Selam! Medyadaki şarkıyı söylediğim yerde açabilirsiniz. Umarım okurken keyif alırsınız. Ben yazarken çok keyif aldım
-"Ya inanmıyorum çok mutluyum" dedim kendi kendime. Evet, gerçekten de odada hiç kimse yoktu ve ben kendi kendime konuşuyordum. Bahadır'la buluştuktan sonra eve gelmiştim ve olanlardan kimseye bahsetmemiştim. Aslında normalde bunu bütün dünyaya yayacağımı düşünüyordum ama öyle olmamıştı. Tek başıma oturmuş, olan biten her şeyi kafamın içindeki süzgeçten geçirip yorumluyordum. Tabii o an heyecandan sadece anı yaşayıp keyfini çıkarmıştım. Yanlış bir şey yapıp yapmadığım hakkında bir fikre sahip değildim.
Ertesi gün uykusuzdum çünkü olanları kafamdan tekrar geçirmeye tüm gece devam etmiştim. O kadar mutluydum ki... Ancak birkaç saat uyuyabilmiştim. Ama bundan pek şikayetçi değildim. Üzerime gündelik pantolon,kazak ve hırkamı giydim. Kazak ve hırkayı üst üste giymem belki de beni olduğumdan daha kilolu gösterecekti ama tarzımı üşümeye tercih edecek tiplerden değildim. Zaten şubat ayında giydiğim kıyafetler tarz kelimesine bir hayli uzak kalıyordu.
Hazır olduğumda Irmakların evlerinin yolunu tuttum. İlk anlattığım kişinin o olmasına rağmen olayı sıcağı sıcağına olduğu gün anlatmadığım için bana kızacağına emindim ama yine de anlatacaktım. Bu kadar kendi kendime düşünmek yetmedi mi? Birileriyle paylaşırsam rahatlayacağımı hissediyordum.
Haber vermeden gidiyordum ama bunun pek sorun teşkil edeceğini düşünmüyordum. Çünkü Irmak bana çoğu zaman habersiz geliyordu ve bu durum bana da onun evine habersiz gidebilme hakkı veriyordu bence. Hem artık çok samimi olduğumuz için izin almaya gerek görmememiz gayet doğaldı.
Kapıyı çaldığımda Irmak'ın evde tek olmasını diledim. Böylece rahatça konuşabilirdik.
-"Kim o?" dedi boğuk bir ses. Ağzında yiyecek bir şey vardı galiba.
-"Benim" dedim.
-"Zaten kim olursan ol benim dediğinde kapıyı açacaktım" diye espri yaptı ve kapıyı açtı.
-"Şimdi seninle biraz senin dilinden yani Irmakça konuşacağım: Bomba var bomba!" diyerek içeri girdim. Irmak'ın sık sık kullandığı bir cümleydi bu.
-"Ne oldu ki?"
-"Ya bir dakika önce şunu sormalıyım: Bu ne hal? Giyilmekten dizleri aşınmış pijaman ve Nutella'nla tam bir depresyona giren kız şekil-A'sın şu an. Hayırdır?"
-"Sanki kendimi kötü hissetmek için depresyona mı girmem lazım? Üç tane harfi yan yana getirip okuyunca bile moralim bozuluyor"
-"Üç harf mi? Hangi üç haf bu?"
-"Y-G-S. İşte bu üç harf. Gördüğün gibi ders çalışıyorum ve durumlar vahim. Sınava az kaldı ve benim hala anlamadığım konular var. Delireceğim ya, kafam almıyor resmen. Hele şu matematiğin Allah belasını versin zaten"
-"Tamam tamam, sakin ol. Şimdi derse biraz ara ver çünkü sana kafanın bastığı konularla ilgili harika bir haberim var"
-"Neymiş?"
-"Müjdemi isterim, Bahadır beni seviyormuş!"
-"Çüş, ne? Ya ama bak şimdi ben demiştim demek istemiyorum ama ben demiştim kanka. Adamın gözünden anlarım ben. Ay çok sevindim gel bir sarılayım sana" dedi ve sarıldık. Biraz sonra benden ayrıldı ve:
-"Aslında dışarıdan bakan biri için bu yaptığım çok mantıksız. Millet sevgili oluyor, sevincini ben yaşıyorum. Ama bence bu saçma değil. Aman neyse, neler oldu anlat hemen"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KOMŞUNUN ÇOCUĞU
أدب المراهقينSeda ve ailesi yeni bir apartmana taşınırlar. Seda ve Bahadır için her şeyin başladığı yer orasıdır işte :)