4. Bölüm

351 41 2
                                    

1 hafta sonra;
Yeni evimize alışmıştım. Hatta bu ev daha çok hoşuma gitmeye başlamıştı. Odam daha genişti ve babam eve yeni Wifi bağlatmıştı! Eskisi çok yavaştı. Ama bu hızlıydı. Bugün bize karşı komşular gelecekti. Diğer komşularımızla da tanışmıştık gördüğumüzde ama bizim aile en çok karşı komşularımızı sevmişti. Tabii ben de öyle. Yaren'i çok sevmiştim. Tanışmamızdan sonra görüşmemiştik ama bugün görüşecektik. Bu yüzden seviniyordum ama bir sorun vardı. Sırf komşular geliyor diye zaten temiz olan evi temizliyorduk. Ne kadar saçma değil mi? Ama Aysel Sultan'a karşı gelemezdik. Kendisi öyle diyordu. Bir de babamı evden yollamıştı komşum gelecek diye. Abimi de yollamaya çalışıyordu ama abim gitmemekte ısrarcıydı. Neymiş,bugün yorgunmuş falan filan.

Biraz sonra evin zili çaldı. Gelmişlerdi. Kapıyı açtım. İnci abla,Yaren ve Bahadır gelmişti. İçeri geldiler. Annemle İnci abla sohbete başladılar. Ben de Yaren'i odama çağırdım. Abim pijamalarıyla karşımızda belirince gülmeye başladım. Yaren de ayıp olmasın diye gizliden gülüyordu. Bana dönüp:
-"Kızım misafir gelmiş,neden söylemiyorsun!?"
-"Ya geleceklerini söylemiştim! Geldiklerini duymadın mı?"
-"Duymadım,neyse ben üstümü değiştiriyim" dedi ve gitti. Odama geçtik:
-"Abimi de gördün"
-"Evet"
-"Var ya abim çok kıskanç. Hep giydiklerime bakıyor ve durup durup erkek arkadaşın var mı diyor. Allah düşmanımın başına vermesin ya bu ne!"
-"Sorma,bir de benim iki tane abim var. İkiside aynı senin abin gibi kıskanç ve her işime karışır. Allah'tan biri şehir dışında. Tabii onu da özlemedim değil"
-"Diğer abin nasıl biri"
-"O babama benziyor,yeşil gözlü değil bizim gibi. Siyah gözleri ve koyu kumral saçları var. Üniversite üçüncü sınıfa geçti. Laf aramızda baya yakışıklı" dedi ve güldük. O sırada içeri abim girdi. Giyinmişti. Yaren'e dönüp:
-"Ben Selim"
-"Ben de Yaren"
-"Tanıştığıma memnun oldum"
-"Bende" dedi Yaren ve abim odadan çıktı. Yarenle biraz daha sohbet ettik ve salona geçtik. İnci teyzeyle annem sohbet ediyordu. Abimle Bahadır da sohbet ediyordu. Salon salon değil sohbet mekanı olmuştu mübarek. Annem çay ve börek-kek ikram etmişti misafirlere. Ben de yiyordum tabii ki. Anne böreği yenmez de ne yapılır? Yaren:
-"Elinize sağlık Aysel teyze,börek ve kek çok lezzetli" dedi. Bahadır da:
-"Elinize sağlık Aysel teyze" deyip Yaren'e katıldı. Annemin havalarından da geçilmiyordu:
-"Afiyet olsun çocuklar. İnci,bizim çocuklar da iyi anlaştılar baksana"
-"Evet canım,ben de sevindim böyle olmasına" dedi. Yaren'le ben yemeklerimizi yiyip odama gittik. Orda ona takılarımı tokalarımı gösteriyordum. Aynı anda da sohbet ediyorduk. Birden Yaren'in aklına bir şey geldi:
-"Seda!"
-"Noldu Yaren?"
-"Senin telefon numaran bende yok"
-"Aaa doğru,telefonunu söylesene,çaldırıyım seni" dedim ve telefon no'sunu söyledi. Bende kaydedip çaldırdım onu. Artık telefonlarımız birbirinde vardı. Biraz daha sohbet ettik ve İnci teyzeler evlerine gitti. Ben de Irmak'ı aramaya karar verdim. Onunla depresyondan çıkma çalışmalarımızı yaptıktan sonra beni arayıp binlerce kez teşekkür etmişti. Ama buluşmamıştık. Onu aradım:
-"Alo Irmak,nasılsın kanka?"
-"İyidir kanka sen nasılsın?"
-"Ben de iyi. Depresyonda falan değilsin dimi? Eğer hala moralin bozuksa beraber bir şeyler yapalım"
-"Hayır kanka ya o herife 1 hafta depresyon süresi fazla bile. Artık düşünmüyorum onu. Bundan sonra erkek arkadaş seçimimde hakiki adamları seçicem. Bu da bana bir tecrübe oldu"
-"Heh şöyle kankam ya! Ben seni böyle istiyorum. En doğrusunu yapıyorsun. Helal kankama!"
-"Sana da çok sağol. Sana söylediğim ilk an benimle ilgilenmeye başladın"
-"Ne demek,kankalık görevim"
-"Tamam o zaman sonra görüşürüz annem yemeğe çağırıyor"
-"Tamam baybay"
-"Baybay!" dedi ve kapattı. Moralinin düzelmesine sevinmiştim. Oturup sosyal medya hesaplarıma girdim. Canım sıkılmıştı. Saat daha öğlen 4tü. Ne yapacağım diye düşünürken aklıma kitapçıya gitmek geldi. Hemen üzerime koyu mavi şortumu ve açık mavi tişörtümü giydim. Siyah çantamı ve siyah sandaletlerimi giyip çıktım. Saçlarım salıktı ve suratım makyajsızdı. Dışarı çıktığımda Bahadır'ı gördüm ve:
-"Selam" dedim.
-"Selam,naber?"
-"İyi sen?"
-"Bende iyi,nereye gidiyorsun?"
-"Kitapçıya. Buralarda görmüştüm küçük bir tane. Sen nereye gidiyorsun?"
-"Aslında belli biryere gitmiyorum. Canım sıkıldı evde,ben de dışarı çıktım"
-"Hm,peki sonra görüşürüz"
-"Şey kitapçıya beraber gidelim mi?"
-"Bana uyar" dedim ve gitmeye başladık. Nedense gelmesine çok sevinmiştim. Üzerinde beyaz bir tişört ve siyah kot bir şort vardı. Kasları tişörtün içinden belli oluyordu. Saçları dağınıktı. Kitapçıya geldiğimizde kitaplara bakmaya başladık. Tam bir kitaba uzanmıştım ki Bahadır da aynı kitaba uzandı. Ve... Ellerimiz birbirine değiyordu. Bir süre öyle durduk. Aslında çok klişe bir an yaşıyorduk. Ama dikkatimi bir şey çekmişti. Bahadır elini çekmiyordu. Ben çektim:
-"Tamam al senin olsun. Bu kadar istiyorsan"
-"Bu kadar derken?"
-"Bir türlü elini çekmedin ki"
-"Ya hayır ya,al istiyorsan sen al"
-"Hayır ben başka bir kitaba bakacağım.

Bahadır'ın ağzından;
Kitabı çok istediğim için elimi çekmediğimi zannetmişti. Ve yanılmıştı. Ben... Seda'ya aşıktım. Henüz onu fazla tanımıyordum ama onda beni kendine çeken bir his,onu gördüğümde heyecanlanan bir his,yani aşk vardı. Sırf elini daha fazla tutabilmek için uzun süre öyle kalmıştım. Yaptığımdan çok pişman olmuştum. Hemen burdan gitmek istedim. Gitmeye başladım.

Seda'nın ağzından;
Bahadır bir anda gitmeye başladı. Beraber gidelim diyen o değil miydi? Neden şimdi böyle yapmıştı? Hemen arkasından koştum. -"Bahadır nereye? Beraber kitap bakıyorduk?"
-"Ya canım sıkıldı burda ya,hem ben kitap aldım bak"
-"Tamam dur bende alıyım birkaç kitap sonra beraber birşeyler yapalım"
-"Ne gibi?"
-"Kafeye falan gidelim. Canım sıkılıyor ya hadi lütfen"
-"Peki tamam" dedi. Kitaplarımı aldım ve dışarı çıktım. Bahadır yine ortada yoktu. Of bu çocuk niye habire kayboluyordu! Sağ tarafımdan bir araba kornası duymamla irkildim. Arabanın içindeydi. Yanına gittim:
-"Oha senin araban mı var"
-"Benim değil babamın ama bende kullanabilirim"
-"İyide sen daha tam 18 yaşında değilsin. Yani ehliyetin yok!"
-"Ya polis yakalamadığı sürece bir sorun yok,hadi atla gidelim"
-"Nereye?"
-"Sahilde bir kafeye gidelim"
-"Uf bilmem ki"
-"Güvenmiyor musun bana" dedi yeşil gözlerini kocaman açarken. Ya bu çocuk baya bir yakışıklıydı ya! Allah sahibine bağışlasın ne diyim(!)
-"Ya ondan değil,ya polise yakalanırsak!"
-"Bir şey olmaz,hadi atla!"
-"Tamam dedim ve ön koltuğa oturdum. Bana:
-"Torpidodan güneş gözlüğümü verir misin?" dedi.
-"Tabii" dedim ve güneş gözlüğünü ona uzattım. Araba kullandığı için alamıyordu. Gözlüğü yavaşça taktım. Ve yola devam ettik. Sahildeki kafeye geldik ama bir sorun vardı.

3 ay önce ayrıldığım pisikopat eski sevgilim Batıkan buradaydı...

Pek içime sinmeyen bir bölüm oldu açıkçası. Görüşlerinizi lütfen yorum yapın.

KOMŞUNUN ÇOCUĞUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin