8. Bölüm

246 31 2
                                    

-"Hanfendi lütfen sakin olun! Lütfen!"
Bu doktorun sesiydi. Annemi sakinleştirmeye çalışıyordu. Hepimiz ağlıyorduk. Babamın bir iş kazası geçirdiğini duyar duymaz soluğu hastanede almıştık. Ne olduğunu bile bilmiyorduk. Ama babamı sedyede baygın ve kanlar içinde görünce sakin olmamız pek mümkün olmuyordu. Delicesine ağlıyordum. Ya babama bir şey olursa? Ya onu kaybedersem? Bu düşüncelerden sıyrılmam gerekiyordu. Yoksa gerçekten kafayı yiyecektim.

Babamı doktorun odasına soktular ve bizi içeri almadılar. Yanımızda ağlayanların arasında ortaokullu bir çocuk vardı. Muhtemelen babamın öğrencisiydi. Gerçi birçok kişi vardı babam için gelen. Ama tanımadıklarım çoğunlukta kalıyordu. Babamın çalıştığı okulun müdürünü tanıyordum ve görünce hemen yanına gittim:
-"Mehmet Bey,babama ne oldu" dedim ağlarken. Mehmet Bey,abimi ve annemi çağırarak bize olayı anlattı. Öğrencilerden birisi nasıl olduysa bacağını basketbol potasına sıkıştırmış ve çıkmak için çırpınıyormuş. Babam görünce çocuğu çıkarmaya çalışmış. Ama potanın bulunduğu direk pek sağlam değilmiş. Babam çocuğu kurtarmaya çalışırken direk babamın bacaklarınım üstüne düşmüş. Çocuk birkaç küçük sıyrıkla kurtulmuş ama babamın bacakları kırılmış olabilirmiş! Bunu duyunca ağlamam daha da hızlandı. İnsan içinde ağlamaktan rahatsız olurdum ve burada birsürü insan vardı. Bizim aile,amcamlar,halamlar,babamın öğretmen arkadaşları ve öğrencileri... Hemen dışarı çıktım ve kuytu biryerde ağlamaya devam ettim. Canım acıyordu. Sanki o direk benim bacaklarımın üstüne düşmüş gibi... O sırada Hande yanıma geldi. O da ağlıyordu:
-"Seda ağlama,amcam iyi olacak"
-"Sen de ağlıyorsun!"
-"Tamam hadi gel,kantine gidelim,çay içelim,çok kötü görünüyorsun" dedi ve koluma girdi. O yürürken ben de otomatik olarak yürüyordum. Kantinde oturduk. Abim de yanımıza geldi. Ona:
-"Babamla ilgili bir şey söylediler mi?" diye sordum.
-"Hayır" dedi. O da ağlamıştı. Çay söyledik ve içmeye başladık. Kimse konuşmuyordu. Masada sessizlik hakimdi. Ben ağlamayı kesmiştim ama aklıma ne zaman kötümser düşünceler gelse yeniden ağlamaya başlıyordum. Hande'yle abim kesik kesik ağlamamı pek yadırgamıyordu. Onlar da fazlasıyla üzgündüler. Kantinin kapısından tanıdık yüzler girince hepimiz o yöne doğru baktık. Gelenler Yaren ve Bahadır'dı. Yaren gelip bana sarıldı:
-"Seda,çok üzüldüm. Ama merak etme,baban iyi olacak" dedi.
-"İnşallah. Siz nereden öğrendiniz?" dedim ve abim söze girdi:
-"Buraya gelirken söylemiştim"
-"Ya nasıl öğrendiğimizin pek önemi yok. İsmail amca nasıl?" dedi Bahadır.
-"Daha bir şey söylemediler" dedim üzgünlükle. Hande bana bunlar kim dercesine bakıyordu. Kulağına eğilip bizim komşular dedim. Abim ayağa kalktı ve:
-"Ben annemin yanına gidip,onun moralini düzeltmeye çalışacağım. Kızlar siz de dışarıda hava alın,iyi gelir" dedi ve gitti. Hande'yle dışarı çıktık ve bir banka oturduk. Eylül ayına yeni yeni girmiştik. Hava sıcaktı ama yine de esiyordu. Telefonumun ön kamerasını açıp tipime baktım. Gözlerim kızarmış ve şişmişti. Suratım bembeyazdı. O sırada Bahadır yanıma geldi ve "biraz yürüyelim mi?" dedi. Başımla onaylayıp kalktım. Hastanenin etrafında turlamaya başladık. Aynı zamanda sohbete de...
-"Olay nasıl olmuş?" diye sorunca detaylarıyla beraber anlattım:
-"Böyle olmuş işte"
-"Sanmıyorum hayati bir şey olduğunu. Belki kırılmamıştır bile. Gönlünü ferah tut"
-"İnşallah,çok endişeleniyorum"
-"Merak etme" dedi ve saçımı okşamaya başladı. Heyecanlanmıştım birden. Aynı zamanda saçımı okşaması bana iyi gelmişti. Resmen dünyadan kopmuştum ve kendimi Bahadır'a bırakmıştım. Öyle ki bakıştığımızı 5 dakika sonra falan anlamıştım. Hande'nin seslenmesiyle irkildim ve sese doğru koştum:
-"Hande,babamdan haber mi var?"
-"Evet,amcam iyiymiş Seda! İki bacağında da çatlak varmış ama geçermiş onlar. Alçıya almışlar" dediğinde rahatlamış ve sevinmiştim. Arkamda Bahadır'ı görünce:
-"Bahadır,babam iyiymiş sadece çatlakmış!" dedim ve istemim dışında ona sarıldım. Bir anda sarılmama önce anlam veremedi ama sonradan o da sarılmama karşılık verdi. Sonra hastanenin bahçesinde olduğumuz aklıma geldi ve Bahadır'dan ayrıldım. Hande'yle babamın yanına gittik. Babam gözlerini açmıştı. Yanıma gittim ve:
-"Babacım,iyisin dimi? Çok endişelendik" dedim.
-"İyiyim kızım,endişelenmeyin" dedi. Ve yastığını düzelttim. Olabilecek en kötü şeyleri düşünmüştüm hep. Ama babam iyiydi. Babam iyi olduğu için ben de iyiydim...

---

Kazanın ardından 3 gün geçmişti. Evimiz her zaman misafirlerle doluydu. Birçok kişi babama geçmiş olsuna geliyordu. Bugün de amcamlar gelecekti. Aslında onlar hastaneye de gelmişlerdi. Ama amcamın içi rahat etmediği için yine gelmişlerdi.

Geçmiş olsun fasıllarından sonra Hande'yle ben benim odama geçtik. Sonradan aklımıza bir şeyler içmek geldi ve mutfağa gittik. Buzdolabını açmamızla muzlar cennetine düşmemiz bir oldu.Hande söze girdi:
-"Kızım bu ne? Bu kadar muz alacak kadar ne yaşadınız?"
-"Salak,biz almadık ki. Millet getirdi. Hasta ziyaretine neden muz getirilir ki! Hayır yani babam ameliyat da olmadı ne alaka?"
-"İki tane çıkart da yiyek bari" O an ikimizin de obur tarafı çıktı ve muzlara abandık. Bir yandan da konuşuyorduk:
-"Seda sana bir şey diycem"
-"De"
-"Bahadır'la aranda bir şey mi var?
-"Ne alaka ya!"
-"O gün amcam hastanede diye bir şey demedim ama seni teselli etmek bahanesiyle baya sevgili gibiydiniz yani. Ve ona bakışlarını da gördüm sakın inkar etme!"
-"Hayır,sevgili değiliz"
-"Platoniksin yani" deyince sessiz kaldım. Tabii sessiz kalmamla cevabımın ne olduğunu çok iyi anlamıştı aşk doktoru kuzenim Hande.
-"Şu an arkadaş mısınız?"
-"Evet"
-"Arkadaş ayağı göt ayağı"
-"Kardeş ayağı olmasın o"
-"Valla senin durumuna uymadığı için değiştirmek zorunda kaldım kuzi. Anla sende"
-"Sence beni seviyor mu?"
-"Bence seviyor,çocuğun Allah vergisi bir tipi de var. Oh mis valla"
-"Handeeee!"
-"Tamam,bundan sonra kendileri eniştem olur"
-"Tabi enişten olacak,mal"
-"Sus be! Sana da yaranılmıyor pis platonik!" tam birbirimize saç baş girişmek üzereyken yengem Hande'yi gitmek için çağırdı. Ayağa kalktık ve salona gittik. Amcam ve abim babamı yatak odasına taşıyordu. E tabii adamın iki bacağı da çatlak. Hangisinden destek alarak yürüsün? Bebek gibi taşıttırıyordu kendini. Annemin ise keyfi yerindeydi. O gün hastaneden çıktıktan sonra ağlayan yüz ifadesinden eser kalmamıştı. Babamın iyi olduğunu,ölmeyeceğini duyduktan sonra... Babama hizmet ediyordu hiç zorlanmadan. Sonuç olarak yeni ev eşyalarıyla yengeme övünecek kadar iyiydi. Yengem ise kendi eşyalarından bahsedip üste çıkmaya çalışıyordu. O kadar komiklerdi ki komedi show niyetine izleyebilirdiniz. Herkes gittikten sonra ben de dışarı hava almaya çıktım. Babam uyuduğu için çıkabiliyordum. Yoksa annem hayatta babama hizmet etmememe ve dışarı çıkmama izin vermezdi. Evimizin biraz yakınında bir çocuk parkı vardı. Oraya gittim. Banka oturdum ve kaslı bir çocuğu kesmeye başladım. Yarabbim sen neler yaratı...

Bir dakika

One minute

Bu taş çocuk bizim yeşil gözlü Bahadır'dı...

Üzerime bir çeki düzen verdim ve yanına gittim:
-"Selam" dedim kendimi sevimli yapmaya çalışarak.
-"Selam" dedi o da umursamazlıkla.
-"Baban nasıl oldu?" diye de ekledi.
-"Normal işte. Ağrıları oluyor bazen ama ilaç içince geçiyor. Her istediğini yapan eşiyle kızı ve onu gideceği odaya taşıyan bir oğlu olduğunu düşünürsek keyfi gayet yerinde" dedim. Güldü.
-"İyiymiş valla" dedi ve ayağa kalktı. Sonra parkta beraber dolaşmaya başladık. Hava serindi. Ben hala yaz tatili modunda olduğum için kısa kollu tişörtlere devam ediyordum. Ancak bugünden sonra hırka falan giymeyi düşünecektim. Bu ne soğuk yaw?

Bahadır bugün durgundu. Nedense son günlerde onun platonik aşığı olarak değil de onunla dost gibi hissediyordum. Bir yanım onu sevmeye devam etmekte direnirken bir yanımda onun çok iyi bir dost olduğunu, ve ona hoşlandığımı söylersem dostluğumuzun biteceğini söylüyordu. Yani hislerimi ben de anlayamıyordum. Hande benim Bahadır'ı sevdiğimi sanıyordu. Belki de öyleydi. Belki de sevmiyordum. Lanet olsun ki bilmiyordum! Ama o akşam hislerimden emin oldum. Yani parkta karşılaştığımız akşam... Çünkü o akşam parkta beni bir kenara çekip öptü. Evet! Bahadır...beni...öptü... Nasıl olduğunu ben de anlayamadım. Parkta beni bir kenara çekti. "Seda" dedi fısıldayarak. Yavaş yavaş nefeslerini suratımda hissettim ve dudaklarım dudaklarıyla buluştu. Olayın şokuyla başta karşılık vermedim ona. Karşılık vermemle beraber Bahadır'a ilk öpücüğümü vermiştim...

Getti ilk öpücük :D
Arkadaşlar lütfen okuyan herkes oy verip yorum atsın. Çünkü ben sizin bölüm hakkındaki görüşlerinizi bilmezsem güzel yazıp yazmadığı da anlayamam. Lütfen bu konuda biraz daha hassas olun ve benimle empati yapın. Zaten okuyan herkes oy verip yorum atarsa hem benim isteğim gerçekleşir hem emeğimin karşılığını alırım hem de siz belki de daha çok hoşunuza giden bölümlerle karşılaşırsınız...

KOMŞUNUN ÇOCUĞUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin