🂡 KADEH | 43

636 82 17
                                    

-43-

Sanırım kendimle çelişen bir karaktere sahip olduğumu en azından kendime itiraf etmeliydim. Carlo'nun eninde sonunda buraya geleceğini içten içe bilsem de onu karşımda gördüğüme şaşırmıştım. Oysa Inti bu anın geleceğini söylemişti. Ben neden inanmamıştım bilmiyordum. Bunun türlü sebepleri olabilirdi. En önemlisi de beni gerçekten sevdiğine inanmamamdı. Bir diğeri de bebeği istememesiydi. Şimdi bebeğin yaşadığını öğrenmesi neyi değiştirecekti ki? En azından ben böyle düşünüyordum.

Carlo'nun şu an burada, karşımda olması düşüncelerimi çürütecek miydi yoksa beni haklı mı çıkaracaktı henüz bilmiyordum. Çünkü buraya geliş sebebini tam anlamıyla ağzından öğrenebileceğimiz kadar zaman geçmemişti. Uzun zamandır görüşmediği kardeşine kırmızı görmüş boğa gibi bakışını değerlendirecek olursak pek de yanlış iz üstünde sayılmazdım.

Mariano onun aksine, son derece sakin bir bakış atmıştı kardeşine. "Sevgili kardeşim Carlo, seni burada görmek ne güzel." Onun rahat tavırlarının sebebini anlamak zor olmasa gerekti. İbre onun tarafına dönmüş durumdaydı. Görünüşe göre kozlar onun elindeydi. Carlo'nun sevdiği kadın ve bebeği elindeydi. Görünüşe göre. Ve bilirsiniz, bazen hiçbir şey göründüğü gibi değildir.

Carlo ise adamın keyifli gülüşünü donuk bir suratla karşılayarak "Kes sesini." dedi. Kurduğu bu kısacık cümle bile ortamın buz kesmesine yetmişti. Ne bir küfür ne de bir hakaret etmeden Mariano'nun keyifli bakışını da atmosferdeki sıcak havayı da tamamıyla tersine çevirmeyi başarmıştı. Kardeşini yok sayarak bana dönen adam "Hadi Ece, hazırlan. Gidiyoruz buradan." dediğinde adımı söylemesine rağmen bana söylediğine inanamamıştım. Sevmediği, bir şey hissetmediği ve önemsemediği biri için bu tavır fazla kaçmıyor muydu? Gerçekten hiçbir şey göründüğü gibi değil miydi? Bu kez benim açımdan.

Kafamda bu düşünceleri sorgularken ona herhangi bir yanıt vermeden sadece yüzüne bakıyordum. Mariano kardeşine dönüp "Ece burada kendi isteğiyle kalmayı seçti. İstemediği hiçbir yere gitmeye zorlanmayacak." dediğinde tek bir hareketle fitili ateşlenmeye hazır Carlo onun yakasına yapıştı ve neredeyse havaya kaldırırcasına yukarı çekti.

"Sen misin iyilik meleği, ha? Sen misin?" Carlo delirmiş gibi kardeşine bakarken bunları bağırıyordu yüzüne. O ne kadar çileden çıkmışsa Mariano bir o kadar sakindi. Gerçek dışı bir sakinlikti. Carlo'nun delirmesinden zevk alıyor gibi. Böyle bir tartışmada bu kadar sakin kalan birinin akıl sağlığını bile sorgulayabilirdim. En azından etkiye tepki verebilirdi ama o bundan keyif alıyor gibi akışa bırakmıştı.

"En azından bir kadını hamile, savunmasız bir biçimde yüzüstü bırakmadım. Senden daha iyi olduğum söylenebilir."

Dişlerini çene kemikleri belirginleşene kadar sıkan Carlo "Seni burada gebertmemem için tek bir sebep söyle." diye hırladı.

"Çünkü senin yapamadığını ben yapıyorum. Bebeğine sahip çıkıyorum."

Hâlâ yakalarından tuttuğu kardeşini hiddetle ileri doğru savururken "Bebeğimi ve annesini sana bırakacak değilim." dedi ve el bileğimden kavradı beni. Bu cümle olağanüstü bir cümleymiş gibi zihnimde yankılandı. Bebeğimi ve annesini bırakacak değilim. Gerçek miydi bu? Yoksa zihnimin uydurduğu bir söz müydü? Hani kendimi avutmak için zihnimde oluşan hayalî bir söz falan.

Beni bileğimden tutup sürüklerken gerçekliğini idrak ettim ancak kapıya doğru yürüdüğümüzde ben tepki veremeyecek kadar şaşkın hâldeyken Mariano arkamızdan seslendi. "Neden Ece'ye sormuyorsun? Belki de basiretsiz bir adamla sonunun nereye gideceği belli olmayan bir yola çıkmak istemiyordur."

KADEH (+18)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin