Ben Maria afet slytherin
Slytherin ve sır katili timinin varisi
Çocukluktan beri belli yaşam tarzı ve sırlarla Büyüdüm çocuktum omuzlarıma yüklendim çocuktum
Onların kaldıramadığı yükleri ben yüklenmiştim 20 yaş 20 yıl...
20 yıl boyunca birbirimiz...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
bu kitap hayat denen tiyatro oyununda yaralı rollerin sahiplerine sahneye kendi gerçeğiyle çıkamayanlara maskeye maskelere mahkum kalanlara her sahnede içindeki gerçeği saklamaya çalışan kalbini delen içindeki acıyla yoluna devam eden herşeye rağmen umut eden maskelere sığnanlara gelsin ~Slytherin queen ~
bir kez daha her zaman olduğu gibi sabah olmuştu yatakta gözlerimi arkamdan belime sıkıca sarılan kolların ağırlığı ile açtım gözümü açar açmaz bana sıkıca sarılan eller sayesinde yüzümde kocaman bir sırıtma oluştu baş ucumdaki dijital saate bakyım saat sabah beş buçuktu gözlerimi ovaladım yataktan kalkmaya çalıştım ama draco bana daha sıkı sardı kafamı ona doğru çevirdim yüzünü buruşturmuştu gözleri kapalıydı uykulu şekilşde konuşmaya daha doğrusu mırıldanmaya başladı " hmm nereye gidiyorsun?" "kalkma vakti ayrıca sen nasıl hemen uyanıyorsun " " ben senin kokunla uyuyorum ve kollarımdaki kadınım gitmeye kalkarsa bunu ölsemde fark ederim " uykulu şekilde elimi gözlerime götürdüm ovaldım " gene sabah sabah formdasın " beni kendine çevirdi " beni formdas tuttam sensin müstakbel karıcım " güldüm " haha deli" "ama sana" draco hızlı ve çevik bir şekilde beni altına aldı ani harekeretiyle huylandım güldüm " ya draco napuyorsun ya " bir elimle hala gözümü ovalıyordum " gözünü çıkardın gözünü bırak artık " bileğimden tuttu elimi gözümden çekti " kaşınıyor ama !" tutmaduğı elimi tekrar gözüme götürdüm " ya bak ya" diğer elimide bileğimden tuttu ve gözümden çekti iki elime başımın üstünde birleştirdi tek eliyle iki bileğimi sıkıca tuttu elimi benin elime göre çok büyük olduğu için iki elimi rahatça tutabiliyordu " hadi şimdi hareket etde göreyim " " ya deli ! bırak beni!" " bırakmıyorum banane" " ya sen harbi delisin ya " " aynen öyle sizin bir şarkınız vardı neydi o" "ne şarkısı" " hah hatırladım ne diyordu şarkıda deiliyim gözü kara deliyim yakarım romayıda yakarım" güldüm beni şaşırtmakta üstüne yoktu " sen o şarkıyı nerden biliyorsun?" serbest olan eliyle yanağımı okşamaya başladı "bilmem sanırım internette görmüştüm türkçe öğrenirken türkçe şarkılar dinliyordum yardımcı olmuştu " " hm peki anladım ozaman devamınıda söyle senin ağzından duymak istiyorum" " işine gelen herşeyi nasılda kendine çeviriyorsun" dedi gülerek " ya ne olacak söylesen!?" dedim küçük bir çouk gibi "afet." " bu kadar zormu yani ? küstüm işte!" draco gülüyordu yanağıma küçük bir öpücük bıraktı" miğdeme bir ağrı giriyordu kelebekler uçuyor deriz ya hani işte öyle onu görmek bile bana yetiyorken onun böyle davranması beni mafediyordu içimde ateş yanıyordu sanki " tamam tamam efetim küsme kızma söyleyeceğim " durdu yüzüme baktı yüzünü yüzüme iyice yaklaştırdı taki bir nefeslik mesafe kalana kadar sonra devam etti "ben bulurum seni yine bulurum olurum yine senin olurum..." dudaklarıma doğru nefesi nefesime karışırken bir eli ellerimde bir eli yüzümde yanğımdayken şiir gibi söyledi şarkının o güzel sözlerini yüzünü yüzümden biraz uzaklaştırarak komuştu " mutlu oldunmu ?" güldüm hatta küçük bir kahkaha attım " evet hemde çoookkk" dedim o harfini uzatarak oda güldü bana durmam durduğunda ona baktım gözleri ile dikkatlice bana bakıyordu gözlerinin gülüşüme kaydığını farkettim dudaklarıma... sonra yutkunduğunu gördüm gözleri tekrar gözlerime geldiği kendime engel olamadan yutkundum sonra o bacaklarımı araladı bacaklarımın arasına yerleşti iyice üstüme ağırlığını yükledi göğüsü göğüsüme tam temas ediyordu " hey napıyorsun!" güldü " ne yapıyormuşum ? sadece müstakbel karımla uzanıyorum " güldüm "beni bildiğim yan yana uzanılılır malfoy " " olsun bizde böyle uzanalımn ne olacak yani?" " ya inanamıyorum sana bir müzikten konu nereye geldi konu sabah sabah" dedim sitemkar oda güldü ve aklıma gelenle devam ettim "ve kollarım acımaya başladı artık bıraksan ?" " iyi peki ama bu arada senin olduğumu bilmen için bu şarkıya ihtiyaç yok afetim" ellerimi bıraktı sonunda kollarım cidden ağrımaya başlamıştı " diyosunnn " dedeim cilveli bende kaşınıyordumya neyse ama napıyım onu kışkırtmak çok hoşuma gidiyordu napim bende bundan zevk alıyordum " aynen öyle ben zaten seninim sen gördüğüm an yemin etti kalbimsenden başkasını sevmemeye yemin etti gözlerim seni gördüğümde senden başkasını görmemeye seni tanıdığı an yemin etti beynim senden başkasını düşünmemeye " söyledikleri dilimi tutultacak cinstendi bu malfoy beni öldürecekti yada beni sonsuz yaştacaktı ya beraber ölecektik yada ebediyete kadar beraber olucağız " yiaa drcao ya yerim seni salak" kollarımı boynuna doladım ona sarıldım ve yanapından öptüm onunda ellerini belimde hissetim oda beni yanağımdan öptü " sen beni böyle öpeceksen ben her zaman böyle cümleler kurarım" "bakya salak" dedim omzuna hafif bir yumruk attım " hey dur şaka maka gerçekten öyleydi seni gördüğüm an bişey oldu bana sanki gerçekten yemin ederim" gülümsedim " normal şartlarda bu dediğine inanmazdım ama şartlar normal değil ve bende aynı şeyi yaşadığım için bişey demiyorum " bir eli yüzümü okuşuyordu " yani evet bak o konuda haklısı bende asla bir kadınla bu kadar yani anlarsınya böyle olacağımı bilmezdim" " bende bir erkeğe güveneceğimi bilmezdim ,draco" " efendim afetim " " bak sana açık açık söyleyeceğim" "söyle yavrum" " bak sana güvendim bu benim seçimimdi ama beni haklı çıkarmak senin seçimin beni haklı çıkar olurmu ?" yüzüme baktı ama öyle bir baktıki içim bir tuhaf oldu gülümsedi bana bir eli yüzümü saçımı okşamaya devam ediyordu " bak afetim bu hayatta güveneceğim bek insan olmadı bırak güvenmeyi çevremdeki insanlar belkide ençok güvenmeme gereken insanlara güven kelimesini yaşayamadım güvendiğim oda yıllar alan bir iki kardeşim yerine koyduğum insan birde sen varsın ben kendim bu problemi yaşarken bu korkuyu sanada aynı şeyi yaşatımıyım hiç?" durdu alnımdan öptü ve devam etti " sana söz seni asla hayel kırıklığına uğratmaycamğım çünkü sana daha önce söyledim hatırlıyormusun ?" " neyi?" " biz malfoyların aşkı hastalıklıdır afet biz hastalıklı severiz ve sende malfoyların laneti hastalıklı olan bu aşka sahipsin biz sadece bir kere severiz afet sadece bir kere ve öyle bir severiz ki ne olursa olsun sen beni vur istersen silah bana herşeyi yap yinede bırakamam seni anlıyormusun sen bir kere benim oldun bir daha asla benden gidemezsin ancak ölüm koparır beni senden anlıyormusun? sen sadece benim o gün o ortak salona girdiğim elin elime değdiği andan itabaren benimsin anladınmı başka hiç kimsenin olamassın bunu aklından çıkarma asla unutma!" son cümlenin üstüne basarak söylemişti güldüm bir elimi ensesine koydum diğerini yüzüne " sevgili müstakbel kocacım hastalıklı aşka sahip olan takıntılı olan tek sen değilsin sende bunu unutma! sen sanıyorsunki ben sakinim benim kadar manyağını görmedin sen daha unutma yıldızım ne kadar birbirmizi sevsekte daha birbirimizi yeni tanıyoruz her şeyi daha yeni öğreniyoruz hakkımda daha bilmediğin çok şey var anladınmı ve sanıyorsunki benim olanı öyle sahipsiz bırakırım bir kez benim olan ben ölsem bile bana ait kalır Allah şahidim olsunki ebediyete kadar kıyamete kadar benim olan benim kalır anladınmı?" kaşlarımı çatarak her cümlemin üstüne basarak yavaşça tane tane söylemişti durdum ve ensesinde olan elimin tırnaklarını ensesine bastırdım ve onu kendime çektim nefesi hızlanmış gözleri açılmıştı yutkunuyordu belliki ne söylediklerimi nede yaptıklarımı beklemiyordu şaşırmıştı hep benmi utanacaktım birazda o utansın onun öce yüzüne sonra kulağına doğru yaklaştım ve kulağına doğru fısıldayarak konuşmaya devam ettim yapa bildiğim sen etkileyeci ses tonunu kullandım " asıl sen anladınmı beni !?" yüzündeki şaşkınlık ifadesini silebildiğinde sırıtmaya başladı "çok iyi anladım afetim hem çok iyi..." içimdeki onu öpme isteğine daha fazla dayanamadan onu öptüm öpşüme hızla karşılık verdi birbirimi zamanla tanıyorduk ve ben onun içindeki fırtılalı okyanusu yavaş yavaş keşfediyordum oda benim içimdeki afeti yavaş yavaş keşfediyordu hakkımda bilmnediği çok şey vardı eminim benimde onun hakkında bilmediğim şeyler vardı ama ona güveniyordum kendimizi birbirimze kaptırmıştık en sonunda dudaklarımız yarıldığında nefes nefese kalmıştık kitaplarda okurdum nefesimiz kesilene kadar öpüştük yaşamadığım için anlayamazdım tabi ama şimdi anlıyordum nefes kesilene kadar öpüşmeyi gözlerim hala kapalıyken draco fısıldıyarak konuştu " beni hergün her saniye bir şekilde nasılda şaşırtıyorsun anlamıyorum" sırıttım " daha çok şaşıracaksın malfoy " "hiç şüphem yok" gözlerimi açtım kahvelerim onun mavileriyle buluştu gülümseyerek bakıyordu " ozaman artık güne başlayalım bütün gün yatakta kalamayız" nefes verdi " peki tamam ozaman başlayalım ben böyle iyiydim bütün gün yatakta da kalırdım ama sen bilirsin" omzuna hafif bir yumruk attım " salak neyse kalk artık bu gün spor yapıcakmısın?" sırıttı "olur canım hatta hemen şuan spor yapasım var mesela bence hemen şuan ikimiz spor yapa biliriz " anlamyarak kaşlarımı çattım ve onu ciddiye alıp saf saf sordum " şuan ikimiz nasıl spor yapıcaz draco " dudaklarını bastırdı sonra kıkırdamya başladı " ne oldu draco niye gülüyorsun" diye sorunca kadini tuıtamyarak kahkaha atmaya başladı biriki dakika sonra bana jeton anca düştü neyi ima ettiğini anladım " DRACO SLYTHERİN MALFOY!"kafamın altındaki yastığı ona fırlattı yani daha doğrusu çok yakın olduğumuz için zar zor vurmaya çalıştım yastığı tuttu üstümden kalktı ve doğruldum " hey sakin ol şampiyon fenamı olurdu yani spor salonunda ter dökmek yerine burda baş başa ... fenamı olurdu " diğer yasığıda elime aldım ona vurmaya yeltendim ama yastığı elimden aldı "sen çok küstah terbiyesiz egoistsin !" yastığı yatağın bir köşesine attı bi anda yine deminki gibi iki elimi başımın üstüne gelicek şekilde birleştirip beni sırt üstü yatırdı ve üstüme çokto bunuda iyice adet edinmişti kendine huy edinmişti " evet güzelim afetim ben çok küstah terbiyesiz ve egoistim sen ne diyordun ?" sanki daha önce yaşamaşız her gece aynı yatakta uyumuyormuşuz gibi her teni teni değdiğinde kalbime miğdeme ateş düşüyordu ve bezen çok uyangaç oluyordum onun karşışında bezense içimdeki arsız ateşli kadınıda ortaya çıkarıyordu ve sanırım arsız kadın zamanla daha baskın oluyordu "ne oldu güzelim birşey diyordun?" cümlesiyle sırıtmaya başladı "b-ben " dedim ama anlık bi kal geldi " evet güzelim afetim sen?" " beni sinirlediriyorsun bu hareketi iyice kendine huy edindin senin yüzünden kollarım ağrıyor!" dedim gerçekten ağrıyordu gülümsedi " bu hallerine bayılıyorum biliyormusun en çok sevdiğim özelliğin olabilir bazen çok utangaç oluyorsun ..." dedi kollarımı bıraktı bir elini başımın üstüne bir eliyle yanağımı okşuyordu bildiğin beni esir almıştı adamdan kurtulamıyordum konuşmaya devam etti " yanakların kızarıyor ama bazense hiç utanmıyorsun çocukmusun? olgun kadınımsın? anlayamıyorum" " bunu bende biliyorum " dedim gülerek kafasını biraz kaldırdı hafif şakın kaşları hafif çatık hafifde gülerek konuştu aklındakileri düşünceleri döküyordu "ya sen nasıl bir kadınsın ya nasıl ilk günde görür görmez beni kendine bağladın hiç anlayamıyorum " derin bir iç çekti kafasını sağ tarafa çevirdi orda giysi dolabımız vardı bende kafamı oraya doğru çevirdim dolabın kapağındaki büyük aynasında ikimizi gördüm istemsizce gülümsedim oda aynada ikimize bakıyordu kafasını bana çevirdi tekrar bende ona baktım elimi saçlarına götürdüm saçlarını seviyordum saçları çok güzeldi yumuşacık parlak bakımlı düzgün traşlı parlak altın sarısı sahi sarışın olupta bu kadar yakışıklı olan varmıdır? daha önce hiç sarısın yakışıklı görmemiştim taki onu görene kadar " gördünmü ? biz ne ne kadar güzeliz biz birlikte harikayız biz birlikte herşeyin üstesinden geliriz ve asla unutmaman gereken bir şey var " gülümsedim " neymiş o ?" " afet ile draco bir birine gerçekten çok yakışıyor ve" " ve ?" " seni çok seviyorum sana çok ama çok aşığım" güldüm "bende seni çok ama çok seviyorum ama" " ama" dedi sorgular ifadeyle " artık kalka bilirmiyiz !?" güldü " iyi tamam"üstümden kalktı yatakta doğrulduk ikimizde "ha bu arada bu gün okul yok yani derslere girmeyeceğiz" biraz telaşlandım kaşlarımı çattım " niye ne oldu!?" " sakin ol sadece sana süprizim var sadece" heycanla dikeldim yerimde gülümsedim " hiii ne süprizi ne süprizi?" dedim heycanla çocuk gibi güldü " bu gün için dubledoredan izin aldım mesajla " " ne için?" " yaşadığımız onca şeyden sonra biraz gülmeyi eğlenmeyi hak etiil sanıyprum onca olaydan sonra herkes unuttu hemen hemen saraya gelen süslemeleri görünce hatırladım kasım ayının ortalarına doğrum ilerliyoruz yılbaşı geliyor okul balosu iin hazırlıklar başlamış bile bende dedim ki yılbaşı için bir şeyler alırız londra merkezdeki güzel bir alışveriş merkezine gideriz dedim gerçi yılbaşını kutluyorumusun bilmiyorum ama " gülerek konuştum " öncelikle evet çok isterim harika olur ve evet ben müslümanım bu doğru ama noel ve yılbaşı farklı şeyler ve şimdi giyiniyoruz ve londra merkezdeki en güzel alış veriş merkezine gidiyoruz " güldü " tamam ozaman müstakbel karım nasıl isterse seni londranın en güzel alışveriş merkezine götüreceğim ve sana çok güzel bir elbise alcağım balo için" yanağına bir öpücük bıraktım hızlıca " işte bak bu hoşuma gittialış verişi severim ah müstakbel kocacım bu gün paracıklarını yiyeceğim kredi kartlarına çok yazık olacak " güldü ynapıma bir öpücük bıraktı " hepsi sana feda olsun daha önce dediğim gibi koca bir servetim var hepsi müstakbel karım için " " tam on ikiden vuruyorsum pislik herif " güldğm oda güldü hatta kahkaha attı " hadi gidelim artık " dedi ve sonunda ikimiz hazırlanmya başladık su içtikten sonra banyoya gittim her sabah yaptığım şeyleri yaptım ve banyodan çıktım draco banyonun kapısında beni karşıladı omzunu kapının kenerına yaslamış duruyordu " bian banyodan hiç çıkmayacaksın sandım" " abart abart her sabah yaptığım şeyi yaptım " "şaka şaka bende hemen çıkartım sen üstünü giyin" " tamam " oda elinde seçtiği kıyafetlerle banyoya girdi en sevdiğim özelliği olabailirdi bana sınırlarıma saygısı vardı ve rahatsız eden hiç bir harekette bulunmamıştı draco bayoya girerken poposuna minik bir şaplak attım şokla arkasını döndüğün ben gülüyordum birazda o şaşırsın ama içimden geldi napayım " hey ne yaptın sen öyle afet!?" dedi şaşkınca ama gülmeyide engelleyemiyordu " ne yapmışım ben bişey yapmadım ki aa pardon elim çarpmış" dedim sahte yalancılıkla gülerek işaret parmağını salladı " afeeettt bak seni fena yaparım ateşle oynama" sıratarak " en kötü beraber yanarız" dedim ve çapkınca göz kırptım " bak ya nerden bu cesaret" güldüm " neyse hadi banyosa git hadi " "iyi öyle olsun " o banyoya gitti bende gardıroba yöneldim bu gün canım elbise giyinmek istiyordu benim müstakbel kocam diye demiyorum saolsun bütün sevdiğim ne kıyafet varsa hepsini almış tam benim zevkime göre dolap dizmiş isteyeceğim herşeyi almıştı öyleki hiç kıyafet eksikliği hissetmiyordum üzerime uzun kışlık boğaslı bir elbise giyindim solbacağımın dizinin üstüne kadar yıtmaç vardı ten rengi çorap giyindim dizime kadar gelen uzun çizme giyindim büzme detaylı ve siyah ayak bileklerime kadar gelen bir kaban saçlarımı fönleyip hafif bir makyaj yaptım dracoda tam kırmızı rujumu arıyordum tam osırada banyodan çıktı koluna saat takarak " afetim hazırmısın ?" ve ayağa kalktım " evet hazırım sadece saat takıcam hayatım" cümlemin bitişiyle baraber gözlerini taktığı saatten ayırdı ve bana baktı beni hiç bu kadar süslü bakımlı görmemişti gözleri anlık şaşkınlıkla bana bakıyordu bi durdu ve gülümsedi ve bir ıslık çalarak beni baştan aşağı süzdü " vay be bu ne güzellik böyle " güldüm " bana boşuna afetim demiyorsun" " doğruya haklısın o zaman saatini tak gidelim" "tamam bana beş dakka ver!" dedim heycanla draco ile daha normal ve baş başa bir gün geçireceğim için çok heycanlıydım saatimi ararken hiç aksesuar küpe yüzük filan takmadığımı fark ettim küpe be yüzük arıyordum saatimide takmıştım iki küpe arasında kalmıştım kulağıma tutuyordum hangisi olsa diye daha sonra rujumu unuttuğum aklıma geldi telaş son hazılığımı bitirirken kendi kendime düşünürken dracaonun sesini duydum " sadece saat takıcam hayatım!" dedi gülerek düşünceler arsından çıktım ve ona doğru döndüm kapıya yaslanmış gülerek bana bakıyordu " ne ne dedin?" güldü " sadece saat takıcam hayatım 5 dakika dedim " dedi gülerek "ya aşk olsun dalgıllığıma geldi küpe takmayı unuttum napayım ve rujumu sürmeyi " dedim telaşla gülerek bei izliyordu "tamam tamam telaşlanma rahat rahat küpeni tak sür rujunu şaka yaptım sadece afetim" çocuk gibi dudağımı büzdüm " sen benle dalgamı geçiyorsun " "hayır hayır ! şaka yapıyorum sadece alınma hoşuma gidiyor bu tatlı telaşlı halin" " bak bak şaka yapıcağına bana yardım etmeye ne dersin sevgili müstakbel kocacım " "hay hay sevgili müstakbel karıcım zevkle ne konuda kararsız sın?" " hangi küpeyi takayım sence gümüş altın?" bana doğru yaklaştı biraz elimde tuttuğum iki küpeye baktı "bence gümüş ful siyah giyildiğinde gümüş daha çok hoşuma gidiyor ama tabi sen bilirsin" " tamam gümüş takıyorum ozaman bencede ful siyah olduğunda gümüşü severim " küpeleri taktım ve kırmızı rujumu sürdüm çantamı aldım "tamam şimdi hazırım" " çok güzel oldun afetim" "sende çok yakışıklı olmuşşun yıldızım" draco gerçekten çok yakışıklı olmuştu siyah kumaş pantolon üzerine siyah basic gömlek ve blazer ceket giymiş üstüne siyah kaban almış sıyah bot giyinmişti kimin müstakbel kocası... " teşekkür ederim bebeyim " " yalnız şaka maka ne bu hal ya?" "ne oldu?" " yani çok yakışıklı olmuşsun ben ne yapcağım seninle bütün kızlar sana bakcak katil olacağım!" dedim gülerek draco güldü beni belimden tutup kendine çekti yanağımdan öptü " afetim yavrum güzelim bebeyim benim biricik müstakbel karım" beni anlımdan öptü "onlar istediği kadar baksın ne fayda? benim gözüm senden başkasını görmezki münkün değil bırak onlar bana baksın ben gözüm gönlüm kulağım sendedir " gülüm ve fena şımarmıştım gurur lanmıştım bayağa " aferin bakalım" "ha bu arada kahvaltıyı bizim kilerlemi yapacağız yoksa avmde mi yapmak istersin?" "bence kahvaltıyı bizimkilerle yapalım bütün gün onlarlaolmayacağız sonra başımızın etini yiyorlar bizimle vakit geçirmiyorsunuz diye onlarlada normal bir sabah geçirelim ne dersin ?" "bence uygun dediği gibi sonra alınıyorlar yalnış anlamasınlar" "tamam ozaman oy benim canım müstakbel kocam arkadaşlarınıda düşürmüş!" "bak ya hadi gidelim artık " "tamam " el ele odadan çıktık ve ortak salona giitik kahvaltı sofrasına oturduk " hoş geldiniz !" dedi cedric " naber kardeşim " dedi harry " günaydın maria draco!" dedi luna " sizde günaydın" okadar kalabalık bir guruptukki günaydın mersimi yarım saat sürüyordu oturduk bişeyler atıştırmaya başladık " siz hayırdır bu gün fazla süslüsünüz ?"dedi cedric "ha draco bu gün için izin almış dubledordan bu gün dışarı çıkacağız beraber merkeze gideceğiz yılbaşı için hazırlık yapacağız elbise falan alacağız balo için" " ya çok sevindim canım arkadaşım benin bu okula geldiğinden beri normal bir gün geçiremedin hakkındır biraz eğlen " " saol hermonie gerçekten normal bir güne ihityacım var inan bana hemde çok" " hadi afetim kahvaltını yap bir an önce gidelim bol bol vaktimiz olsun istiyorum" "bende hadi bakalım!" hızlıca kahvaltı ettik ve salondan çıktık çıkışa giderken okulun süslenmeye başlaması dikkatimi çekti malzemeler ortaya çıkıyor ortalık cıvıl cıvıl olmaya başlamıştı okulundan çıktık bahçeden çıktıktan sonra draconun arabası bizi karsıladı önce benim için yolcu kapısın koltuğunu açtı centimel çocuk sonra kendisi şöfor koltuğuna geçti" "hoş geldiniz şeref verdiniz kraliçem " dedi gülerek " o şeref bana ait kralım" arabası çok güzeldi bunu itiraf etmeliyim arabalardan anlamazdım ama ben buradayım diyordu " seni yerim ha bak ateşle oynama!" "tamam tamam " " emniyet kemerini tak bakım" "peki tamam" emniyet kemerini taktım oda taktı heycanla onda döndüm "müzik açımmı ?" dedim çocuk gibi " tabi afetim güzelim sormana gerek yok" "bilmem belki istemezsin diye" " ben senin istediğin her şeyi isterim ve bende müziği senin kadar seviyorum hiç merak etme asla red etmeyeceğim şeylerden biridir " "iyi ozaman !" "ha bu arada hala silah kullanmak istiyorsan yılbaşından sonra yada önce ne zaman müsait olursak bir mekan var san orda bizzat ben öğretebilrim " "harika hala istiyorum çocukluğumdan beri istemişimdir " " yapma ya genelde kızlar bebeklerle filan oyanar halbuki silah oynadım desen inanırım " "inan çünkü öyleydi ben çocukken bebeklerle oynamazdım ne biliyim sevmiyordum işte ha bazen evcilikte oynuyordum yalan yok yani çok güzel oyuncaklarım vardı azmı darladım bizimkileri çocukken ama genelde ajancılık oynardım işte " " karakter meselesi her insan aynı değil sonuçta" "evet bende öyleyim işte ve silah konusunda kendimi savunmak için isterdim ya bügün lazım olursa diye" "bu konuyla ilgili bir şeymi yaşadın yoksa?" " yok canım öylesine işte panik olurdum" " senin kisi şey gibi ozaman" güldü bende güldüm "ne gibi " "hani şey vardırya ya tuvalettem yılan çıkar ısırsa korksu gibi " cümlesiyle birlişkte ikimizde çok büyük kahkaha attık "ayne öyle valla" dedim nefes nefese baya gülmüştüm " nerden açılıyor bu konular ya" "harbiya gidelim artık arabada kaldık öyle" "aynen öyle" arabayı çalıştırdı " tamam ozaman şimdi kraliçe dj afet hanım en sevdiğiniz müzükleri açın!" " hay hay efendim" arabaya yürümeye başladı bende müzük açtım sohbet ederken müzik eşliğinde öyle yola devam ediyorduk konu çocukluğumza gelmişti ona çocukken yaşadığım şeyleri türkiyedeki anlarımı anlatıyordum " ya bazen evin içinde ev falan yapardım" " zevkli bir şey ama " " evet ya sen?" "benimki bek iyi değildi iyiydi ama sendede olduğu gibi kötü tarafları vardı yani ben onların askeri gibiydim biz öyle fazla eğlenmezdik onlar kendi aralrında eğlenir onlar baş başa iyiler beni istemiyorlardı onlar sanki mecburiyet gibiydim sanki onlar beni zorunlu olarak tutyorlardı anlatabiliyormuyum mecburendim sanki bazen iyi davranırdı annem hani biraz severdi yalan yok ama babamın beni sevdiğini hiç hissetmedim anlıyormusun benim çocukluğumu yaşayamadım" "anlıyorum üzgünüm" "üzülme ben alışkınım ben takmıyorum artık ama sende şaırmıştın ya hani ekonomik özgürlüğüm olmasına hatırlıyormuşum" "yani evet şaşırmıştım" "ben buna mecbur kaldım afet benim başka şansım yoktu babam babalık görevlerini bir lütuf gibi davrabırdı bende katlanamadım işte anlıyormusun?" " anlıyor sana birşey söyleyeyim mi?" "tabi söyle" "seni bu konuda anlıyorum çünkü" "çünkü?" " ya benimde mesleğim var draco" şaşırdı ve şakınlıka bana baktı yoldan gözünü fazla ayırmadan "ya msleğin mi var nasıl yani ? hiç söylemedim " "ben yazılımcıyım draco çok iyi bir yazılımcıyım hemde prıgramlar falan yapıyorum çünkü bende biraz aynı şeyleri yaşadım bende bazen aileme güvenmiyordum çünkü mesale biz nişanlıydık yıllardır ama hiç görüşmemize izin vermediler yani neden bunu hiç söylemdiler o yüzden bende kendimi güvence altına almak istedim olurda onlara dayanamassam başımın çaresine bakayım diye anladınmı? "bunu bilmiyordum tam olarak ne yapıyorsun?" "benim bir işletmem var diye bilir öyle fazla program yapmıyorum kendi sitemi kurdum online kıyafet mağzamı kurdum draco benim bir mağzam var" "ne? ben bunu bilmiyordum nasıl anlatsana?" heycanlanmıştı gülüyordu " isimi always stylish ( herzaman şık) kadınların her ortamda yerine göre spor klasik abiye her koşulda şık olmasını sağlayan çevrim içi bir giyim ticaret şirketi diye bilirim" "inamıyorum bunu bana neden söylemedin?!" "bilmem süpriz olsun istedim sanırım zamanla keşfetmeni istedim beni" "sana hayran kaldım gurur duydum önce bunu bil" dedi gülerek "gerçektenmi ?" "gerçekten vay be benim sevgili müstakbel karımda benim gibi şirketi varmış meğerse" gülümsedim "evet türkiye ve ingilterede satış yapıyorum şuan" "senin adına çoksevindim gurur duydum ama sanırım sende benim gibi..." "evet bende senin gibi biraz mecburdum" "üzgünüm" "üzülme yıldızım bu beni şuanki olduğum kişi yaptı ve sen benim için çok şey yaptım unuttum sanma bende senin için bir şeyler yapmak istiyorum" gülümsedi "varlığın yeter ayrıca erkeğin olarak bu benim görevim " "tabi öyle tabiki ama bende senin doğum gününd falan sana hediye alamak isterim " "peki tamam öyle olsun şımarırım ama" gülümsedim "şımar yıldızım" "peki ve bu arada seni keşfetmek için sabırsızlanıyorum afetim " "aynı şey benim içinde geçerli " ona doğru yaklaştım kulağına doğru eğildi şaşkınca bana bakıyordu ama gözünü yoldan ayıramıyordu elini omzuna koydum kulağına fısıldadım "bende seni keşfetmek için sabırsızlanıyorum" yanağına bir öpücük kondurdum "AFET beni çıltırdacakmısın sen!? araba kullanıyorum!" "ben bişey yapmadımki " dedim vilveli cilveli " bak afet şimdi arabayı kenara çeker ikimizi ateşe atarım yemin ediyor seni ne olduğunu anlamdan altıma alırım nefesimiz kesilene kadar öperim seni!" yüzüme ateş basmıştı utanmıştım "draco! çok küstah terbiyesiz egoistsin!" "evet bebeyim aynen öyleyim ama uslu durmazsan ikimizi ateşlerde yakarım!" "tamam!" arabada müziğin sesini yükselttim ve şarkı söylerek yolumza devam ettik "draco!" dedim şarkın arasında gülerek "efendim afetim!" dedi oda bana gülerek "beni ne kadar seviyorsun? " dedim gülerek güldü oda elimi tuttu kendine yaklaştırdı ve öptü " Soykırım çıkaracak kadar afetim" gülüyorduk arabanın içinde müzik çalarken şarkıya eşlik ederken kendimizi zamanın akışına bıraktık o an herşey mükemmeldi onunla herşey yolundaydı mutluydum onun yanında herşey mükkemeldi hayat zordu ama güzeldi onunla daha güzeldi onunla beraber olduğum zamanlar hayattan en çok zevk aldığım zamanlardı onunla zamanlarsu gibi akıyordu iyiki o hayatıma girmişti sanırım annem hakklıydı her şey benim iyiliğim içindir çekilen zorluklar elbet geçicekti ben onun afetiydim o benim fırtılalı gökyüzümdü o benim derin fırtalı okyanusumdu ben onun yangını benim yıldızım ben onun afeti.. 🌊🔥