Karşımdaki büyük, saraya benzeyen yapıyı hayranlıkla izliyordum. Burası kocamandı. Fakat fazla inceleyemeden beni elimden tutup içeriye ilerleten Seungmin e ayak uydurdum.
Burası onların malikanesiydi. Ve artık Seungmin inde.
İçeriye girdiğimizde derin bir nefes alarak sonunda sırtımdaki pelerinin şapkasını başımdan indirdim. Bir büyücüye benziyor olmalıydım.
O ormandan buraya kadar gelirken tanınmamak için, Seungmin in arkadaşlarından olan Jeongin in pelerinini giymiştim ve yine tanınmamak için pelerinin şapkasını takarak resmen burnuma kadar kapatmıştım. Bu Seungmin içinde geçerliydi. Malum, uzun zamandır ortalıkta yoktu ve aniden ortaya çıkarsa , üstüne üstlük aynı gün üstlerin cansız bedenleri bulunursa bu büyük bir soruna neden olurmuş.
Elbette etrafta yüzleri tamamen kapalı ve el ele tutuşmuş iki kişi dikkat çekiyordu ancak diğerleri çeşitli bahaneler ile bizi garip durumlardan kurtarmıştı.
Başımı kaldırıp Seungmin e baktığımda onunda bana baktığını görüp tebessüm ettim. Çok geçmeden Chris in sesini duymamızla ona döndük.
"Evinize hoşgeldiniz çocuklar."
Diğerleri ile birlikte bir odaya adımlaması ile onu takip ettik. Girer girmez kocaman salon bizi karşılarken gözlerimi etrafta gezdirdim.
Yüksek tavan ve geniş oda beni büyülerken diğerleri gibi koltuklara dizildik. Sanki Seungmin in kuyruğuymuş gibi yanından ayrılmazken üçlü koltukta diğer yanımada üzerimdeki pelerinin sahibi Yang Jeongin oturmuştu.
Uzun yolculuk yürüyerek geçtiği için yorgunlukla arkama yaslanırken diğerlerinin konuşmasına kulak kesildim.
"Senin ortadan kaybolmanın ardından uzun zaman seni aradık. Hatta birkaç kez Dünyaya bile geldik. Ancak kalbini bir türlü hissedemedik. Yer yarıldı içine girdin sanki."
Bu zamanlar büyük ihtimalle Seungmin in bebek olduğu dönemlere aitti. Çünkü bir oyuncağın kalbi olamazdı. Seungmin onlara zaten öğrendikleri olayları daha ayrıntılı anlatırken konu banada gelmişti.
"En sonunda ahjumma hissederek beni Mi Cha ya sattı."
Konu buraya gelince tüm gözler bana dönerken Hyunjin aklındaki soruyu yöneltti.
"Peki ya büyüyü yakacağını nasıl akıl ettin?"
Aklıma o gün geldiğinde gözlerimi sıkıca kapatıp başımı iki yana salladım. Kafayı sıyırdığımı düşünüyordum o sıralar. Benim yerime soruyu cevaplayan ise yine Seungmin oldu.
"Birşeyleri fark etmesi için hareket edip yer değiştirdiğimde , bunu pek iyi karşılamadı."
Ardından bana baktı mahcup bir tavırla.
"Sahi o zamanlar için özür dilerim."
Kafamı sorun yok dercesine sallarken anlatmaya ben devam ettim.
"Aslında başka delirdiğimi düşünmüştüm ama sonradan bebekte bir sıkıntı olduğunu fark ettiğimde onu yeniden satıcı ahjummaya götürmeye karar verdim ancak onu bulamadım. Sonra kağıttan çıkan yazıyıda görünce onu bir büyü yada dua sandım. Ben küçükken annem böyle şeyleri atmadan önce yakardı, bir yan etkisi olmaması için, bende onu taklit ettim."
Bu sırada araya Changbin girdi.
"Aslında böyle daha büyük bir yan etki olmuş."
Bu dediğine diğerleri yavaşça kıkırdarken gözlerimi Seungmin e çevirdim. Bu yan etkiden kesinlikle pişman değildim. Üstelik az önce ölümden dönmemize sebep olsa dahi.
Seungmin benim rutin hayatıma yenilikler getirmişti. Renk katmıştı. Hergün sıradan geçen günlerimde değişiklik yaratmış, dudaklarımda oluşan tebessüme yol açmıştı. Aynı şimdiki tebessümüm gibi.
Gözleri bana döndüğünde kısılan gözlerine daldı gözlerim. Güzel tebessümünde gezindi. Ve ben o an anladım.
Ben bu elfe aşık olmuştum. Parlayan gözlerine, kiraz gibi dudaklarına, ışıldayan yüreğine.
Fakat aklımda birtek şu cümle geziniyordu . Hani şu meşhur söz.
'Biz farklı Dünyaların insanıyız, Kim Seungmin...'
•
Ay duygusal bir bitiş yapayım dedim.
Her ne kadar etkili olmasada eheh.
30 Ağustos zafer bayramınız kutlu olsunnn ;))
Bir sonraki bölüme kadar kendinize iyi bakın 🎐
Öpüldünüzzzz ✨🤍✨

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Close To You || Kim Seungmin
Fiksi PenggemarBir öğrenci olan Kang Mi Cha , aldığı oyuncak bebeğin bir elf olacağını nereden bilebilirdi ki?