Ch-16 P:3

1.8K 99 103
                                    

Asi o sabah ateşler içinde terleyerek uyandı. Sıcaktı etraf, çok sıcaktı. Alaz kombiyi açıp öyle yatmış olmalıydı. Fakat sıcak basmasının ve uykusundan uyandıracak kadar şiddetli olmasının tek sebebi bu değildi.

Cidden ateşi vardı. Vücüdunda belli bir hafif kırgınlık vardı, kemikleri sızlıyor gibi hissederek uyanmıştı. Hissettiği sıcaklığın yanına bir de bu eklenmişti.

Aslında belki bir sebebi daha bile olabilirdi. Gördüğü, tam hatırlamadığı ve her geçen saniye daha da fazlasını unuttuğu rüyası. Alaz'ı ve onun dilini bolca içeren rüyası.

Asi kendini bildi bileli kendini kontrol edebilen, iradeli ve libidosunu belli etmeyen bir kız olmuştu. Belli etmemesi olmadığı anlamına gelmiyordu ama kendini dizginleyebilmesiyle övünürdü.

Şimdiyse hiç görmediği kadar ıslak rüya görüyor ve bunları bir noktadan sonra hafızasından siliyordu, yalnızca vücudunun salgıladığı reaksiyonlar kalıyordu geriye. Bunların çocuğun yatağında, onun dibinde olması da daha utanç verici kısmıydı ama bir yandan da sebebinin bu olduğuna ikna etmişti Asi kendini.

Uzun zamandır biriyle birlikte olmamıştı, ne duygusal ne de cinsel anlamda. Birine yakın da durmamıştı. Vücudu özlüyordu herhalde böyle hisler yaşamayı, her fırsatta ona sinyal gönderiyordu ama Asi bu sinyalleri hiçbir şeye dönüştüremezdi ki! Her şeyi çok karıştırırdı ve böyle karmaşık bi durumun içinde kaybolmak en son istediği şey bile değildi. İşin sonunda yara alacağını hissediyordu.

Alaz onu üzmeyecekse bile şartlar üzecekti belli ki ikisini de. Korkuyordu bir yandan Asi. Bu platonik ev arkadaşlığı yaklaşık bir ay daha böyle kalmalıydı! Sonrasında zaten kolaylaşacaktı! Alaz Kanada'ya gidecekti, Asi de o sırada biriken parasıyla kendisi yeni bir eve çıkacaktı. Kolaylaşmak zorundaydı.

Asi yutkunmakta bile zorlanırken gözlerini zar zor açtı. Vücudundaki tüm su ve nem çekişmişti sanki ve tere dönmüştü. İğrenç hissediyordu kesinlikle. Alaz'ın hala uyuyan yüzüne dönüktü yüzü. Onu izlemeye başladı fakat bir sorun daha vardı. Alaz'ın sanki bir vampirmişçesine beyaz olan teni kırmızı görünüyordu. Hem de oldukça fazla! Kulaklarına kadar kızarmıştı çocuk uykusunda.

Asi panikleyip elini yorganın altından çekip hızla yanağına değdirdi. Kendisi de iyi hissetmediği için anlayamamıştı ateşi olup olmadığını. Avucunu bu kez alnına getirdi, yine anlayamamıştı ve Alaz hafifçe kıpırdanıp ağzından duyulamayacak bir ses çıkartmıştı fark etmeden.

Asi elinin tersini bu kez boynuna getirince Alaz aniden uyandı. Sesini duyduğu anda anlamıştı Asi.

"Günaydın." Sesi o kadar kalın ve pürüzlü çıkmıştı ki Asi onun da iyi olmadığından emin oldu.

"Günaydın." diye karşılık verdiğinde de Alaz Asi'nin iyi olmadığını anladı.

"Beni baştan çıkarmaya mı çalışıyordun?" diye sordu az önce elinin boynunda olmasını kastederek.

"Hayır geri zekalı! Ateşinin olup olmadığını anlamaya çalışıyordum!"

"Kesinlikle var. Sen iyi misin peki?"

"İyiyim." diye yalan söyledi Asi. Hasta olunca kötü hissederdi hasta olduğu için. Biri onunla ilgilenmek zorunda kalsın istemezdi. Ki Alaz daha önce hasta olursa onunla uğraşmak istemediğini de söylemişti bir kere. Geçiştirmeye çalıştı.

"Değilsin."

"İyiyim."

"Değilsin, görebiliyorum Asi."

"Nasıl görebiliyorsun?"

"Gözlerinin içi bile kırmızı şu an. Burnunun kızarmış olması her ne kadar şirin olsa da iyi olmadığına bir işaret."

And They Were Roommates - AsLaz Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin