21

546 28 9
                                    


"Barış! Ne demek gideceğim ya. Hala bembeyazsın doğru düzgün yemek bile yemiyorsun.Yat dinlen işte.iyileşince devam edeceksin zaten."

Genç kız sinir krizi geçirmek üzereydi. Hastaneden döndükten sonra eve gelmişlerdi. Sevgilisi duş alıp yaptığı çorbayı içmiş televizyon karşısında biraz daha uyumuştu. Ne zaman ki takımın havalimanına gittiğini duymuştu bir anda ayaklanmış ben de gideceğim diye tutturmuştu. Takım şu an çoktan varmış olsa da hocası arayıp ve gelip gelemeyeceğini sorduğunda bir anda iyileşmişti. O da orada olmak istiyordu.

"Güzelim yemin ederim daha iyiyim. Hem söz yemekte yiyeceğim korkma. Orada olmazsam kendimi daha kötü hissederim."

O bir yandan valizini hazırlarken genç kız da kapının pervazına yaslanmış onu izliyordu. Tüm keyfi kaçmıştı,bir kere daha futbolun Barış için ne kadar değerli olduğunu görmüştü. Söylemek istediği çok fazla şey vardı geçmişte yaşadığı kırgınlıkları gün yüzüne çıkmak istiyordu ama yapmamalıydı. Onun gerçekten ne kadar çabaladığını görüyordu. Bu istediği durumun da kendisiyle bir alakası yoktu bu ruh halinden çıkmalıydı.
Barış,valizini kapattığında sevgilisinin yüzündeki buruk ifadeyi gördüğünde bu hareketinin onu yaralamamış olmasını dilemişti ama Ela'nın gözleri hiçte öyle bakmıyordu. Yanına yaklaşıp sevgilisinin belini sarmalamış sonra kendisi yatağa oturup onu da dizlerinin üzerine oturtmuştu.
Çenesini sevgilisinin omzuna yaslamıştı.

"Kızma bana. Haklı olduğunu biliyorum gerçekten aynı durumda sen olsan bende aynı tepkiyi verirdim ama gitmem lazım güzelim. İş yerinde eksik eleman varsa ne kadar hasta da olsan kalkıp gitmen gerekir ya öyle düşün vallahi."
Dese de genç kız sessizliğini sürdürmüş sadece omuz silkmişti. Zaten ne dese onu kararından döndüremezdi o derece hırslıydı sevgilisi.
Barış,önce boynuna minik minik öpücükler bırakmış sonra yanağına doğru uzanmıştı. Öpücükleri küçük olsa da ikisinin de içi kıpır kıpır oluyordu. Balca yelkenleri suya indirmek istemese de bu anın tadını çıkarmak istemişti. Öpücükler başını döndürmesiyle bu defa dudağına kaymıştı aynı zamanda belinde hissettiği koca el de rahat durmuyordu.
Barış aldığı iznin rahatlığıyla öpücüklerine devam ederken ikisi de dengelerini kaybetmiş ve yatağa doğru düşmüşlerdi. Gerçi genç adamın bu durumda biraz da olsa payı vardı.
Sevgilisinin ince bedenini üzerine çektiğinde onu hissetmenin keyfini sürüyordu şu yaşadığı an tüm ilaçlardan serumlardan kesinlikle daha faydalıydı.
Barış'ın dilinin ağzına doğru uzanmasıyla genç kız kendisine gelmeye başlamış ve doğrulmak için çabalamıştı. Barış da bu durum hakkında şikayet eden hiçbir şey söylememiş onunla beraber doğrulmuştu.

"Ben de artık gideyim. Araba birazdan gelip alır seni zaten."

Az önce yaşananlara izin verse de sevgilisinin hala tripli olduğunu anlamıştı Barış. Ona da hak veriyordu,iki gündür onun da canı çıkmıştı kendisine bakacak diye. Hakkını ödeyemezdi bu yüzden kalbini kırmak istemiyordu ne dese ne yapsa haklıydı kendi gözünde.

"Burada kalsaydın güzelim. Saat geç oldu olmaz mı?"

"Yok yakın zaten hemen giderim şuradan."

"Arabayı al o zaman."

"Henüz park etme konusunda kendime o kadar güvenmiyorum taksiye binerim ya en kötü yürürüm."

Barış attığı her adımda genç kızın peşindeydi. Kalbi kırık ayrılmak istemiyordu ama Balca da konuşmamak için kendisinden kaçıyordu.

"Balca böyle ayrılmak istemiyorum,kalbini kırmak için yapmıyorum sevgilim. Aklına neler geliyor farkındayım çünkü aynı şeyler benim de aklıma geliyor ama yanlış düşüncelere kapılma istiyorum. Geçmişten düşünceler endişeler artık aklımıza gelmemeli bile. Sana bir saniye bile öyle düşündürmek istemiyorum. Hocanın ses tonunu duysaydın sende bana hak verirdin bak vallahi. Ben gideyim diye tekrar uçak kaldırıyor adam. Hadi yavrum asma şu yüzünü. Hem bak hakkımda ne biçim haberler yaptılar tüm ülke öğrendi tuvaletten çıkamadığımı. Gidip çizilen karizmamı kurtarmam gerek." diyip güldüğünde Balca'nın da yüzü biraz olsun gülmüştü.

Ela Balca ve Barış AlperHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin