KÜBRAGüneş gök yüzünden yavaş yavaş kayboluyor..
Antalyayı çoktan geride bıraktık, dağlar aştık, az kaldı.
Kucağımda uyuyan Hira'nın pembe pembe olmuş yanaklarında parmaklarımı gezdirdim.
Saçlarıyla oynadım , saçlarıyla her oynandığında uyuyakalır. Bizim ırsi herhalde bende, Nazlıda öyleyiz.
Pencereden grileşmiş yeryüzüne baktım. Heryer yeşillik, ağaç ve makilerle kaplıydı.
Bian gözüm penceredeki yansımama değdi, yaşlanmıştım, gözlerimin altında kırışıklıklar oluşmuştu, bedenimden çok ruhum yaşlanmıştı gerçi.
En son bu yollardan genç ve küçük bir kızken geçmiştim. O küçük kız karnındaki 3 aylık bebeğiyle koca dünyada bir başına kalmıştı, sadece ordan kaçmak istedim. Yeni bir hayata başladım. Karnımızı doyuracak kadar para kazandım yıkılmadım ayakta kaldım, herşey Nazlı'm içindi ve herşeyim Nazlı olmuştu. Dayanağım, sığınağım,sevincim,kederim...
Şimdi o bi başına kalmış küçük kız büyümüştü. Anne olmuştu. Ve evliydi.
Babam hamile olduğumu öğrendiği zaman yıkıldı. Ne yapacağını bilemedi nefreti ağır bastı tekme tokat yağmurlu bir günde üzerimde yalnızca bir entariyle sokağa attı. Anneme tehtitler savurdu. Banada "artık senin gibi bir kızım yok, kimin koynunda peydahladıysan o piçi ona sığın!" dedi ve beni evlatlıktan reddetti. Beni, tek evladını biricik kızım dediği beni istemedi... Kendimden nefret ettim.
Yağmur çok şiddetli bir şekilde yağıyordu bende tir tir titriyordum. Tek sığınacağım kişi oydu. Sevdalıydım ona. Hemde kara sevda. Oda beni seviyordu yani öyle derdi hep, çocuk gibi bir kalbi vardı. Evlenecektikte ama bana söylediği yalanı duyunca duramadım buralarda,, ona haber bile vermeden, hesap bile sormadan, aldım başımı düştüm yollara.
Bir anda yaşlar gözlerime hücum etti... Dudaklarımı ısırdım ağlamamak için ama dayanamayıp ağlamaya başladım. Yanımda oturan bayan anlamasın diyede yüzümü iyice cama döndüm. Düşünmemek , geçmişi hatırlamamak içinde uyumaya çalıştım.
Bir saat boyunca uyumuşum otogar'a geldik ve Hirayla otogardaki bir bank'a oturduk. Hira etrafımızda dolanan yavru sarı kediyle oyunlar oynuyordu. Bende etrafa bakınırken çok fazla tanıdık insanla göz göze geldim. Göz teması kurmamaya çalıştım, sadece Hirayı izledim.
Kendimi burda bunalmış ve yapayalnız hissettim. Titriyordumda. Utanmıştım insanların küçümseyen ve acıyan bakışlarından. Yanımızdan geçen ve bana bakarak konuşan kadınların sözleri geldi kulağıma "hangi yüzle gelmiş" diyorlardı. Sağır olmayı istedim, yerin dibine girmek istedim...
Yarım saat sonra Kenan geldi. Kenan ı görür görmez 40 yıldır hasretmişcesine sarıldım, sımsıkı sarıldım. Sadece sarıldım ve kendimi evde hissetmeye çalıştım. Kenan bu hareketime çok şaşırmıştı. Tereddüt etti sarılsam mı diye ama oda sımsıkı sarıldı, saçlarımı kokladı , saçlarımdan öptü. Hirada el çırpıp "Baba geldiiiii" diye bıcırdadı. Kenandan ayrılıp derin bir "Ohhh" dedimm. Çevreye ve çevredekilere inat arabaya kadar el ele yürüdük Kenan Hirayıda kucağına aldı. Uzaktan görenler ne güzel derdi ne güzel bir aile..
Öyle olmayı dilerdim şu aptal kalbimin Kenan'ı seviyor olmasını isterdim ama ben kallbine söz dinletemeyen bir budalayım.
Kenan'ın beni deli gibi istediğini ve sevdiğinide biliyorum ama aşkla bakan gözlerininde farkındayım ama o gözleri görmemezlikten gelmekten başka birşeyde yapamıyorum. Sevemiyorum .Arabaya bindik ve hastaneye gitmek üzere yola çıktık. Hastaneye geldiğimizde Kenan'ın elini sımsıkı tuttum tıpkı ilkokula yeni başlayan ve okuldan korkan, babasının elini sımsıkı tutan küçük bir kız çocuğu misali.."Korkma yanındayım" dedi ve saçlarımdan öptü. Hastaneye girdik ve ben heyecanla "Özlem Aksoy'un odası kaç numara acaba ?" diye sordum. "17 numara sağdan 3. oda efendim" dediler.
Hazırmıydım bilmiyordum.. Babamı görmeye. Annemi görmeye. Onların beni ve bizi görmesine hazırmıydık bilmiyorum.. Zaman öylesine acımasız ki bunu yapmaya mecburdum. Annemi görmeliydim ve babamıda..
Hiranın gözlerinin içine bakıp güç aldım..
Ve sağ koridora saptık...
Karşıdan oturan ellerini başına koymuş dertli dertli düşünen saçları aklaşmış, cildi kırışmış, zayıflamış bir babam vardı.. Eski heybeti kaybolmuştu. En son bıraktığımdan çok daha güçsüzdü.
Belkide o saçındaki beyazların, yüzündeki kırışıklıkların bir sebebide bendim. Onun tek evladıydım her anne-baba evladını tertemiz gelin etmek ister. Kendime içten içe lanetler okudum. Keşke ölseydim...
O kadar özlemişim ki onu koşup boynuna sarılmak istedim hadi baba fıstık alalım, hadi baba kağıt helva, dondurmada olsun... demek istedim. Her istediğimi yapardı. Ben yine o küçük kız Kübra olmak istiyorum. Hiç büyümemek istiyorum. Babam yine saçlarımı okşasın "bitanecik kızım" desin istiyorum, karnemi iyi getirdim diye bana elbiseler diktirsin istiyorum. Beni salıncakta sallasın , omzunda taşısın , benimle oyunlar oynasın , bahçede meyve toplayıp şarkılar söyleyelim istiyorum. Nolur bu yaşananlar yaşanmamış olsun benim bitanecik babacım bana hiç kızmasın ben hiç hata yapmamış olıyım istiyorum. Nolur ben eski küçük, entarili, lastik ayakkabılı, kurdele tokalı Kübra olayım istiyorum... Babam beni affetsin Nolur Allahım...
"Kenan geri dönelim ben yapamam ben buna dayanamam " dedim ve arkama bile bakmadan koşmaya başladım. Gözlerime hücum eden yaşlarla ve hıçkırıklarla kendimi Lavaboya kapattım yüksek sesle ağlamaya başladım. Kendimden nefret ediyordum. Onlara bunu yaşattığım için kendimden iğreniyordum. Yüzüme 15 20 kez su çarptım ve kendimi toplamaya çalıştım. Derin derin nefes aldım. Lavabodan çıkıp Kenan ve Hirayı aramaya başladım. Her kata baktım ama yoklardı . Sadece oraya bakmamıştım. Yavaş adımlarla tekrar o koridorun başına geldim.
Babam, Kenan ve Hira oturuyorlardı hatta babam Hirayı kucağına almıştı. Hemen Kenan'ı aradım "Napıyosun sen hadi hemen gelin gidelim, lütfen" dedim. "Hayatım buraya gel" dedi. Beni koridorun başında görüncede yanıma gelip bileklerimden çekti beni babamın önüne kadar sürükledi . Babamın ise bana dönüp hiç bakmadı yalnızca Hirayı seyrediyordu. "Baba" dedim heceleyerek , uzun zamandır yabancısı olduğum bir kelimeydi.. "Baba,, Ben geldim" dedim ve ağlamaya başladım....
Merhabalar :) Bayramınız mübarek olsun canlar.. Babalarımızın kıymetini bilelim ve babalarda evlatların.. Lütfen geri dönüşü olmayan hatalarda yapmayın ben kendimi Kübranın yerine koyarak yazdım ve o kadar zor ki o yüzden hep ailemizin sözünü dinleyelim onlar bizim için her zaman en iyisini ister. Sizi seviyorum. Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜÇLÜ OL
Teen FictionRomantik/Dram Belki bi yerlerde bu kitabı yazarken hissettiklerimi okurken hisseden insanlar vardır. Ya da hissedecek. Lütfen beni yalnız bırakmayın. Desteklerinizi bekliyorum . Güçlü Kadınların Öyküsü..