Sren sesleri arasında ağlamaklı ve hızlı geçen bir yolculuktan sonra hastaneye varmışlardı.
Bir doktorun çıkıp iyi şeyler söylemesini umarak iki saattir ameliyathanenin önünde bekliyorlardı. Herkes birbirini teselli etmeye çalışıyordu.
Selim, ambulansla hastaneye gelirken nişanlısının ağabeyi olan Erdi'ye haber vermişti. Erdi, karısıyla beraber hastaneye geldiğinde Kenan da Selim'e destek olmak için oradaydı. Başka kimse olanları bilmiyordu.
Selim, olanları detaylı bir şekilde bir daha anlattı. Bütün olanlar için, o lanet kadını, çantayı çalan adamı ama en çok da kendini suçluyordu. Olanları hatırladıkça duvarı yumrukluyordu.
"Hepsi benim suçum. O masadan kalkmasaydım, adamı durdurmasaydım bunlar olmayacaktı."
Erdi, yanında gelip teselli etti: "Bu senin suçun değil. Böyle olacağını bilemezdin."
"Ben sadece yardım etmek istedim ama şu olanlara bak."
"Sen iyi olanı yaptın." dedi Erdi, Selim'in sırtını okşayarak. "O adamın gitmesine izin veremezdin."
Ani bir sesle ameliyathanenin kapısı açıldı. İçeriden bir doktor çıkınca bir şeyler duymak umuduyla herkes, doğrulup kendini doktorun önüne attı. Ama doktor bir şey söylemeden yürüdü gitti.
Doktor olsa da daha çok hemşire gibi görünen bir kadın yanlarına geldi: "Hasta yakınları kim?"
"Ben ağabeyi."
"Ben de nişanlısı."
"Pekâlâ." dedi kadın doktor. Duraksayarak konuşuyordu. "İlk müdahaleyi yaptık... Birazdan yoğun bakıma alacağız."
"Durumu nasıl?" diye sordu Selim.
"İyileşecek mi?" diye ekledi Erdi.
Kadın doktor yine duraksayarak konuştu: "Şu an durumu kötü değil ama... çok beklemeden ikinci bir ameliyata girmesi gerekiyor..."
"Ne gerekiyorsa yapın öyleyse." diye atıldı Erdi.
"Lafı uzatmayacağım, ameliyat için para gerekiyor." dedi Doktor.
"Ne kadar?" diye sordu Erdi.
"45 bin TL."
"Bu çok fazla." dedi Selim.
"Masraflar böyle ama hastanın mağdur olmasını istemeyiz en az paranın yarısı gelmeden ameliyat başlamaz, diğer yarısı da hasta hastaneden çıkmadan ödenmelidir. En son yapabileceğimiz şey bu. Para konusunda fazla geç kalmayın." dedi ve oradan uzaklaştı.
Herkes şaşkınlık içinde donup kaldı. Bu kadar parayı nereden bulacaklardı? Herkes bu soruyu düşünürken ameliyathanenin kapısı bir kere daha açıldı. Beyza'nın yattığı sedye önlerinden hızlıca geçerken Selim ve Erdi yoğun bakımın kapısına kadar sedyeyi takip etti. Doktorlar içeri almayınca yoğun bakım kapısında kaldılar.
"Ne olacak şimdi?" dedi Erdi, üzgün ve karamsar bir şekilde. "Parayı nereden bulacağız."
Selim, düşünceli görünüyordu bir kaç saniye bir şey söylemeden bekledi ve başını salladı: "Ben biliyorum." dedi Erdi'nin omzuna hafifçe vurarak.
Hastane merdivenlerini üçer beşer indikten sonra, arkasından seslenen Erdi'yi duymazdan gelerek dışarı çıktı. Gözleri Mustang'i aradı ama göremedi çünkü buraya ambulansla gelmişti ve arabası cafenin orada kalmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
DERİN ABİLER
AcciónSelim, her gün olduğu gibi evden çıktı. Ama bugünün diğerlerinden farklı olacağını bilemezdi. Karşılaştığı bütün olayların bir tesadüf olmadığını, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmış bir planın parçası olduğunu öğrendiğinde artık çok geçti. Masum...