Bölüm 11

7.8K 572 3
                                    

11.BÖLÜM

Yatakta yan yana kıyafetlerimizle uzanmış konuşuyorduk. Elimi tutup havaya kaldırdı ve parmaklarını parmaklarımın arasına geçirdi.

"Afrodit'in tek korktuğu insanın Aleksis olduğunu sanırdım ve açıkçası buraya gelirken işlerin bu kadar çığırından çıkacağını tahmin etmemiştim."

Bakışlarımı ona çevirdim ve gülümsedim. "Ama işlere dâhil olmandan memnunum."dedim. Bakışlarını ellerimizden bana çevirdi.

"Bende burada olduğuma memnunum." Hafifçe gülümsedi. Daha sonrada etrafa baktı.

"Sanırım bu akşam bariyerler olmayacak."dediğinde kalbim çılgınca atmaya başlamıştı. Ne yani zamanı bu akşam mıydı? Hazır mıydım? Ah Tanrım bilmiyorum... Yani... Sanki bendeki paniği anlamış gibi sevecenlikle gülümsedi.

"Üstümü değişecek kadar bile halim yok! Yani panikleme hem bana alışman gerektiğini söylemiştim. Şimdi sadece birbirimize sarılıp uyuyacağız."Bir saniyeliğine durdu ve dikkatle bana baktı. Yüzünde sanki acı çeker gibi bir ifade vardı.

"Her zaman vazgeçme şansın var melek."Yavaşça yutkundum ve başımı salladım. Sonrada ona doğru uzandım ve dudaklarına bir öpücük bıraktım. Şaşkınca bana baktı. "Bu ne içindi."Endişe ile gülümsedim. "Gözün için."Kaşlarını çattı birden."Gözüm mü?""Şey sanırım çanta gözünün hemen altına gelmiş ki, kızarıklık morluğa dönmeye başladı."Sinirle gözlerini devirdi. "Lanet olsun, beni boş yere öpmediğini anlamam lazımdı."dedi ve beni sıkıca kollarına çekti.

İlk kez içimden geldiği gibi davrandım ve başımı geniş göğsüne koyup ona sarıldım nedense bu bana huzur verdi. Bir eliyle beni sardı ve sırtımı yavaş yavaş okşamaya başladı. Diğer eliyle de göğsünün üzerinde olan elimi tuttu ve ben çok geçmeden kendimi huzurlu uykunun kollarına bıraktım.

*******

Kollarımda uyuyan kadına baktım. Ne zaman bir kadınla yatmadan aynı yatağı paylaşmıştım ya da en önemli sarılıp uyumuştum. Bu Aleksis ve benim en büyük kuralımızdı. Yalnızca seks, duygusallığa yer yok! Ama şimdi o lanet olası kuralları neden koyduğumuzu bile hatırlamıyordum.

Aleksis'le İtalya'da buluştuğumuz zamanlar barlara girer ve ertesi sabah hangi kadınla uyandığımızı hatırlamayacak kadar içerdik. Yâda çoğu zaman ayartacak kadınlar için iddiaya girerdik. Ama yaklaşık bir yıldır görüşmüyorduk. Her zaman ailesinden sevgi ile bahsettiğini hatırlıyorum ve küçük kardeşine karşı ne kadar korumacı olduğunu da anımsıyorum.

Peki, bu kızı Aleksisin kardeşi olmasından farklı kılan şey ne? Başımı pencereye doğru çevirdim ve şu anda kollarımda yatan kadın yüzünden kalkıp kapatamadığım pencereden gelen esintiyle yataktaki örtüyü üzerimize çektim ve onu daha çok sardım. Parmaklarımla yüzünü okşarken yaşadığımız şu birkaç günü düşündüm.Otelde kahvaltı için oturduğu yerde menünün ardından beni izleyip kızarması, bana hakaret edip aşağılarken aynı zamanda öpücüklerime arzuyla cevap vermesini düşündüm.

Beysbolda bana tezahürat edişini ya da korkusuzca o köprüden aşağı atlaması, o cesur, zeki, esprili, dik başlı ve oldukça güzel bir kadındı. Aleksis'in onu neden korumak için çabaladığını anlıyorum. Eğer yanlış bir kişiye kapılırsa, tamamen solan bir çiçeğe dönerdi. Peki, sen doğru kişi misin? Diye sordu iç sesim. Lanet olsun! Ben en yanlış kişiydim...

********

Bahçede kahvaltı sofrasına oturmuş kahvaltımızı ederken tabağımda sürekli çoğalan yiyeceklere bakakaldım.

"Tanrım, İsmim boşuna konulmamış güçlerim var resmen!"Josh bana anlamamışçasına baktı ve Rene araya girdi. "Demistas, yani anlamı yunan mitolojisindeki bereket Tanrıçası ve sen son 10 dakikadır Demi'nin yemeğine ekleme yaptığın için kendini gerçekten bereket tanrıçası sanmaya başladı."Joshua bir bana birde tabağa bakıp kahkahayı bastı.

Konitopolous serisi 3 Ask kazasiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin