ON İKİNCİ BÖLÜM
"Menemen Aşkına"
Merdivenlerin hemen karşısındaki odama girdiğimde hemen kapım çalındı. Atilla gelmiş olmalı odamda bile rahat vermiyor
" Gelme, yokum."
Kapı yavaşça açıldı. "Emin misiniz? Bana yaranızın kötü olduğu söylendi. İsterseniz yaranıza bakabilirim."
Kendimi sakinleştirmeye çalışarak "Evet lütfen gelin. Ben Atilla sandım sizi. Evet başımdaki yara açılmış olabilir." Açıldığını düşünmüyordum. Çünkü hiç kan yoktu ama gene de bakmasında fayda var.
Doktor yarama baktığında tahmin ettiğim gibi açılmamıştı. Ama dikişlerin çevresindeki kızarıklığın arttığını o yüzden yarama anti bakteriyel krem sürdüğünü söyledi. Bunun biraz acımı alacağını biraz sonra rahatlayacağımı söyleyip odadan çıktı.
Gözlerim çalışma masasının üstündeki kutuya takılı kalınca aklıma tekrardan korumanın söyledikleri geldi. Gidip bir daha Atilla'ya kafa atasım vardı ama ilkinde başarısız olduğum için yatağımın üstüne oturdum.
Yatağımın tam karşısındaki pencereden dışarı baktım. Hava kararmaya başlamıştı. Sabah bu evden çıkarken bir daha geri dönmeyeceğime o kadar emindim ki şimdi oturmuş havanın kararmasını bekliyorum.
Hayat ne garipti ne zaman büyük konuşsam başıma geliyor. Ne zaman asla yapmam desem kendimi onu yaparken buluyorum. Hayatın gerçekten çok garip bir espri anlayışı var.
Telefonumun sesiyle bakışlarımı karalan pencereden çekip telefonu elime aldım. Arayan Sema'ydı. Onu bugün aradığım için aramış olmalı.
"Bilge neredesin sen? Neden telefonun kapalıydı?" Sema'ya olan biten her şeyi anlatmak için derin bir nefes aldım.
" Atilla'nın evindeyim." Sema bir şey demediğinde arkadan ses geldi. Gülşah'ın sesiydi Sema'ya benim nerede olduğumu soruyordu.
Sema şaşkınlığı atlatıp "Onun evinde ne işin var?" diye sordu. Ona babamın beni öldürmeye çalıştığını söylemediğim için olanları bilmiyordu.
"Babam beni öldürmeye çalışıyor ikidir. Önce bizi kurşunladı. Bugün de arabamın frenlerini kesti. Atilla'nın arabasına çarparak durduğum için yaralandım. O yüzden Atilla beni kendi evine getirdi." Diyerek her şeyi bir solukta anlattım.
Bu sefer telefonun ucundaki ses tamamen kesildi. Gülşah da olanlara çok şaşırmış olmalıydı.
"Ne demek seni öldürmeye çalışıyor. Bana bunu şimdi mi söylüyorsun Bilge sana inanamıyorum. "
Bunu ona söylesem bile bir şey olmayacağını biliyorum. Çünkü babamı iyi tanıyorum. Arkasında bir iz ya da delil bırakmamıştır.
" Bugün frenlerim patlamasaydı size söyleyecektim. Hatta sana gelecektim kalmak için ama olanlardan sonra Atilla beni buraya getirdi. "
" Neredesin konum at bana gelip alayım seni."
" Gelmene gerek yok ben bir süre burada kalacağım. Babam Atilla'nın evinde bana bir şey yapamaz. Adamları burayı bir kale gibi koruyor. " Sema'ya gidersem benim yüzümden Sema'ya da bir şey olabilir.
"Orada kalmana gerek yok ben de seni koruyabilirim. Senin de bildiğin üzere ben polisim."
Evet polis olduğu için elindeki imkanlar sınırlıydı. Babam gelirse onu durduramazdı.
"Polis olduğunu biliyorum ama babamın adamları tekrardan gelirse bir polisten daha fazlası lazım. Sana bir şey olmasını istemiyorum." Sema akıllı kadındı ne demek istediğimi hemen anlardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kırık Kalem.
General Fiction"Pişmanlık benim ruhumu terk edeli çok oldu. Ben bir savaşa girdiysem ya kazanırım ya kazanırım. Benim için diğer bir seçenek söz konusu bile olamaz. " Bazı insanlar adaleti Allahtan bekliyor. Ama ben onlardan hiçbir zaman olmadım. Ben adalet...