''Jimin bizden Jungkook'la sevgili olduğunu saklıyorsun. Yalan söylüyorsun.''
Taehyung'un dediği ile bıkkınlıkla nefes verdim. Onuncu kere sormasına rağmen bıkmıyordu. ''Jimin biliyorsun Taehyung'u şaşırdığı zaman saçma sapan sorular soruyor.'' dedi Jin hyung. ''Maalesef hyung.'' Benden gözlerini çekip Taehyung'a baktı. ''Salak sevgilim benim Jimin yıllardır Jungkook'a açılamadı. Ha sevgili olsalardı Jimin yerinde durabilir miydi?'' Taehyung'a baktığım zaman başını olumsuz anlamda sallayıp yemeğine gömüldü.
Jin hyung'un kafesine öğle yemeğimi yemek için gelmiştim. Jungkookla olan yaşadıklarımı anlattım. Tabi ki tekrarlanan baş ağrımı ve göz bulanıklığımı söylemeden. İkisi de çok şaşırmıştı anlattıklarıma. Bende Jungkookla aramızda böyle konuşmalar geçeceğini ve beni eve bırakacağını hiç düşünmezdim. Hayal gibiydi.
Sabah erkenden büroya gitmiştim. İşlerimi bitirdim sanıyordum ki babamın yeni karısı Nayeon'un yapamadığı işlerle ilgilenmek zorunda kalmıştım. Kadının bilgisi olmamasına rağmen büroda bir şey yapamıyordu ve iş umrunda değildi. Bende çok sevmezdim avukatlığı ama bir işe girdiğin zaman iyi bir şekilde öğrenip yapman gerekiyordu. Ama Nayeon bunu yapmıyordu. Kendisini sevemiyordum ama saygı göstermem gerekiyordu hem kardeşimin annesiydi. Kardeşimin üvey olması benim için önemli değildi. Dünyaya yeni gelmiş melekti.
Telefonumun saatine baktım. Üçe geliyordu ve benim yarım saat sonra randevum vardı. Göz muayenesine gidecektim. Uzağı dünden beri göremiyordum. Garip olan tarafı birdenbire olduğuydu. Ayağa kalktım ve yerimde kollarımı açarak esnedim. ''Ben gidiyorum. Evraklar beni bekler.'' Göz doktoruna gideceğimi söylemek istemedim. ''Kolay gelsin benim bebeğime.'' dedi Jin hyung ayağa kalkıp bana sarılırken. Gülümsedim. ''Teşekkürler hyung. Sana da kolay gelsin. Yine mükemmeldi yemeklerin.'' ''Çünkü ikimiz aşkımızı katıyoruz.'' Taehyung'a bakıp kıkırdadım ve sarıldım. Jin hyung Taehyung'un dediği ile utanmış yanakları kıpkırmızı olmuştu. Şu an ilk sevgili olduğu zamanlar gibilerdi. Vedalaşıp arabama bindim ve göz hastanesine doğru sürmeye başladım. Telefonumu arabama bağlayacakken kişilerimde kayıtlı olmayan bir numara mesaj atmıştı.
Bilinmeyen Numara: Selam Jimin. Nasılsın?
Jimin: Merhaba? Kimsiniz?
Bilinmeyen Numara: Nasıl kimsiniz? Numaramı mı sildin sarışın?
Telefona bakakaldım. Bu Jungkooktu. Emindim.
Bilinmeyen Numara: Orada mısın?
Jimin: Evet evet buradayım. Araba sürüyorum bir yandan. Bi ara telefonumu değiştirmiştim numaran silinmiş Jungkook.
Bilinmeyen Numara: Anladım Jimin. Sonra konuşuruz. Araba kullanırken dikkat et.
Jimin: Tamamdır. Teşekkür ederim. Görüşmek üzere.
Jungkook'un telefon numarasını kayıt etmeden son mesajı yazıp telefonu yan koltuğa fırlattım. Sevinmiştim ve heyecanlanmıştım. Mutluluktan gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Tekrardan telefonumu aldım ve Taehyung'u aradım. Akşam anlatabilirdim ama çatlardım.
''ALO TAE!''
''Jimin biliyorum on beş dakika oldu dayanamıyorsun. Biliyorum özledin beni.''
''Ya Tae! Dalga geçme. Çok önemli bir şey oldu!''
''Hahahah tamam tamam. Noldu Minmin.''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heather
Teen FictionJJK&PJM Park Jimin, Jeon Jungkook'a uzun süredir platonik aşıktı. Eskiden bulamadığı cesaretle Jeon Jungkook'a hislerini söyleyememiştir. Peki, cesareti şimdi bulduğunda ne olacaktı, karşısına çıkan engeller dışında. "Hâlâ hatırlıyorum, Aralık ayını...