? ve niçin bu kadar unutmak istediğim çok şey var?bazen acının en dibe vurduğu yerdesindir. ne ileri ne geri tek bir adım atamazsın. tüm hayallerin, uğruna vazgeçtiğin her şey tek bir cümleyle yok olup gider ve kalakalırsın. çok ağlamak da fayda etmez çok içmek de. ya sonsuza kadar uyumaktır isteğin ki buna en basit yolla ölüm denir, yada hissizleşmek. ikisi de aynı şeydir nasıl olsa. o acı tekrar yakana yapışmıştır. ve aynı filmi aynı acıyla, hayal kırıklığıyla ve ıslanmış gözlerle izlersin. hayattır işte bu. kessen kan akmaz denecek kadar acır canın. ve ağzından tek bir cümle dökülmez artık. çünkü bu sefer her şey bitmiştir.
sanki sıra ölmeye geldi.
gidiyorum artık. yerim hiçbir zaman bu harabe dünya olmadı. yerim her zaman bir mezarlıktan farksız gökyüzüydü. ışıkları ben kapatıyorum, sende açmayacaksın. karanlıktan korkuyorum ama merak etme, halledeceğim. tam bu gece öldüm. bakabilecek misin bir daha gökyüzüne? eğer göreceksen şimdi gör beni, çünkü bazı buluşmalar mahşere kaldı.. bir daha göremeyeceksin, tabutlar ışık geçirmezler. bazı masallar yarım kalır, ne güle güle giden olur ne hoşça kalan. ölüm çok gerçek değil mi? birisi var, sonra yok. tek bir hamle kaldı, sonra yıldızlara uçacağım.
ve masalın sonu şöyle biter; "son derece zarif bir hareketle son adımını uçurumdan aşağı atıyor."
jay-
söyle kim üzdü seni bu kadar?... seçtiklerin mi vazgeçtiklerin mi?
ruhu ağrıyordu. hayatımda ilk defa ne hissettiğimi ifade edemiyorum. nasıl olduğumu yada ne düşündüğümü. elimi kolumu bağladı olanlar, tek yapabildiğim dehşet içinde durmak. her bir zerrem biliyordu kalmayacağını. her şeyi zamana bıraktık, zamanımız var mı bilmeden. ve itiraf etmeliyim ki seni çok seviyorum. herhangi bir neden duymadan, bir şeye bağlı kalmadan. sırf sensin diye.
insanlar gider ama terk edişleri kalır daima. ölüm çok acı bir şey değil mi? bir daha o kişiyle asla konuşamayacaksın ama anlatacak şeyler biriktiriyorsun. insan sevdiği birini kaybedince omuzlarına tonlarca yük binmiş gibi ayaklarını kaldıramıyor. ölümü hafife almamalıydım. ölseydi en azından mezarına gider ağlardım dememeliydim. bilmiyordum ki bir mezarı gözyaşlarımla sulamak ne kadar ağır bir yüktür. en azından nefes alıyor diye şükür edeceğime kendini bilmez cümleler kurmamalıydım. ve son olarak kalbini bilen dilini anlar çiçeğim. fazla kelâm, harflere zulüm.
birimiz için şarkı bitti,
fakat her ikimiz de dans etmeyi bıraktık.bunu yazıyor olmak fic yazmaktan daha zormuş.
öncelikle buraya kadar okuyup bana destek olan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
sonunu hiç böyle planlamamıştım ama umarım yeterli olmuştur.
tekrar teşekkür ederim, benimle kalın~!
fic bir şarkı olsaydı hangisi olurdu?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dauphine, Jaywon. ✓
Fanfiction"Canavarsın" kelimeler acımasızdı.. "Özür dilerim" kelimeler kırılgandı.. "Haklıydın" kelimeler kırgındı.. [texting||story||angst]