Karakol

88 13 1
                                    

Bu bölümü kitabı yazmaya başladığım günden beri desteklerini hiç eksik etmeyen Funda kocaman ve Twins2222'ye ithaf ediyorum.

İki kelime sadece iki kelime bir insanın saatini dakikasını hatta salisesini nasıl değişdirir.Ben bunu şu dakikalarda tecrübe ettim.

Herşey bir hayal gibi, sanki gözlerimi kapatıp açınca dün sabaha geri döneceğim.Ama ne yazık ki herşey gerçek.

Yüzümdeki bu ıslaklıkta neyin nesi yoksa ben ağlıyor muyum?Şu iki günde hiç ağlamadığım kadar ağlamış hiç kırılmadığım kadar parçalanmıştım.

Yaşadıklarım normal değildi.Dün hayatımın en büyük hatalarından birini yapmış bugünde katil olma ihtimaliyle karşı karşıyaydım.

Kafamı defalarca sağa sola sallasamda düşünceler beynimi esir aldı.Dün gece yaşananlar gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçmeye başladı.

Gece gördüğüm kabus,bir hayalet misali okula gelişim, dersleri dinlemeden uzaklara dalışım, Murat'tan gelen mesaj, istemememe rağmen onunla gidişim,evi gezdirmesi,ona bağırmam, boğazıma yapışması,göz alıcı bir ışık ve korna.

Sanki bu olanları tekrar yaşamışçası titredim.

Yanımda hissettiğim hareketlilikle başımı Meleğe çevirdim.

Oda haberi duymuş olmalı ki yüzü kireç gibi, dudağı hafif aralık ve gözleri pörtlek bir şekilde televizyona bakıyordu.

Başını yavaşça bana çevirip tam gözlerimin içine baktı. Sanki birşey söylemek istiyor ama söyleyemiyordu.

Sessizliği bozan taraf olmak istemiyordum. Soracağı sorulara verecek cevabım yoktu.Çünkü cevabı bende bilmiyordum.

"Asya..."

Soracağı soruyu bildiğimden sormasına izin vermeden cevabı verdim:

"Bilmiyorum"

Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum.Öldüyse cesedi nerede, yaşıyorsa şuan nerede hiçbir fikrim yok.

Bu çaresiz ve sorular dolu bakışmamızı Çalan kapı bir bıçak misali kesti.

İkimizde ısrarla çalan kapıya karşı hiçbir tepki vermedik.ikimizde sus pus öylece oturduk bir süre.Artık hem kapı hemde zil ardı ardına çalmaya başlayınca kalkmaya karar verdim.

Bir hayalet misali kapıya vardım ve kim olduğunu dahi sormadan hızla açtım.

Kapıda üniformalı polisleri görmeyi beklemiyordum.

Daha ne olduğunu anlamadan diğerine göre daha kısa ve hafif göbekli olan polis memuru direk konuya girdi.

"Asya İynemli siz misiniz?"

Cevap veremedim.Her ne kadar "evet" demek istesemde dilim dönmedi.

Benim yerime ne zaman yanıma geldiğini farketmediğim Melek cevap verdi.

"Evet de ne oluyor."

"Bizim herhangibir bilgimiz yok.Karakola lütfen."

Melek herşeyden bi haber beni savunmaya başladı.

"Ne demek karakola ya.Sebebini söylemezseniz onu şurdan şuraya göndermem."

"Melek lütfen."gözlerine bakıp yalvarırcasına konuşmuştum.

"Zorluk çıkmasın gidelim bakalım sorun neymiş."

Dilim bunları söylüyor ama bedenim ve zihnim tam zıt düşüncelerde.

İstediğin sonum muHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin