Özel Bölüm

92 15 19
                                    

Jimin'in intiharından altı ay geçmişti.

Jimin bu hayatından vazgeçip, gitmesiyle yakınlarına büyük bir hasar bırakmıştı. Hayatını sona erdirdiği gün annesi güle eğlene Jimin'in evine gidiyordu. Oğlunun özlemiyle yanıp tutuşmuştu. Elinde ki poşetlerle heyecanlı bir şekilde yedek anahtarıyla kapıyı açtı. ''Ben geldim güzel oğlum!'' Deyip elinde ki poşetleri yere bırakıp askılığa kabanını astı. Ses gelmeyince Jimin'in evde olmadığını sandı. Poşetleri tekrardan aldığında komidinin üstünde ki notları gördü. ''Bunlar ne?'' Notları incelediğin de arkadaşlarının ismi ve kendisiyle eşinin notlarını gördü. Anlam veremeyip notları sonra bakacağını düşündü. Oturma odasının kapısı kapalıydı ve kapı kapalı olmasına rağmen kokuyu almıştı. Sigara ve alkol kokusu taşıyordu. Kaşlarını çatıp bir hücumla içeriye girdiğinde elinde ki poşetlerin yere düşmesi bir olmuştu. Şok'a girmişti.

Asılı olan oğlunun cansız bedenini görünce çığlık atmıştı. Anında asılı olan oğlunu kurtarıp nabzına baktı. Nefes almıyordu. İnanmayarak dizlerinin üstüne çekti Jimin'i. Şiddetle ağlayıp uyanması için öpücükler konduruyordu, sarılıyordu, kokusunu içine çekiyordu.

Çığlıklarını ve şiddetle ağlamasını duyan komşular evin kapısını kırarak girmişlerdi. Gördükleri acı içinde ki manzaraya tanık oldular. ''Yardım edin! Oğlum ölüyor!'' Komşular kadının acı yardımına bir ambulans çağırarak yardımcı oldular.

Hastanenin yoluna gidene kadar görevli kişiler her ne kadar Jimin'i hayata döndürmeye çalışsalar bile başarılı olmuyorlardı. Arabanın içi zavallı kadın'ın acı ağlaması ve bağırışlarıyla doluydu.

Hızla giden ambulans en yakın hastaneye durduğunda sedyeyle anında acil servise götürmüşlerdi. Annesi içeri girmek için hemşireleri ne kadar aşmaya çalışsa bile olmamıştı. Hemşirelerden bir tanesi sakinleştirici verip bayıltana kadar.

Bir süre sonra sakinleştiricinin etkisinden yavaşça çıkan Jolin, etrafının sarıldığını görmüştü. Taehyung, Jin, Taemin, Jungkook ve eski eşi. Hepsinin gözyaşları durmuyordu. Aklına Jimin geldiğinde anında doğrularak kapıyı açıp Jimin'in kaldığı acil servis kapılarını yumrukladı. ''Oğlum nerde! Onu görmek istiyorum!'' Kadının arkasından odadakiler gelince eski eşi sakinleştirmek için sarıldı. ''Sakin ol Jolin.'' ''Oğlumu görmek istiyorum!'' Sarılan çifti izleyen Taehyung, Jin ve Taemin daha da ağlamaya başladılar. Jungkook ise tepkisizdi.

Jimin ile ilgilenen doktor geldiğinde sıkıntılı bir şekilde gözlüklerini çıkardı. ''Bayan Jolin bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.'' Jolin kaşlarını çatıp eski eşinden ayrıldı. ''Neyi? Oğlumu görmek istiyorum.'' Doktor nefes alıp verdi. Yutkunarak ona bakan meraklı gözleri süzdü.

''Çabaladık Bayan Jolin ama kurtaramadık. Başınız sağ olsun.''

-

Bu olaydan sonra Jolin hastaneye yatırılmıştı. Her gün oğlunun asılı olduğu zamanı hatırlıyor ve ağlama krizlerine giriyordu. Doktorlar kendisine zarar vereceğini düşünerek hastaneye yatmasını uygun görmüşlerdi.

Jimin'in babası ise şirketi devretmişti. Yeni eşi Nayeon ile oğlu Sehun'la ilgilenemediği için Nayeon terketmişti. Kendisi ise her gün eski eşi Jolin'in yanına gidip geliyordu. Jimin'in yazdığı notla hep yanında olacaktı.

Jin ve Taehyung nişanlarını sadece yazılı üstünde yapmışlardı. Ne bir eğlence ne de bir davet planlamışlardı. Jin kafesini kapatmıştı. Arkadaşlarının kendilerinden sakladığı hastalığına daha da üzülmüşlerdi. Bir süre sonra çocuk evlat edinmişlerdi ve ismini ise Jimin koymuşlardı. Arkadaşlarının özlemi her ne kadar içinde kabarsa bile çocuklarına belli etmiyorlardı.

Taemin, Jungkook'u suçluyordu. Hastanede Jungkook'un üstüne yürümüş ve kavga çıkarmıştı. Her şeyi bağırarak anlatınca Jungkook gözyaşlarına hakim olmamıştı, sesini çıkarmamıştı. Jungkook'un notu ile kendisinin notunu aldığında Jungkook'la buluşup ona notunu vermişti. Şu an ise Güney Kore'den taşınıp yurt dışında hayatını sürdürüyordu. Jimin'i özlediği zamanlar ise tekrardan geliyordu.

Jungkook, aldığı notu okuyunca şiddetle ağladı. Boğazında ki yumruk ne kadar yutkunursa yutkunsun geçmek bilmiyordu, elleri titriyordu. Elinden düşen kağıt parçasını umursamadan evinde ki eşyaları paramparça edene kadar fırlattı. Kendi vicdanını rahatlatmaya çalışıyordu ama nafile. Vicdanı hiçbir zaman rahatlamayacaktı. Jimin'in ölümünü kendisinden sorumlu tutmuştu.

Şimdi ise Jimin'in mezarında kırmızı gül yerleştirerek oturdu. Göz yaşları toprağı ıslatırken bir yandan mezar taşını elliyordu. ''Ben özür dilerim Jimin.'' Burnunu çekti Jungkook. ''İçimde ki acı duygu sen gittiğinden beri hep var, rahatlayamıyorum.'' Daha da ağladı Jungkook. Sakinleşmek istese bile sakinleşemiyordu. ''Keşke böyle olmasaydı güzelim. Senin bana olan hislerinin farkındaydım. Sadece seni zorladım.'' Jungkook duraksayıp ağlarken gülümsedi. ''O orospu da beni aldattı.'' Başını iki yana sallayıp kafasını eğdi. Ağlamaya devam ederken ağzı titriyordu. ''Bende seni seviyorum Jimin. Sen ömrünün sonuna kadar beni sevdin.'' Mezar taşını öperek ayağa kalktı. Birkaç adım geriye çekilerek yanaklarında ki gözyaşlarını elleriyle temizledi.

''Sıra bende sarışın. Bende seni ömrümün sonuna kadar seveceğim. Öbür dünyada seni hiçbir zaman üzmeyeceğime söz veriyorum.''

🪷

HeatherHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin