#Bölüm 3, Lanet Çanta#

133 4 0
                                    

Aralarindaki gerginlik iyiden iyiye artmıştı. On dakikadir binanın tepesinde adamı ikna etmek için uğraşıyordu.

Adama doğru bir adım atmasıyla adam, çantayı savurdu ve çanta Selim'in omzuna çarptı. İkinci hamlede Selim, kolunu kullanarak darbenin etkisini azalttı ve adama bir tekme vurdu. Adam, darbenin etkisiyle kenardan uzaklaşarak binanın ortasına doğru bir iki adım giderek yere düştü. Selim adamın üzerine doğru giderken adam, çantayı uzak bi noktaya fırlattı. Selim istemsiz bir şekilde dikkatini o yöne verip çantaya bakarken adam, çıkardığı bıçağı güçlüce salladı.

Selim, ilk başta bir şey hissetmedi ama sol kolundan aşağı doğru akan ılık ve yoğun sıvının kan olduğunu anladı.

"Nasıl? Bu hoşuna gitti mi?" dedi adam dalga geçerek.

Selim, kesik kolunu tutarak çantaya doğru koşmaya başladı. Adamda arkasından takip ediyordu.

Selim, çantayı alınca arkasından gelen adama ani bir şekilde savurdu ve adam darbenin etkisiyle sendeledi. Selim, bir kere daha çantayı kullanarak adama vurdu, adam yere düşerken bıçağı da düşürdü.

Selim, bıçağı aldı ve adamın boğazına dayadı: "Nasıl? Bu hoşuna gitti mi? Seni pislik."

"Hey adamım? Sakin ol." dedi adam. Sesi titriyordu. "Bak açıklayabilirim. O adamı takip ediyordum. Arabadan çantasız inince tek fırsatın bu olduğunu düşündüm. Seninle bir sorunum yok. Lütfen."

"Ceketini çıkar."

Adam, beklemeden ceketi çıkarttı, Selim ceketi alıp çantanın yanına doğru attı.

"Güzel, şimdi yerde kal pislik." dedi ve bıçağı bastırarak kesmeye başladı.

Adam, titremeye başladı bir süre sonra durdu, sesi çıkmadan yerde yatıyordu.

Selim, ceketi giyip çantayı aldı ve merdivenlere doğru yürümeye başladı.

"Kolumu kestin." dedi adam bağırarak. "Lanet olsun, sana bunu ödeteceğim."

"Sen benim kolumu kestin, bende misilleme yaptım." dedi merdivenden inerken sakin bir ses tonuyla.

Kolundaki yara engellese de sol eliyle çantayı tutmaya çalışırken, sağ eliyle yarasına bastırıyor, üzerindeki kanları ceketle kapatıp olduğunca dikkat çekmeden yürümeye çalışıyordu.Ağır adımlarla arabasını bıraktığı yere geldiğinde olanları hatırladı.

Arabasını orada bırakarak hiç düşünmeden adamın peşinden koşmuştu, üstelik anahtarlar arabanın üzerindeydi ve bu, bir hataydı. Şimdi ise araba yerinde yoktu.

Bir an panikledi ama kendini çabuk topladı. Bu halde dikkat çekmek istemiyor en kısa sürede eve dönmek istiyordu. Bir süre etrafına bakındı ve gelen arabalara otostop çekti ama kimse durmadı ve ilk gelen otobüse bindi.

Otobüste boş yer yoktu. Ortadaki direklerden birine yaslandı ve öylece bekledi. Kolundaki kanların aşağı doğru aktığını hissedebiliyordu. Kanlar kesik yerden eline kadar gelmiş ve aşağı damlamak üzereydi. Kimsenin fark etmemesini umdu.

"Sen iyi misin delikanlı?" dedi ihtiyar bir kadın.

Selim, kadına baktı, evet anlamında kafasını salladı: "Galiba biraz üşüttüm."

"Bu havada mi?"

Bu tarz konuşmaların olacağını biliyordu. Kadına cevap vermedi ve otobüs bir durakta durunca kendini direk aşağı attı.

Yakınlarda ki bir taksi durağında sırası gelen taksiye bindi. Şoförün bir şey söylemesine izin vermede adresi söyledi.

On bir dakikada gittiği yolu 25 dakikada geri gelmişti. Mantıklı bir seçim olarak eve gitmek yerine tamir dükkanına geldi. Çantayı bir kenara bırakıp üzerindekileri çıkardı ve ilk yardım çantasını alarak lavaboya girdi.

DERİN ABİLERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin