Jimin: Aldığın hediye çok güzel. Çok beğendim. Teşekkür ederim Kook.
Kookie: Rica ederim sarışın. Beğendiysen ne mutlu bana.
Jimin: Ahahahaha
Kookie: Demek annene benden bahsettim hm?
Jimin: Evet. Bahsettim. Keşke bahsetmeseydim ama.
Kookie: Neden sarışın?
Jimin: Annemin ağzı rahat durmadı çünkü. Utandım.
Kookie: Ya Jimin. İyi ki bahsetmişsin. Utanılacak bir şey yok.
Jimin: ☺️☺️
Mesajı atıp ani gelen mide bulantımla tuvalete koştum. Midemdekileri boşaltırken annem başucuma gelmiş sırtımdan sıvazlıyordu. Bi süre sonra sakinleşip doğrulduğum yerde oturup ağlamaya başladım. "Güzel oğlum benim. Geçecek. Biliyorum kusmayı sevmiyorsun ama tedavini olup kurtulacaksın." Annemin dediğiyle daha da ağlayıp sarıldığımda saçlarımı okşayıp ağlayarak motive ediyordu beni. Doktorum ani duygu geçişleri, kusmalar gibi etkilerin olacağını söylemişti. Annem beni kendisiyle ayağa kaldırıp yatak odama götürdü. Yatağımı oturdum. "Kusura bakma anne. U-uyandırdım seni." Ellerime bakıp konuşurken annem dizlerime çömelmiş kızarmış gözleriyle yüzümü süzdü. "Benim aşkım. Ne kusuru? Senin yanında tabiki olacağım." Ellerimi öpüp ayağa kalktı. "Anne bugün yanımda uyur musun? İhtiyacım var." Annem burukça gülümseyip başını salladı. "Tabiki aşkım." Yana kayıp uzandığımda annem de yanıma uzanıp yorganı üstümüze çekti. Sokak lambaları yüzüme vururken yüzümü süzdü. "Çok güzelsin oğlum." Gülümseyip utanarak yüzümü kapattım. "Sen doğurduğun için olabilir mi?" Güldüğünde karşılık olarak bende güldüm. Sanki az önce ağlamamış gibiydik. Sanki az önce Jungkookla mesajlaşırken heyecanlanmamıştım.
-
Hastanenin koridorunda yavaş adımlarla bi yanımda babam bi yanımda annemle yürüyordum. Kemoterapi'den çıkmıştım. İkilinin bana olan bakışlarını hissediyordum. Doktorun odasına geldiğimizde gözlerimi sımsıkı kapamıştım. "Güçlü ol oğlum. Yanındayız." Omzuma konan babamın eliyle dudaklarımdan mırıltı çıktı. "İstersen biraz hava alalım. İyi gelir." Annemin dediğiyle kafamı hayır anlamında sallayıp gözlerimi açtım. Güçlü olmak zorundaydım. Kapıyı tıklatıp odaya girdiğimde ikiliyi arkada bırakmıştım.
Doktor gözlerini bilgisayardan çıkıp beni görünce ayağa kalkıp koltuğa oturtmuştu. Annem ile babam geldiğinde başucumda durmuş merakla doktora bakıyorlardı. "Geçmiş olsun Jimin Bey. Nasıl hissediyorsunuz?" Yorgun gözlerle baktığımda cevabını almışçasına kafasını salladı. Yerine geçip ikiliye baktığında ufak bir gülümseme sergiledi. "Bu süreçte tedavilerden dolayı yorgun düşmen normal. Bir de bu ilk seansın daha da yorgun olduğun belli oluyor. Bu süreçte baş ağrısı, mide bulantısı, baygınlık ve vücudunun herhangi bir yerinde uyuşma gibi belirtiler olur. Aksi halde bir şey olursa lütfen beni aramayı çekinmeyin ve hemen hastaneye gelin. Şu anlık ilerleme söz konusu değil. Tedavilerle iyi huyluya çevirip yada küçültüp ameliyat edebiliriz. Tedavilerle gözlemleyeceğiz" tek nefeste söylediğiyle başımı sallamakla yetindim. "Size bir oda ayırttırıyorum. İki saat sonra diğer tedavileri olacaksınız." "Teşekkür ederim." Zor bir şekilde konuştuğum da doktor gülümsedi ve odanın yerini söyledi. Annem ile babamla yavaş yavaş odaya doğru yürüdük.
Odaya geçip yatağın üzerine oturup önümdeki ikiliye baktım. Sessizlik vardı. Ben onlara onlar ise bana bakıyordu. Mutlulardı. Annem yanıma oturmuş parlayan gözleriyle yanaklarımı öpmüş kafasını omzuma koydu. "İyileşeceksin aşkım. Çok mutluyum." Tebessüm edip güldüm. Babama baktığımda bi kaç adımla daha da yaklaşıp saçlarımdan öptü. "Kafeteryaya bir şeyler almaya gidiyorum." Dediğinde başımı sallayıp odadan çıkışını izledim.
Annem omzumdan kalkıp elimi eline alıp sıktı. "Sabah baban olduğu için konuşamadık. Jungkook hakkında dediklerim için senden özür dilerim bebeğim." İsmini bile duyduğumda heyecanlanan kalbim tekrardan aynı ritme girdi. "Sorun yok annem." Gülümsediğimde annem de bana tebessüm etti. "Dediğin gibi çok yakışıklı aşkım. Efendi biri ayrıca. Yakışıyorsunuzda." Dedikleriyle yanaklarım yandı. "Yah! Utanma bebeğim." Bakışlarımı yere indirdiğimde saçlarımı okşadı. "A-anne ben Jungkook'u sandığınızdan çok seviyorum. Hiç bir zaman aklımdan çıkmadı. Çıkmasına izin vermedim. Açılmayı denedim ama açılamadım. Tam açılacakken abisinin aramasıyla son buldu.." derin nefes alıp annemin gözlerinin içine baktım. "Belki de işarettir. Bilmiyorum." Gözlerimin yavaşça dolduğunu hissettim. "İçinden ne geliyorsa onu yap bebeğim. Şunu unutma eğer Jungkook'un vereceği cevaptan korkuyorsan bu korkunu yen." Başımı sallayıp önüme baktım. Jungkook'un vereceği tepkiden korkmuyordum. Sadece iç sesim engel oluyordu.
Sessizlikle geçirdiğimiz süre babamın gelmesiyle son bulmuştu. Tepsideki kahveleri bize uzatarak kendisine sandalye çekti. "Hep böyle sessiz miydiniz?" Gülerek söylediğine kahvemden yudum alıp kafamı olumsuz bir şekilde salladım. "Yılbaşı yaklaşıyor." Dediğimde babam anneme merakla baktı. "Ne yapacaksın Jolin?" Annem ise kaşlarını kaldırmış bana baktı. "Oğlumla geçirim. Tek ailem o." Burukça gülümsedim. Babama ima'da bulunuyordu. Babam imasıyla bana baktı. "Bende oğlumla geçirmek istiyorum." İkilinin bakışlarıyla bi anneme bi babama baktım. "Bence benle geçirmeyin. Arkadaşlarımla olacağım." Anneme bakıp "Anne sen New York'a gitmek istiyordun. Git oraya arkadaşlarınla eğlenirsin. Beni düşünme bak iyiyim." Babama dönüp "Baba sende ailenle geçir. Sehun'un yanında kal." İkili itiraz edeceği zaman baş parmaklarımı dudaklarına yerleştirdim. "İtiraz istemiyorum. Araşırız o zaman." Gülümseyip başlarını salladıklarında arkaya doğru yaslandım.
Hastanedeki tedavileri bitirmiş annemle arabayla eve gidiyorduk. Sohbete dalıp gitmişken telefonumun çalmasıyla bölünmüştü. "Kim o aşkım?" "Taehyung anne." "Ah, aç bakalım." Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Alo?"
"Alo Jimin?"
"Efendim Tae."
"Alo JimJim?"
"Efendim Tae."
"Alo JimJim? Jimjim beyle mi görüşüyorum?"
Bıkkınlıkla nefes verdim. "Evet Tae. Maalesef."
"Ne kızıyorsun?! Aramadın bugün. Merak ettim. Daha da merak etmiyorum seni."
"Ahahahaha kızmıyorum ya. Bugün işlerim vardı."
"Ne işin vardı?"
Anneme baktığımda söyle dermişçesine hareket sergiliyordu. "A-ah şey ev için bir kaç eşya almaya gittim."
"Haa anladım bebeğim. Tamam."
"Sonra konuşsak olur mu Taetae? Araba sürüyorum."
"Tamam JimJim. Dikkat et. Görüşürüz!"
"Görüşürüz Tae!"
Telefonu kapattığımda anneme açıklama yapmam gerekiyordu. "Anne şu an hastalığımı söyleyemem. Yakında nişanlanacaklar. Biliyorum ki benden dolayı erteleyecekler. Bunu istemiyorum." "Sen bilirsin aşkım. Ben sen söyleme dediğin için söylemiyorum." Derin bir nefes alıp "Teşekkür ederim." Dedim.
Yakınlarımın benden dolayı telaşlanmasını istemem. Benden dolayı planlarını iptal etmelerini de istemem. Bu yüzden bu durumum sadece ben, annem ve babam arasında kalacak. Ah bir de Nayeon'un.
Yazım hatalarım varsa affola.
<3

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heather
Teen FictionJJK&PJM Park Jimin, Jeon Jungkook'a uzun süredir platonik aşıktı. Eskiden bulamadığı cesaretle Jeon Jungkook'a hislerini söyleyememiştir. Peki, cesareti şimdi bulduğunda ne olacaktı, karşısına çıkan engeller dışında. "Hâlâ hatırlıyorum, Aralık ayını...