Biraz sakar, biraz ahmaktım sanırım.
Buraya bi' şeyler karalamalıyım.Bir yol vardı; uzun, derin, temiz, güzel.
Bir çift göz vardı anlatamam yetmez kelimeler, uçurum ya uçurum. Hani Poyraz Karayel, albay'a isyanlarla anlatır ya heh işte öyle isyanların asıldığı bir uçurum.İnanır mısınız tüm hayaller öldürülmüş orda.
Derin bir uçurum ama çekici.
Korkulara rağmen üstüne üstüne koşmak isteyenilecek tarzda bir uçurum.
Düşündükçe yutkunmakta zorlandığım bir uçurum.
Bakmaya doyamıyorken bir adım ötede olan ölümün korkusundan titreten bir uçurum.
BEN.. BEN O UÇURUMDAN DÜŞÜRÜLDÜM.
Tutunmaya çalıştım, gerçekten...
Çabaladım. Size tüm yaşanmışlar ve yaşanma ihtimali olan herşey üzerine yemin edebilirim ki düşen insana uzatılan eli acizlik olarak gören ben, bekledim, biri elini uzatsın diye.
O dipsiz bucaksız yerde, soğuktan ve korkudan titreye titreye son şansım olan çıkık bir taşın ellerimi parçaladığına şahit oldum.Ve ne acı ki en güvendiğim izledi düşüşümü.
Ben düşlere düşmeyi severdim. Ellerinden düşürdü beni.
Sevdiği ellerinden.
Zamanında saçlarımla dans eden parmak uçları, karşısında.. sanki karşısında yüzüne bakılmayacak kadar çirkin, dokunulmayacak kadar kirli biri varmış gibi saklandı avuç içlerine, o yuva sıcaklığı taşıyan avuç içlerine.Sana talan olan bu yüreği o halde görüp sızlamayan yanların bari yandığımı görseydi be adam.
Canımın yanışına kör olmuş gözlerin. Sağır olmuşsun kalp atışlarıma.''Sen.. Sen Öldürdün Beni.''
Doğukan Özdağ bir parçasında böyle söylüyor işte.
Sormak istediğim, içime sığdıramadığım her kelimeyi işte şimdi tam şuan da yokluğundan bir yudum daha içerek, bir sandığa tıkarak kilit vuruyorum.Her gece yatmadan önce dualarımda ona huzura geceler derken ben, senin bensiz kurduğun düşler düşeceğin çukur olsun. Elimi uzatmak ne ki kendimi feda ederim uğruna yeter ki bensiz mutlu olma.
