Yine bir okul sabahı diye mızmızlanmayacağım. Çünkü artık benim okula sevinçle gitmemin bir sebebi vardı: Deniz! O kadar saf o kadar masum bir yüzü vardı ki insan bakmaya doyamıyordu. Deniz'in okyanus misali bakan gözleri bana Barış'ı unutturmuştu gerçi unutmaya değer bile değildi o. Deniz'i görmeden önce Barış'a karşı bir şeyler hissetmediğimi zannediyordum. Barış bizim sınıfta. Okulun ilk haftası hoşlandığımı sandığım sahıstır kendisi. Kendilerinden o kadar hoşlanıyormuşum ki en yakın arkadaşlarımdan biriyle arasını yaptım. O derece hoşlanıyorum kendisinden! İşin şakası bir yana evet Barış'tan hoşlanıyor gibiydim, bir sürü ortak noktamız vardı. Mesela o da Eminem dinliyordu, o da Doctor Who, Supernatural izliyordu. Facebookta paylaştığı İmpala fotoğrafını beğenmem ile birlikte mesaj atmıştı İmpala'yı biliyor musun diye. İşte ilk face konuşmamız böyle başlamıştı. Deniz'i görmeden önce ondan gerçekten hoşlandığımı sanmıştım. Oysa ki çok yanılmışım. Barış, insanların hayatında gelip geçici olacak kadar değersiz biri.
***
Bizim okul daha yeni Anadolu lisesi olmuştu. Biz de ilk anadolulular.''Yani çömezler''. Deniz benden 2 yaş büyük olduğu için yani ben 9 o 11 olduğu için onların ders saati günlük 6 saatti, bizimki ise 8. O okula bizden 1 saat önce geliyordu. Benim servisim okula erken geldiği için onu daha fazla görme şansım oluyordu hatta bazı günler ben servisten indiğimde o okula yeni geliyordu. Masmavi montu ve bir o kadar mavi polarıyla onunla aynı anda okula girmek gibisi yok. Sabahlarımı güneş gibi aydınlatıyordu sanki (okul kapısında bile). Aklımda o varken matematik defterinde bile onun gözlerini görmeye başlamıştım. Sıra arkadaşım olan Kübra sayesinde de dersleri güzel kaynatıyorduk. O günlerde tek düşüncem sınıfta kalsam bile Deniz'in mavi mavi bakan gözleri buna değerdi..
***
-Kübra canımdan ötesin!
Kim bu Kübra? Bundan 2 ay öncesine kadar Kübra diye birini tanımazken hayatıma bir anda girip nasıl canım olmayı başarabildi bu Kübra?
İmam Hatip lisesinden nakil aldırmıştı bizim vasatlık tacını hak eden okulumuza. İlk geldiği gün arka dörtlüye oturmuştu. Ben de Kübra'nın 2 sıra önünde oturuyordum. Kübra'nın 1 sıra önünde oturan Eylem ve Selin'in ısrarıyla Kübra'nın yanına oturmuştum. O gün ne havalı kız bu diye düşünmüştüm ne yalan söyleyeyim. Ama Kübra da o gün gerçekten öyle görünüyordu. Okulda düz sınıfların giydiği formayı giymişti o gün: Beyaz gömlek ve kravat. Saçları dümdüz ve siyahtı. Aynı zamanda beyaz tenli, fiziği mükemmel ve de güzel bir yüze sahipti. İstediğim tüm özellikler vardı onda. Bir süre sonra onunla samimi olunca içinin güzelliğinin yüzüne vurduğunu anlamıştım. O gerçekten güzeldi! Ona Deniz'i anlattım gerçi Deniz'in bizim sınıfa girdiği gün Kübra da vardı yanımda ama Deniz'e tutulduğumu bilmiyordu. O gün dikkat etmemiş olacak ki Deniz'in fotoğrafını görmek istedi. Deniz'in facebook hesabından indirdiğim fotoğraflarını gösterdim ve ''ben bu çocuğu biliyorum'' tepkisiyle karşılaştım.
- Ben kayıt için müdür yardımcısının odasına gittiğimde o da oradaydı. Bana okul numarası olarak 11 numarayı verdiklerinde bu çocuk ''ben okul numaramın 10 olmasını isterdim'' diye lafa atılmıştı, dedi.
Ben de okul numaramın 1 veya 10 olmasını isterdim. İşte ilk ortak noktamız! Aslında ilk ortak noktamız ikimizin de org çalıyor olması gerçi o yıllardır çalıyormuş, pro yani. Ona da o yakışır. Bense orgumun tuşlarına ilk bastığımda daha 11-12 yaşındaydım. 3-4 yıldır sadece canım sıkıldığında org çalarım ben. İlk çaldığım şarkı dün gibi aklımda ''caddelerde rüzgar''. Orta okuldayken okula arabayla babam bıraktığı için müzik derslerimde orgumu da götürürdüm. O zamanlar ki müzik öğretmenimiz çok güzel piyano çalardı. Ona hep özenmişimdir ve her zaman idol bilmişimdir. Onun sayesinde orgda kendimi az çok geliştirdim yani en azından nota çalabiliyorum bu da bir şeydir değil mi!
Liseye başladım ama yine kurtulamadım şu servislerden. Bu sene de servisle gidiyorum. Artık orgumu okula getirmeme gerek kalmadı çünkü müzik sınıfımızda dijital piyano var. Deniz kim bilir kaç defa bu piyanoda çaldı? Her oktavda çıkan farklı sesler kadar güzeldi Deniz'in piyano çalışını hayal etmek.
***
-Telefonumu tutar mısın?
İşte tam olarak böyle başladı bir diğer can dostumla tanışmam. O günlerde aynı servisle gittiğim Büşra ile yan yana oturuyorduk artık. Çünkü Eda artık servisle gelmiyordu ve biz Büşra ile samimi olmaya başlamıştık. Büşra'yı diğer insanlardan ayıran farklı bir özelliği vardı: Masmavi bakan gözleri..
Büşra kumral saçlı, mavi gözlü, uzun boylu ve bembeyaz tene sahip bir kızdı. Çok uysal ve sıcak kanlıydı. Sevdiklerini o kadar güzel sahipleniyordu ki. Ne zaman konuşmak istesem beni dinler ve çözüm üretmek için çabalardı. Bu vasat lisemizde bile iyi insanların var olduğunun mavi kanıtıydı o. Kanıtların en ikna edici biçimiydi, masmaviydi..
***
-Zeynep seninkine fena asılıyorlar!!
İşte Eda bu sözleri söylediğinde ne demek istediğini tam olarak anlayamamıştım.
-Biz müzik dersi için salona gittiğimizde seninki org çalıyordu. Özge ve birkaç kız daha sürekli ona bakıyordu, dedi Eda. Başta inanamamıştım çünkü Deniz'i gösterdiğim birkaç arkadaşım Deniz için ''tipsiz'' demişlerdi. Herkese güzel gelmiyor demekki diye seviniyordum oysa ki. O an sinirden delirecek gibi olmuştum. Şu ''sende gördüğümü başkaları da görecek diye korkuyorum'' sözleri tam olarak da etkili olmuştu. Özge benim Barış'la arasını yaptığım arkadaşımdı. Demek ki bu yüzden Barış'tan ilk haftada ayrılmıştı. Demek ki o da Deniz'e tutulmuştu dememle kalmadan Özge benimle kantine gitmek istediğini söyledi yanıma gelerek. Kantinden çıktıktan sonra bahçede dolaşma isteğini kıramadım. Daha sonra ''Zeynep ben birinden hoşlanıyorum'' demesiyle o acı anın yaklaştığını anlamıştım.
- Nasıl biri tarif etsene, dedim.
-Kıvır kıvır kumral saçları var ve masmavi gözleri. Adı da Deniz'miş. Ne kadar da yakışıyor ona Deniz ismi, Zeynep bir görsen ahh!
-Ya nasıl olur ! diyerek kendimi delicesine bahçenin ortasında bağırmamak için zor tuttum.
-Kızım hoşlanılacak başka çocuk mu yoktu koskoca okulda, ben de Deniz'den hoşlanıyorum hem de senden önce gördüm onu, dedim. Anaokulu çocukları misali sanki şekerimizi paylaşamıyorduk. Oysaki Deniz böyle ergence konuşmalara meze olamayacak kadar değerliydi benim için. Ben Deniz'i Do'dan Si'ye kadar seviyordum. Orgumdaki 1'den 5'e kadar olan oktavlardaki notalardan çıkan her bir sesi nasıl ayrı ayrı seviyorsam Deniz'i de öyle sevmiştim ben. Şimdi söyleyin bana başka kim böylesine sevebilirdi?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KIYIYA VURMUŞ BALIK MİSALİ
Non-Fiction⚓Mavinin sen tonuna notlar⚓ Öncelikle bu bir aşk dörtgeni hikayesidir. Bu hikayede 2 farklı kişinin lise hayatı anlatılmaktadır. Deniz ve Zeynep arasında 2 yaş bulunmakta ve bu hikayenin baş karakterleri birbirlerini tanımakta ama... Adın gibi deniz...