Medya Yavuz-Nazlı
NAZLI
Yağmur yağmakla yağmamak arasında kararsız görünüyor. Şuan tamda benim ruh halim gibi.
Eski neşem kayboldu, bir yanım hep eksik. Hani bazen kalbinizde bir ağırlık olur sizi sıkar, derin nefes aldırmaz, sürekli ağlamak istersiniz ama gözlerinizden bir damla yaş gelmez ya öyle birşey.
Apartmandan çıkıp yağmurluğumun kapşonunu geçirdim.Kulaklığımıda takıp Adele-Set fire to the rain şarkısını dinlemeye başladım. Kalabalık, onca insan, onca hayat, farklı hayat hikayeleri, kimileri katil ruhlu, kimileriyse melek..
Yüzlerinden okuyamasakta davranışlardan ve konuşmalardan çözebiliriz insanları, insan sarrafı oldum yıllar geçtikçe, hem okuduğum bölümde bunu gerekli kılıyor. Mesela şu durmadan saatine bakan ve kendi kendine sırıtan adam sevgilisini bekliyor, şuradaki kızıl saçlı kadında akşamdan kalmış gibi yalpalıyor arada , şuradaki kucağında kızı olan adamda kızını okula yetiştirmek için karşıdan karşıya geçiriyor.
O küçücük çantası kadar boyu olan ve ayaklarında ışıklı pembe spor ayakkabısı olan kızın yerinde olmayı o kadar çok isterdim ki. Benim hiç babam olmadı beni okula götüren , beni seven,koruyan... Ben hep yağmurlu günlerde şemsiyemi alıp tek başıma gittim okula. Annem çalıştığı için beni götüremezdi çok yağmurlu olduğunda da komşumuzdan benide okula götürmesini rica ederdi. Ne günler gördük biz.
Onların ardından bakarken gökyüzü yüzüme ağladı. Bende keşke ağlayabilsem belki rahatlıycam ama küçükken o kadar ağladım ve babamın bizi bulması için o kadar çok dua ettim ki artık yüreğim katılaştı. Ağlayamaz oldum. Zaten bizi bi başımıza bırakan adamın bizi bulması için hâlâ umut etmek çok saçma.
Kapşonu saçlarımdan çekip yüzümü gökyüzüne yönelttim. Derin derin nefes aldım. Ben böyle kendimden geçerken az ilerimdeki durağa otobüsümün gelmiş ve hatta şuan hareket ediyor olduğunu farkettim. Koşup yetişmeye çalıştım, ardından bağırdım ama nafile çoktan uzaklaştı.
Durağın altına girip etrafa bakınmaya başladım. Dersi kaçırmıştım artık elimden bişey gelmiyor.Tam Tolgayı arayıp otobüsü kaçırdığımı söyleyeceğim sırada o beni aradı.
"Neredesin?" diye sordu.
"Duraktayım otobüsü kaçırdım derse geç kalıcam" dediğim sırada
"Gözde görmüş şimdi seni bekle kavşaktan dönüp gelicem" dedi.
Şanslımıyım ne? Benim gerçek dostlarım onlar. Heleki Tolga her zaman imdadıma o yetişir. Liseden beri arkadaşız. Gözde ile Tolga kuzenler. Gözde Mimarlık okuyor, Tolga da benimle aynı bölüm hatta aynı sınıfta. Tolgayla lisedede aynı sınıftaydık şimdi üniversitede de aynı sınıftayız. Lisede de iyiydik ama bu kadar değil, üniversitede en yakın arkadaşım oldu. Zaten onların dışında arkadaşım da yok. Ben burslu öğrenci olduğum için beni pek gözleride görmez.
Tolganın arabası yanıma yaklaştı ve ön koltuğa oturdum. Gözde arkada ayaklarını uzatıp oturmayı sevdiği için hep arkada oturur, bu duruma Tolga çok sinir olur ama dinleyen kim.
Tolga; Alacakaranlıktaki jacop ın neredeyse aynısı, lise de de bu yüzden ona Kurt derlerdi . Tolga başkalarına benzetilmekten nefret eder ama kurt lakabını da sever.
Gözde; Sarışın, mavi gözlü, gösterişe bayılan, Barbie bebek gibi bir kız. Havalı olmak ve dikkat çekmek için herşeyi yapar pahalı mücevherler, ünlü modacılardan kıyafetler vs. herşeyi ona özeldir.
Arabada çalan disco müziğini kapatıp radyoyu açtım. Gözde buna itiraz etsede Tolga da benden tarafa oldu.
"Siz neden burlardaydınız?" dedim. Evlerimiz baya uzaktır onlar kent çıkışındaki villalarda yaşıyorlar bense şehrin merkezinde bir apartmanda.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜÇLÜ OL
Teen FictionRomantik/Dram Belki bi yerlerde bu kitabı yazarken hissettiklerimi okurken hisseden insanlar vardır. Ya da hissedecek. Lütfen beni yalnız bırakmayın. Desteklerinizi bekliyorum . Güçlü Kadınların Öyküsü..