3.BÖLÜM
Otelden çıkmamız 1 saati buldu ve ben hala bir şeyler yememiştim. Midem açlıkla guruldarken, kiraladığım Mini Cooper'ın içinde adamla adeta dipdibeydim.Aslında elimde olsa bu sinir bozucu adamla bir dakika bile yan yana olmak istemezdim ama elim kolum bağlıydı. Eğer düğüne gitmezsem Afrodit'in beni rezil edeceğini biliyordum. Tüm okul hayatımı burnumdan getirdiği yetmezmiş gibi hala benimle uğraşıyordu. Aslında Aleksis'in onu daha çok kışkırttığını biliyordum. Benim çapkın ve yakışıklı abim birazda olsa kuralları olan bir kişilikti.Tüm okul hayatımda sürekli benimle dalga geçer, beni küçük düşürmek için uğraşırdı. Hoşlandığım tüm çocukları daha ben yakınlaşamadan elimden alırdı.Sarı saçları ve yeşil gözleri ile bana nazaran fazla göz alıcıydı ve ben ondan nefret ediyordum.Ama en son kancayı taktığı adam elinde olduğu çömezlerden değildi.Aleksis ona boyunun ölçüsünü vermişti vermesine ama bu Afrodit'in bana daha çok diş bilemesine neden olmuştu. Ona göre aralarını ben bozmuştum. Âmâ gerçek bu değildi.Aleksis yalnızca yatabileceği kadınlarla çıkardı ki Afrodit kesinlikle bu tarife uyuyor da olsa benimle yaşıt olması ve her ne kadar yakın arkadaş olamasak ta sınıf arkadaşım olması yüzünden listeye girmeden elenmişti.Afrodit adı gibi çekici bir güzelliğe sahip olsa da Aleksis tarafından reddetmeyi hazmedemedi ve üniversite son sınıfta işleri çığırından çıkardı.O anda Ares'i düşündüm.Ares tek ve gerçek aşkımdı. Bunu ailemde hiç kimse bilmiyordu. Onu çok sevmiştim yada öyle sanmıştım. Abimlere ilişkimizi açıklayamadan Afrodit onu da avcunun içine almıştı. Ben ondan seni seviyorum sözcüğü beklerken o kuytu köşelerde Afroditle buluşuyordu. Rene en yakın arkadaşım bana bunu söylediğinde inanamadım.Ares'de diğerleri gibi olamazdı. O farklıydı. Beni seviyordu. Öyle olmalıydı ama onları üniversitenin içinde olduğu ormanlık alanda ağaçlar içinde çılgınca öpüşürken gördüğümde kalbim yerinden sökülmüşçesine acıdı. Bu çok acıttı. Bu yüzden bu düğüne giderken gerçek bir sevgili istemiyordum. Benim sözümden çıkmayacak kiralık bir sevgiliyi Afrodite kaptırma şansım yoktu. Bu yüzden Roxy bu fikri ilk ortaya attığında hemen balıklama atladım.Bakışlarımı yanımdaki adama çevirdim. Ben aracı sürerken o şapkasını önüne eğmiş uyukluyordu. Şimdi kaderim onun ellerindeydi.Afrodite kapılmaması için dua etmem gerekiyordu.Aracı ilk gördüğüm mağazanın önünde hızla durduğumda aracın sallanması ile homurdanarak uyandı."Lanet olsun beni öldürmeye mi çalışıyorsun sen." Araç kontağını kapattım ve ona bakmadan konuştum."Uykunda bir ayı gibi horladığını söyleyen oldu mu?"Asık suratla önce bana baktı.Sonra da etrafına bakındı."Geldik mi?"diye homurdandı."Bay Calvin ayaklanırsanız size düğün için birkaç kıyafet almalıyız."dedim.İri bedenini araçtan indirdi ve birkaç adımda yanıma geldi."Sanırım bana Josh demelisin.Yakın arkadaşlarım bana böyle seslenir."Başımı kaldırıp yüzüne baktım.Kumral saçları güneşte sağlıkla parlıyordu."Pekala Josh,sende bana Demi de ve beni takip et!"İlk gördüğümüz butiğe girdiğimizde kapıda çalan çan sesi küçük kasabada olduğumuzu hatırlattı bana. İçerideki hoş lavanta kokusu ve kıyafetlerin düzenli dizilişini hayranlıkla seyrettim. Cam bir bankın arkasında duran tombik kadın çan sesi ile bakışlarını bize çevirdi ve yüzündeki sevimli gülümseme ile camekânın arkasından çıktı."Hoş geldiniz efendim! Ben Elmayra,size nasıl yardımcı olabilirim." Bu sevimli cana yakın kadına gülümseyerek karşılık verdim."Merhaba Elmayra!Arkadaşım için birkaç kıyafet bakıyoruz.Hımm,bir smokin,gömlekler,pantalonlar ve bir erkek için gerekli olan her ne ise işte sen daha iyi bilirsin." Kadın yapacağım yüklü alışverişi anlayıp daha da keyiflenirken, hemen işe koyuldu.Çıkan her kıyafeti adeta kavga dövüş giymesi için uğraşırken daha önce hayatımda hiç bu kadar inatçı bir adamla karşılaşmadığımı düşündüm."Tanrı aşkına bunun ne kadar çok teferruatı var!" diye giyinme odasında söylenirken,ayaklandım ve gidip soyunma kabinin kapısında durdum."Dışarı çık ta seni bir göreyim." dedim sakince. Kapı açıldı ve tek hamlede dışarı çıktığında az daha küçük dilimi yutacaktım. Bir erkek bir smokinin içinde ancak bu kadar mükemmel gözükebilirdi. Bir den kalbim çılgınca atmaya ve kanım damarlarımdan taşacakmış gibi akmaya başladı. Nefes almayı unuttum bir an. Gözlerini gözlerime dikti ve yüzünde o kendinden emin çarpık gülümseme ile bana baktı."E ne düşünüyorsun meleğim." diye fısıldadı. Ben şaşkınca ona bakarken söylediği sözleri fark ettim. Tam karşı atağa geçecektim ki yanımızdaki kadını gördüm ve rol yapmaya başladığını düşündüm. Sanırım bir tür alıştırma yapıyordu ki yaklaşık 1 ya da 2 saat sonra düğün evine varacaktık.Ona bakıp gülümsedim." Her zamanki gibi harika gözüküyorsun." Bir kahkaha attı ve beni belimden yakalayıp kendine çekti."Sen küçük bir yalancısın sevgilim." dedi buğulu bir sesle. İçimden tekrarladım. Alıştırma, alıştırma yapıyor. Ayakucumda yükseldim ve ona yaklaştım."Bu kadar Yeter! "diye fısıldadım. Bir kaç dakika daha gözlerime baktı ve beni hemen saldı."Haklısın!" Güçlü omzunu silkti. Bakışlarını karşıdaki aynaya çevirdi. Sonrada bana döndü ve gözlerimin içine bakarak konuştu."Her zamanki gibi harika gözüküyorum." Dedi ve kabine girdi. Bense hızlanan nabzımı kontrol altına almaya çalışıyordum. Alışverişimizi tamamladıktan sonra koca paketleri hiç zorlanmadan yüklendi ve bagaja koydu."Sabah kahvaltıda etmedin." Sonra beni süzdü." Yoksa sende şu kuş gibi beslenen kadınlardan mısın? Hani kilo almamak için. "Âlâyla onu süzdüm."Saçmala, iştahım hep yerinde olmuştur. Seninle tanışa kadar!" dedim ve etrafı inceledim. Gördüğüm küçük restoranda doğru ilerlerken beni izlediğini biliyordum. Küçük ama temiz yere girdiğimizde cama yakın olan ilk boş masaya oturdum. O ise sakince karşımda yerini aldı. Elime aldığım menüyü incelerken eliyle garsona işaret etti ve çelimsiz genç kız koşarcasına masamıza geldi. Cilveli bir şekilde bakışlarını Josh'tan ayırmadan sordu."Nasıl yardımcı olabilirim?" Tanrı aşkına bu sorudaki imayı bir tek ben mi görebiliyordum. Araya girip hızlıca siparişleri verdim.Josh hafif bir gülümseme ile geçiştirdi olayı. Aslında onunla ilgili merak ettiğim çok şey vardı. Öğrenmeliydim değil mi sonuçta birbirimizi tanımazsak rolümüzü nasıl gerçekleştirebilirdik ki?"Aslen Amerikalı mısın?" Oturduğu sandalyede daha da yayıldı."Hayır! Aslen İtalya'nım. Ama Amerika'yı seviyorum tabi!" dedi. Bilinçsizce dudaklarımı kemirirken başka neler sorabileceğimi düşündüm."Sanırım birbirimizi tanımalıyız." dedim. Tek kaşını kaldırarak bana baktı. Derin bir nefes verdim. Biliyorum bu adamla hiçbir şey kolay olmayacak.
