-44-
Carlo az ötemde şömineyi yakmaya çalışırken ben oturduğum yerde dizlerimi karnıma doğru çekmiş, önümdeki halının karmaşık desenlerini inceliyordum.
Öte yandan Mariano'nun ölüp ölmediğini de merak ediyordum. Onun için pek endişelendiğimi söyleyemezdim. Tamam, öldüyse bir insanın ölümü kadar üzülebilirdim ama daha fazlası değil. Hem onu tanımıyordum, başına gelen şeyi atlatmam uzun sürmezdi hem de Mariano'nun tam anlamıyla manyağın teki olduğunu düşünüyordum. Evet, bana zarar vermemiş olabilirdi -belki de buna vakti olmadığındandı- ama hayatta başıma gelen onca şeyden sonra birinin tekinsiz olduğunu anlamam için başıma bir şey getirmesini, bana bir şey yapmasını bekleyemezdim. Bazı insanlar hâl ve tavırlarından bile kendilerini ele verirlerdi.
Kafamı kurcalayan yeni bir şey daha, Carlo'nun hızlı değişimiydi. Kime veya neye inanacağım bilemediğim bir dönemdeydim ve bildiğim gerçekler anbean değişiyordu. Acaba Inti haklı mıydı? Carlo masum muydu? O kırmızı bültenle aranan bir katilken bu suçu onun üstüne atan Mariano muydu? Yoksa ben âşık olduğum için Carlo'yu kafamın içinde aklamaya mı çalışıyordum? Kafamda binlerce soru işareti.
Şömineyi yakan adam ellerini çırpıp temizleyerek yanıma geldi. "Birazdan ısınırız." Usulca gelip oturduğum üçlü koltuğun diğer köşesine kuruldu. "Üşüyor musun?" Onunla ikili diyaloğa girmeden başımı iki yana salladım. O ise koyduğum mesafeyi hemen kabullenecekmiş gibi görünmüyordu. "Düşünceli görünüyorsun."
Alayla güldüm. "Neden düşünceli olayım ki? Muhteşem bir hayatım var, hiç kafamı yormam gereken sorunlarım yok. Beni sevmediğini söyleyen ve bebeği istemeyen adam beni buraya kaçırdı. Ailesi benimkiler gibi birer psikopat ve her yerde bizi arıyorlar." Dudak büktüm. "Yok canım, pek de düşünülecek bir şey yok."
Başımızdaki belaların özetini benden duyan adam gayet sakin ve soğukkanlı bir biçimde onayladı. "Evet, haklısın. Bazı sorunlar var."
"Bazı sorunlar mı? Sence bu kadar küçümsenebilecek şeyler mi bunlar?" Abartılı bir biçimde büzülen dudaklarımın ardından "Pes!" deyiverdim.
Carlo'nun sessizce bana bakışları bir şey anlatmaya çalışıyor gibiydi. Onun bana bu kadar yakın olması, istediğim kişi gibi davranması garipti. En başından güvenilmez biri olduğunu sinyalden de öte dümdüz söyleyen biri için tüm bunlar fazlaydı. Hangi Carlo gerçekti hangisi sahte bilmiyordum ama kafamı karıştırdığı su götürmez bir gerçekti.
Şimdi de hiçbir şey olmamış gibi güven verici bakıyordu bana. "Kafanın ne kadar karışık olduğunun farkındayım. Ve haklısın."
Ilımlı yaklaşımı ilk defa beni içinde bulunduğum belalara karşı sakinleştiriyordu ve bu garipti. Ona güvenmemem gerekiyordu çünkü bugüne kadar bir söylediği diğerini tutmayan dengesiz biriydi. Yüzüme karşı beni sevmediğini söyleyen birine gurursuzca inanamazdım. Sırf aramızda karnımdaki bebek gibi bir bağ varken hem de. Bu çok saçmaydı. Bir bebek her şeyi düzeltemezdi.
"Ama korkmanı gerektiren bir şey yok. Burada bizi kimse bulamaz. Ben yanındayken sana kimse bir şey yapamaz."
"Carlo, sen kimsin ki? Ben sana neden güveneyim? Senin daha kendi içinde bile bir dengen yok." Bunu öyle kavgadan uzak söylemiştim ki kendime bile şaşırdım. Gerçekten merak ettiğim bir konuyu dile getirir gibi açık bir dille ifade ediyordum kendimi. Bu da bir gelişmeydi. "Beni sevmediğini söyledin. Bebeği istemediğini söyledin. Senden uzak durmam gerektiğini söyledin. Söyledin de söyledin! Şimdi de hiçbir şey olmamış gibi dünyanın en örnek baba adayı gibi davranıyorsun. Kafamı karıştırıyorsun."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KADEH (+18)
General FictionUYARI: Bu hikâyede kötü örnek teşkil edebilecek davranışlar ve yoğun miktarda cinsel içerik bulunmaktadır. ❝ Açık konuşmak gerekirse hayatımın aşkını nerede bulacağımı pek düşünmemiştim. Ve tabii onunla bir kumarhanenin önünde üzerine kusarak tanışa...