dyan'ın beni kandırmış olmasına dair umudum konuşmamız bittikten sonra da bu altı gerzek masadan kalkmayınca uçup gitti.
sürekli söyledikleri laflar sinirimi zıplatırken zil çalar çalmaz vedaşlaşmadan çantamı kapıp ayaklandım.beni takip etmek istiyorlarsan etsinler ama ben onları görmezden gelecektim.
ama bu sandığımdan daha zor olacaktı.bu gerzeklerin dersi falan yok muydu?!!
gergince tekrar arkama baktım.milyonuncu öldürücü bakışımı da umursamayıp mutlu mesut ,sanki kafeteryadan çıktığımızdan beri bize bakanları görmüyormuş gibi konuşarak peşimden geliyorlardı.
bütün ilgiden tenim karıncalanırken sadece yorganımın altına saklanmak istiyordum.
vay canına demek tessa küçük mızmız bir kızmış..
hayır değilim! sadece..
sadece işler istediğin gibi gitmediği için mızmızlanıyorsun.küçük.bir.kız.gibi
pekala dur! kendi iç sesim tarafından rencide edilmeyeceğim.bu kadar zayıf olsaydım zaten çoktan saklanmış olurdum ama bunun yerine burada başım dik geziyorum.ki çoktan yıkılmış olabileceğim bu kadar sebep varken.
evet hayatında çekingenliğinden daha büyük sorunların var.bu yüzden mızmızlanmayı kes.ayrıca sen ne zamandan beri çekingensin ki?!
lanet olsun! bakarlarsa baksınlar! derin bir nefes verip öküz gibi bakan ergen topluluğuna meydan okurcasına çenemi havaya diktim.
kızlar birden küçülürken erkekler beni hala baştan aşağı süzüyordu.zaten belliydi.göt delikleri. kızgın bakışlarımı onlara diktiğimde bir kaç tanesi bakışlarını kaçırırken diğerleri hala kalçalarıma bakıyordu.bu kadat geri zekalı olmaları gerekiyor muydu?
bu gerzekleri tessanın-gerzek erkekler-listesinin en altına yazmayı düşünürken biri yolumu kesti.ve tabiki yoluma değil de yakında olan sınıfa konsantre olduğum içine o kişiye çarptım.
çocuğa çarpartıktan sonra onu tabımak için bir kaç adım gerilemek zorunda kaldım.kirli sarı saçlar uzunca suratına düşüyordu.bana kahverengi gözleriyle küçümsercesine bakıyordu.bir de siyah çerçeveli gözlük vardı tabi.harika.
HİÇ ihtiyacım olmayan beynsiz herif ile karşılaşmıştım.
"sende mi sürtüklerin tarafına geçti tessa?"
içim sinirden kaynasa bile tamamen çıldırmamak için sıkılıyormuş gibi tek kaşımı kaldırdım.
"seni neden ilgilendiriyor carter? ilgini mi çekti? çekmediyse küçük kirli mağrana geri dön ve bir dahakine boktan laflarını aynanın karşısında çalış.hepimiz bir daha ki sefere bizi can sıkıntısından öldürmeni bekliyoruz."
cater'in gözlerinde tehlikeli şişmekler çakarken çenesinde kas seğirdi.yinede bozuntuya vermeyip alayla güldü.
"ha.ha.en azında laflarımı dinleyecek yeteri kadar arkadaşım var.ama hey dyan ve diğerlerine seninle yatmaları için yeteri kadar yalcarırsan sürtükler seni severek aralarına alır."
vay canına carter gerçekten öğreniyordu.geçen ay daha böyle konuşamıyordu.anlaşılan çalışmakla sadece matematik ve fizik düzeltilmiyor.
yine sinirden kaynarken söylediği şeyler zoruma gitsede kendime hakim oldum.arkadaşlara sahip olmak için kendimi satmam gerekiyormuş gibi davranıyordu.sanki karşılıksız bir şey yapmayacak kadar berbatmışım gibi.
ama en kötüsü kathrin ve babam yüzünden kendimi genelde böyle hissetmemdi.
ellerim yumruk şeklini alırken tırnaklarım avuç içime batıyordu ama acı kendimi kaybetmememi sağlıyordu.ama dan dyan ve marco'nun bir adım öne çıktığını da fark etmiştim. diğerleri de sohbet etmeyi bırakmıştı.olaylar büyümeden carter dan ve arkamdaki köpek sürüsünden kurtulmam gerekiyordu.çünkü cole'u tanıdığım kadarıyla yine çenesini tutamayacaktı ve bu harika sohbetten sonra ona bir tane geçirecektim
buz gibi bir gülümseme ile gözlüklerinden tam gözlerinin içine baktım.bir sonra söyleyeceğim şeyi bildiğine adım gibi emindim.daha ilk kelimemde kas katı kesildi.
"bu beşine yalvarmama gerek yok ki.sen severek benimle işi pişirirdin.yani en azından geçen sene öyleydi."
bu konuyu açmam haksızlıktı ama kendi suçuydu.yaklaşık bir sene önce carter bana ilanı aşk etmişti.o daha yeniydi ve biyoloji dersinde yan yana oturmuştuk.zekamdan etkilendiğini ve deney yaptığımızda tırnaklarım için endişelenmememin hoşuna gittiğini söylemişti.
red cevabım o zamanlar sanırım oldukça sert olmuştu ama o zamanlar hayatım tam anlamıyla bir kabustu ve herkese karşı soğuk ve acımasızdım.
o zamandan beri carter benden nefret ediyordu oysa başka kızlar gibi sağda solda anlatmadığım için şanslıydı.bu konuyla ilgili suçluluk hissimi bastırıp öne eğildim ve kulağına fısıldadım.
"yoksa bu değişti mi?"geri çekildiğimde kıpkırmızı kesilmişti.yarı şaşkın yarı kızgınlıkla bana bakıyordu.bunu fırsat bilip omzuma hafifçe onu çarpıp yanından geçtim.
beş erkek hala arkamdan adımlarken hızlanıp sınıfa girdim ve yerime oturdum.hala sinirden kuduruyordum ama kendimi birini bu şekilde ortada bıraktığım için de kötü hissediyordum.
yanıma ciaranın oturmasıyla bozuk olan moralim iyice bozuldu.anlaşılan bu aralar iki kardeşe birden katlanmam gerekecekti.umarım sinirlerim buna dayanırdı..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
behind the screen (türkçe çeviri)
RomanceTessa'nın hayatı tam anlamıyla bir kâbus.Babası içiyor ve onu dövüyor ve üvey annesi ona kötü davranıyor.Buna rağmen dışarıya her zaman mükemmel bir profil çiziyor.Ama bir gün okulun kötü çocuğu ,dyan'ın, kız kardeşine yardım ediyor ve ona göre artı...