pt.18

75 15 2
                                    

-Yazar anlatımından-

Jimin ve Taemin dün yorgun bir günden bu sabah dinç uyanmışlardı. İkili dün hem ağlamış hem de sinirlenmişlerdi. Taemin Jimin'den önce kalkıp evin odalarını toplamıştı. Mutfağa geçip güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Jimin'in sevdiği karamelli pankek, yumurta haşlaması, salata vb. güzel ve sağlıklı bir kahvaltı hazırlamıştı. Ardından hemen Jimin'in odasına çıkıp uyanması için yardımcı oldu. Elini yüzünü yıkarken bile yalnız bırakmadı Taemin.

Şimdi ise kahvaltılarını ediyorlardı.

''Çok güzel olmuş Taemin. Ellerine sağlık.'' Taemin çayından bir yudum alıp ellerini Jimin'in tombik yanaklarında gezdirdi. ''Afiyet olsun Jim.'' Jimin gülümseyip doyduğunu belli etmek için yerinde esnedi. ''Hiçbir şey yemedin ama!'' Mızmızlanarak konuştu Taemin. Jimin kıkırdağında Taemin salatadan bir çatal alıp Jimin'e uzattı. ''Daha yemeyeceğim. Doydum.'' ''Aaa mızmızlanma küçük bebek.'' Jimin Taemin'in ısrarıyla uzattığı salatayı yedi. ''Aferin sana.'' Taemin'in söylemiyle gözlerini devirdi. ''Bugün kafeye gidelim Jim. Eğleniriz.'' Jimin her ne kadar gitmek istemese de kafasıyla onayladı. ''Gidelim.''

Jimin her ne kadar normal ve sakinleşmiş dursa da aklında hala Jungkook vardı. Vazgeçtiğini kanıtlamak istiyordu ama içten içe içi ağlıyordu. Aklında bazı düşünceler vardı. Bunları yapıp yapmamak arasında kalmıştı. Kendisiyle yalnız kalınca karar vermek istiyordu.

Kahvaltılıkları toplayıp giyinmişlerdi. Taemin dün giydiği siyah pantolon ve üstü çizligi uzun kollu kazak giyinmişti. Jimin ise bebek pembesi bir kazak altına ise siyah bol bir pantolon giyinmişti. Gözlerinde ki morlukları kapatmak için kapatıcı sürdü ve yüzüne renk vermesi için de pembe allık kullandı. Saçlarını düzeltip aynaya baktı. 'Korkunç görüntümü yok ettim.' Dedi içinden. Kendisini sevmiyordu artık. Eskisi gibi güzel hissetmiyordu Jimin.

Aynaya bakıp dalıp gitmişken Taemin Jimin'in odasına geçti. ''Çok tatlı olmuşsun!'' Taemin'in dediği ile gülümsemişti. 'Tatlı değilim.' Demek istese bile içine attı. ''Çıkalım mı?'' Jimin aynadan bakışlarını çekip Taemin'e baktı. ''Olur çıkalım.'' Kapı girişine geçip montlarını giydiler. Dışarıya çıktıklarında soğukluk yüzlerine vurdu. Jimin bu hissi severken Taemin donuyordu. ''Benim arabamla gidelim.'' Jimin kendi arabasını açtığında Taemin itiraz etmeden ön koltuğa yerleşti. Arabayı çalıştırıp hareketlenmeye başladılar.

Sessiz geçen yolculuğu Taemin bozdu. ''İyi gözüküyorsun Jimin. Dünden eser yok .'' Jimin önüne bakarken sırıttı. ''İyiyim ben sen merak etme.'' İyi değildi. Bu aralar çok fazla yalan söylediğini farketmişti. Yalan söylerken yakalanan Jimin artık yakalanmıyordu. ''Ne olursa olsun bana anlat.'' Taemin'e bakıp gülümsedi. 'İçim çok acıyor. Kalbimin kırıklarını hissediyorum Taemin. Beni bu durumdan ne kurtarabilir? Sen mi? Annem mi? Babam mı? Yada Taehyung ve Jin hyung mu? Kimse beni kurtaramaz.' Demek istese bile demedi.

Kafasını sallayıp kendine geldiğinde çoktan Jin'lerin kafesine gelmişlerdi. Arabayı park edip çıktılar. Hafta sonu olduğu için ve saat dört olduğu için yoğundu. Sabah geç kalkmışlardı.

Kapıdan adım attıklarında koşuşturan garsonları gördüler. Onları geride bırakıp kafenin mutfağına geçtiler. Taehyung ve Jin ayrı işler yaparken, onların yardımcıları yemek yapıyorlardı. Jimin Jin'in arkasından sarıldı. ''Biz geldik hyung.'' Jin elindeki fişlere dalmışken titredi. ''Ah, hoşgeldiniz.'' Jin fişleri masaya koyup önüne döndü ve Jimine sıkı bir şekilde sarıldı. Dibleri gelmiş sarı saçlara öpücük kondurdu. Taemin ve Taehyung ikiliye yaklaştı. ''Beni unuttun.'' Dedi Taehyung. Alayla Jimin kıkırdağında Taehyung'a sarılarak öptü. ''Bugün çok yoğunsunuz.'' Jimin'in dediğiyle Jin kafasını olumlu anlamda salladı. ''Evet canım. Ben bu fişleri halledip geleceğim. Siz yukarı kata çıkın.'' Hepsi onay verdiğinde Taemin önden çıkmış arkasından Taehyung ve Jimin çıkıyordu. Taehyung Jimin'in yüzüne baktığında hiçbir şey yok gibiydi. Konuyu açmak istese bile açtı. ''İyi misin sen?'' Jimin arkadaşına dönüp yalandan bir gülümseme sermişti. İnandırıcıydı. ''İyiyim gayet. Neden sordun?'' Taehyung son basamağa geçip kendilerine özel terasta önden geçmesi için Jimin'i yönlendirdi. ''Jungkook'un sevgilisini öğrendiğin için.'' Jimin tekrardan parçalanan kalbinin kırıklarının batmasını hissetti. Olduğu yerde kaldı. Boğazında bir yumruk vardı. Ellerini Taehyung'un görmemesi için kazağın içinden sıktı. Taehyung Jimin'den cevap beklerken Jimin farkedip kendisini düzeltti. Tekrardan sahte gülümsemesini sundu. ''Evet öğrendim. Sizden önce de ben biliyordum zaten. Kendi gözlerimle gördüm.'' Masaya oturduklarında Taehyung gözlerini açmıştı. ''Nasıl?'' Jimin arkasına yaslandı. ''Jin hyung gelince anlatırım.'' Taehyung başını salladı. Taemin ise yanındaki Jimin'in elini sıkarak güç verdi. Nafile. Jimin artık tükenmiş hissediyordu.

Yarım saat kadar sohbet ettiklerinde Jin elinde ki kahvelerle yanlarına gelmişti. Jimin Jungkook'un sevgilisi gördüğü anı anlatırken gözlerinin dolmasını engellemişti. Kendisini güçsüz zannediyordu ama değildi. İçinde ki yangını arkadaşlarına belli etmemek için kendi kendine bir savaş veriyordu kazananı belliydi. Arkadaşları bir gariplik sezerken Jimin bunu farkına varıp açıklamasını yapmıştı. 'Jungkook gerçekten mutlu gözüküyordu. Kendi yoluma bakacağım. Yurtdışına çıkacağım zaten.' Demişti. Yurtdışına çıkıp kafasını dağıtacağını düşünen arkadaşları sevinmişti bu duruma.

Sohbetleri Jungkook'dan çıkıp genel olarak her şeyden bahsediyorlardı. Arkadaşları Jimin'in Jungkook'tan vazgeçtiği için mutlulardı. Jimin ise ağlamamak için kendisini zor tutuyordu. Jimin'in bu kadar çok zayıflamasını Jungkook'tan dolayı olduğunu sanıyorlardı. Bu yüzden pek bir şey dememişlerdi.

Ortada kahkahalar uçuşurken Jimin yüreğinde ki yarayı bastırmak için elinden geleni yapıyordu. Ta ki tanıdık bir sesi duyduktan sonra Jimin için zaman durmuştu. Kahkaha atan yüzü yavaşça solup sesin geldiği yöne baktı. Nefes alması zorlaştı kenetli ellere bakarken. Bakışlarını Jungkook'un yüzüne çıkardığında kahvenin en güzel tonlarında ki gözlerle bakışmıştı. Arkadaşları Jungkook'a şaşkınca bakıyorlardı, beklemiyorlardı. Jimin'in içinde ki ağrı şiddetlenirken yutkundu.

''Biz geldik!''

Yazım hatalarım varsa affola.

<3

HeatherHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin