Çiçeklerim ben geldimm ♥
Kitap hakkında sorularınız veya söylemek istedikleriniz varsa benimle paylaşmanızı çok isterim :)
Oylarınızı ve en önemlisi yorumlarınızı bekliyorum...
~İyi Okumalar~
Hayat bazen hiç bilmediğiniz kıyılara sizi sürükleyebilirdi. Hiç bilmediğiniz bir yerde gözlerinizi açabilirdiniz. Tek bir kararla, tek bir sözle, tek bir kişiyle... Kimi zaman iyi yönde olur bu tekler. Kimi zaman da kötü. Kötü bir yerde gözlerinizi açtıysanız iki seçenek verilirdi size. Ya olduğun yerde durup feleğin sillesine ağlayacaktınız ya da o sillenin etkisiyle daha da güçlenecektin. Kolayı ağlamaktı, zoru güçlenmekti. Ben zor olanı seçmiştim. O silleyi hazmetmiş güçlenmeye çalışıyordum. Başarabildiğim söylenemezdi.
Nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu. Olmayan ülke koymuştu buranın ismini Hamza. Ahşap ev ve onun etrafını çevreleyen beyaz çitler şık duruyordu. Evin etrafını saran orman insanın içini açıyordu. Bir insanın böyle bir evi olmasına rağmen neden o tuğla, beton yığınlarının içinde yaşardı anlamıyordum.
Etrafımdaki dallarda duran incirlerin hepsini yemiştik. Son bir çürük inciri de Hamza'nın kafasına attım. Yarım saattir yaptığı gibi bunu da havada yakaladı. İncirin çürük olduğunu görünce yüzünü buruşturup inciri yere fırlattı. Şöyle bir ağaca baktı. Bütün incirler, ağacın ulaşamadığım dallarında kalmıştı. "Ağacın yarısını yemişiz." dedi gülerek.
Ben ayaklarımı ağacın dallarından sallayarak manzarayı izliyordum. Çok da yukarıda değildim. Hamza elini uzatsa ayaklarıma rahat değebilirdi diye düşünüyordum. Yani yaklaşık iki buçuk metre yükseklikteydim. Sonbaharın yaklaşmasıyla sararmış yapraklar ağaçlardan dökülüyorlardı. Çitlerin dışında bu yapraklardan olduğuna emindim. Evin bahçesinde tek bir yaprak bile yoktu. Temiz tutulduğu fazlasıyla belli oluyordu.
"Oradan manzara çok güzel, değil mi ?"
Kafamı geriye atarak yukarıdaki dallara bir bakış attım. "Aslında birkaç dal yukarıya çıksam orman daha güzel gözükebilir." dedim.
"Esila dur durduğun yerde. Ani hareketler de yapma, düşeceksin."
"Epi topu iki buçuk metre yukarıdayım Hamza. Buradan düşüp bir yerimi kırmam."
"Ya kafanın üzerine düşersen ? Ya ters bir yerinin üstüne düşüp felç kalırsan ? İki buçuk metreyi küçümseme sakın, Asi."
Asi demesiyle kaşlarımı çatarak ona baktım. Görmezden gelirsem bir daha söylemez zannetmiştim ama belli ki yanılmıştım. "Bana Asi deme."
Dudağının kenarı kıvrıldı. "Neden, Asi değil misin sen ?"
Gözlerimi ormana diktim. "Artık değilim."
"Öylesin." dedi inanarak.
Yandan bir bakış attım ona. "Kime göre, neye göre ?"
Eliyle beni gösterdi. "Bu kareye göre. Ağaçtan koparamıyoruz seni."
Dediğini umursamadım. "Bana Asi deme."
"Söz veremem."
"Demeyeceksin Hamza."
"Söz veremem."
"Hamza !"
"Esila ?"
Sinirden dört köşe olmuş bir şekilde ona bakıyordum. "Eğer sen bana Asi dersen bende sana adi derim." Hep o mu tehdit edecekti ?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ORKİDE
Teen FictionEsila'nın 5 yıl önce aldığı kararla hayatı altüst olur. Ama yazarın da dediği gibi: "Hayatım altüst olur diye korkma nereden biliyorsun altının üstünden daha iyi olmadığını" ~ALINTI "Zor olmuyor mu ?" "Ah şu sorularını direkt sorsan da beni uğraştı...