Sabah uyandığımda bir gariplik olduğunu hissettim. Evet evet,kesin bir gariplik vardı. Ben uykumu almıştım ve mutluydum. Üstelik annemin "Seda!Kalk!" sesleri de yoktu. Ah! Doğru ya,bugün haftasonuydu!
Haftasonu olduğu için rahattım. İstediğin kadar uyuyabilirdim. Ki uyumuştum da. Uyandığımda saat öğlen 11'di. Her ne kadar uykumu almış da olsam her sabah yatakta doğrulup etrafa mal mal bakmak favorimdi. Etrafa baktım. Okula gittiğim sabahların aksine etraf aydınlıktı. Ve bu insanın biraz daha pozitif olmasını sağlıyordu. Okul kıyafetlerimi gelir gelmez bir köşeye atmıştım ve bir gün geçmesine rağmen hala oradalardı. Sağıma ve soluma bir toka bulma umuduyla baktım. Pembe lastiğimle saçımı ev topuzu yaptım. Aa bir dakika,Rıfkı nerede?
Rıfkı benim ayıcık'ımdı. Evet,yanlış duymadınız,bu yaşımda hala ayıcıkla uyuyordum. Ama o benim için bir ayıcıktan daha fazlası. Bebek bezi takmamaya yeni başladığım günlerde altıma kaçırdığımda,arkadaşlarımla odamda oynarken ve daha ilerleyen yıllarda kızlarla odamda sevgililerinden konuşup dedikodularını yaparken Rıfkı hep yanımdaydı. Amma edebiyat yaptım be ;) Yani Rıfkı'yı seviyordum. Ama sabah uyandığımda hep yere düşmüş oluyordu. Yerden aldım ve yatağımın üzerine koydum. Artık yataktan kalkma zamanı gelmişti. Kalktım ve lavaboya gittim. Rutin işlerimi hallettikten sonra salona millet napıyor bakmak için evde turlamaya başladım. Abim siyah eşofmanı,beyaz tişörtü ve dağınık saçlarıyla salondaki büyük koltukta(favori koltuğumda) uzanmış,muhtemelen sevgilisiyle mesajlaşıyordu. Şu sıralar durup durup neden benim sevgilim yok lan diye düşünüp duruyordum. Gerçi cevabı belliydi,beklediğim biri vardı(anladınız siz onu) ardından anneme baktım. Ve gördüğüm manzarayla kahkahalara boğulmam bir oldu. Annem;misafir odasında, siyah dar bir tayt ve pembe bol bir tişörtle,ebru şallı izlemek suretiyle plates yapıyordu! Ve çok komikti. Annem hareketleri yapmaya çalışıyor ama genelde yapamıyor,ama hareketleri yapamadığı kadar da Ebru Şallı'nın nefes al nefes ver talimatlarını fazlasıyla yapıyordu. Ben kahkahalarla ona bakarken oda bana dönmüş "bu kız ne ayak?" dercesine bakıyordu. Abime seslendim:
-"Abii! Bu manzarayı görmelisin,çabuk gel!" dedim ve gülmeye devam ettim. Annemse artık beni tınlamıyordu. Plates yapmaya daha doğrusu yapamamaya devam ediyordu. O sırada abim geldi ve oda gülmeye başladı. O sırada annem bir hareketi yapmaya çalışırken kıç üstü yere düşmesin mi? Düştüğü an ahlamaya uhlamaya başladı. Bizde annemi hemen yerden kaldırıp koltuğa oturttuk. Abim söze girdi:
-"Ya anne senin neyine plates yapmak? Hem sen kilolu değilsin ki"
-"Ya çocuğum platesi sadece kilolular mı yapar? Bak Ebru Şallı'ya. Taş gibi kız ama plates yapıyor her gün. Hem ben ne güzel yapıyordum sporumu,siz geldiniz nazar oldu"
-"Anne sen daha kolay sporlar yap. Mesela yürüyüş falan" dedim bende. Ardından bir şey demeden yanımızdan ayrıldı. Abimin karnı guruldamaya başlayınca bu duruma gülmeden edemedim. Güne baya bir kahkahalarla başlamıştım. Bana dönüp:
-"Sedaaa?" dedi. Bende:
-"Efendim" dedim.
-"Şey bir şey sorucam ama sen kesin reddediceksin"
-"O zaman niye soruyorsun" dedim gıcıklığına.
-"Ben kurt gibi acıktım lan. Annemde sabah sabah kendini platese vermiş,kahvaltı falan hazırlamadı. Bir tek çay yapmış o kadar"
-"Kendine kahvaltı hazırlamayı da mı beceremiyorsun?"
-"Ya yaparım da..."
-"Üşeniyorsun"
-"Evet,hadi bak kendine de hazırlarsın"
-"Kendime de hazırlayacağım tabi,aç mı kalıyım?"
-"Hazırlıyorsun yani?"
-"Uf iyi hazırlıyorum"
-"Yaşa be Seda" dedi ve bir anda sımsıkı sarılmaya başladı. Açlığı başına vurmuşsa demek...
-"Tamam lan,of ezildim hayvan!"
-"Tamam tamam hadi sen vazgeçmeden hazırla şu kahvaltıyı" dedi. Bende kahvaltı hazırlamaya gittim. Önce iki tane tabak çıkardım. Annemle babam sabah etmişlerdi. Bulaşıklardan anlamıştım. Sahi babam neredeydi?
-"Anne babam nerede?"
-"Toplantı varmış bugün,ona gitti"
-"Veli toplantısı mı?"
-"Evet özellikle Kerem diye bir çocuğu annesine şikayet edecekmiş" bu söylediğine güldüm. Babam öğretmendi. İşlerini eve pek taşımazdı ama Kerem denen çocuktan haz etmezdi pek ve ara sıra dile getirirdi bunu. Bunları düşünürken tabakları ve çatalları masaya götürmüştüm bile. Domates ve salata doğrayıp bir tabağa koydum. Buzdolabından peyniri çıkardım ve nutellayı da aldım. Abim mutfağa gelince gözlerimle bunları götür işareti yaptım. O da hemen anlayıp tezgahtaki şeyleri masaya götürdü. En son sucuklu yumurtayı da masaya götürdüm. Yumurtayı gören abimin gözleri kocaman açıldı:
-"Bu ne lan? Sucuklu yumurta değilde yumurtalı sucuk olmuş bu"
-"Sucuğu çok seviyorum. Üstelik sende seviyorsun,sorun ne?"
-"Doğru,annem yapsa bir iki parça sucuk koyup bırakıyor. Cömert kardeşım benim" dedi alayla. Sonra kahvaltı ettik. Kahvaltı ettikten sonra sofrayı topladım ve telefonumu elime alıp sosyal medya hesaplarıma baktım. Bahadır bir fotoğraf paylaşmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOMŞUNUN ÇOCUĞU
Teen FictionSeda ve ailesi yeni bir apartmana taşınırlar. Seda ve Bahadır için her şeyin başladığı yer orasıdır işte :)