-42-
Eve geri döndüğümde Mariano'nun bana ne konuştuğumuzu sormasını bekledim ama hiçbirini yapmadı. Yardımcısının getirdiği kahve kupasından bir yudum aldı. "Filtre kahve içer misin?" Bir süre düşündükten sonra gözlerini kapadı. "Ah, sanırım hamileler kahve içmiyordu, doğru mu?"
Sorusuna yanıt vermektense sorgular gibi baktım yüzüne. "Ne konuştuğumuzu merak etmiyor musun?"
Omuz silkti adam. "Beni ilgilendiren bir konu olsa paylaşırdın." Bu kadar rahat olması ve kendine güvenen tavrı bile normal gelmedi o an. Belki de hakkında duyduğum kan dondurucu gerçeklerden sonra artık ona bir parça bile normal bakamıyordum. "Madem kahve içmiyorsun, dilersen meyve suyu veya kafeinsiz bir şeyler iç."
Daha fazla şüpheli bakışlarımı üzerinde gezdirmemek için başımı iki yana salladım. "Yok, böyle iyi."
Karşısındaki koltuğa oturduğumda yeniden bir sessizlik hâkimiyet kurdu aramızda. Ben sürekli sorular sorar, beni darlar diye düşünmüştüm. Ne bileyim, Inti'yle ne konuştuğumuzu sormasa da Carlo'yla ilişkimizi irdeler diyordum ama ben konuşmadıkça o beni sıkıştıracak ya da boğacak şeyler sormuyordu. Yoksa bu da beni kaynayan kurbağa sendromuna maruz bırakmak için kurduğu küçük tuzaklardan biri miydi? Güvenimi mi kazanmaya çalışıyordu?
Kafamda ona dair dönen binbir felâket senaryosunun ardından zil çaldı, kısa süre sonra da salona Esteban teşrif etti. Her zamanki görkemli giyimiyle jilet gibiydi. Özenliydi. İlk ve son karşılaşmamızın aksine daha dost canlısı görünüyordu.
Mariano onu gördüğünde ilk etapta yerinden kımıldamadı. Sonra ağır ağır kalktı yerinden. "Hoş geldin." Sadece el sıkıştılar. İki iş arkadaşı gibi. Bu da tuhaftı sanki.
"Hoş buldum." Göz ucuyla bana bakarken "Açıkçası verdiğin haberle çok şaşırdım, Mariano." dedi. Şüpheyle beni süzdüğünü görebiliyordum ama bir tepki vermedim. Anlamaya çalışır gibi kaşlarını çatarak oğluna döndü. "Biraz ani olmadı mı?"
"Bizim için de yeni bir durum bu. Her şey biraz hızlı gelişti." Bana baktı ve "Bebeğimiz biraz erken gelerek bizi birleştirme kararı aldı." diyerek profesyonelce yalan söylemeye devam etti.
Esteban ise yaşlı bir kurttu. Güngörmüş bir adamdı. Belli ki tecrübeleri ona her şeye kolayca inanmaması gerektiğini öğretmişti. Oğlunun da başarılı bir yalancı olduğunu varsayarsak tek umudu bendim. Gözleri bende kilitlenmiş biçimde bir hatamı kolluyordu. "Küçük hanımla yüz yüze geldiğimizde bana hiç bahsetmemişti. Yani bebeğin senden olduğundan." Konuşmalarında kibarlığı elden bırakmıyormuş gibi görünse de bakışlarıyla beni döver gibiydi. "İki kardeşle de garip bir ilişkin olması biraz tuhaf değil mi?" Bunu anlamaya çalışan sahte bir yüz ifadesiyle küçümsemenin karıştığı bir tavırla söylemişti.
Şüpheleniyordu. Hissediyordum. Burnu iyi koku alıyordu. Bense konuşmayı reddettim. Sadece cesurca yüzüne bakıyordum. Benim yerime Mariano konuşmaya başladı. "Carlo'yla aralarındaki şey ilişki gibi bir şey değil. Bir noktada tanıştılar ve Carlo ona karşı bir takıntı besledi." Babasına imalı bir bakış atarak ekledi. "Bilinen sebeplerden dolayı."
Sanırım Dalia konusunu kast ediyordu. Esteban da hemen anlamıştı, başıyla onayladı. Telefonu çalan Mariano'nun "Hemen dönerim." sözüyle saniyeler içinde salonda baş başa kaldık. Kafesinden kurtulmuş bir aslanla aynı odada kapalı kalmak gibiydi. Ürkütücüydü.
Esteban sakin ve ağır hareketlerle yavaşça karşımdaki koltuğa oturdu. "Bu biraz garip." dedi hatırı sayılır bir sessizliğin ardından.
Ondan ürkmeme rağmen, günlerdir beni tehdit etmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi cesaretimi koruyarak karşılık verdim. "Garip olan nedir tam olarak?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KADEH (+18)
Ficción GeneralUYARI: Bu hikâyede kötü örnek teşkil edebilecek davranışlar ve yoğun miktarda cinsel içerik bulunmaktadır. ❝ Açık konuşmak gerekirse hayatımın aşkını nerede bulacağımı pek düşünmemiştim. Ve tabii onunla bir kumarhanenin önünde üzerine kusarak tanışa...