#Bölüm 11, Atmaca#

61 3 0
                                    

Herkes yeni ofiste ki mutfakta kahvaltı yapıyordu. Atmaca konusunda bilgi almak için Enişte'yi de çağırmışlardı ama Enişte hala ortalıkta yoktu. Kahvaltıyı bitip diğer ofis odasına geçtiklerinde herkes bir toplantı ciddiyetiyle yerlerine oturdu. Dazlak ve Cemil ayakta bekliyordu.

Toplantı konuşması başlamadan bir adam içeri daldı. Nefes nefese soluklanan adam Cemil'le göz göze geldi. Sanki Cemil'i daha önceden tanıyor gibiydi ama bir şey söylemeden masanın önündeki boş koltuğa oturdu.

"Sakin ol Enişte, burası ahır değil."

"Atmaca'ya karşı yanlış bir şey yapmadan yetişmek istedim." dedi Enişte soluk soluğa. "Bu adama bulaşmadan önce biraz daha düşün. Ve her ne yapacaksınız bende sizinle beraberim."

"Düşünecek bir şey yok ve yapacağımız şey belli, ne biliyorsan anlat."

Enişte'nin anlattıkları ve daha önceden bildikleri bilgiler doğrultusunda Atmaca hakkında bir profil çıkarttılar.

Asıl adı Serdar olan bu adam, camiada Atmaca olarak biliniyordu. Şehrin kuzeyinde bir sahil kasabası olan Akçakoca'da mesken tutmuş, bu camianın önemli ve tanınmış kişilerden biriydi. İllegal araba yarışlarının yanında, her türlü pis işe bulaştığı söyleniyordu ama ne tür işler olduğu tam olarak bilinmiyordu.

Birde İbo vardı. Atmaca'nın yanında olup onun adamı gibi görünen ama aslında Selim'e yardım edecek olan bir casustu. Adamın arabaları çalındıktan sonra Atmaca hakkında bilgi toplamak için içeri sızmış ve uzun süredir Arabaların sahibine bilgi sızdırarak köstebeklik yapıyordu. Bu adama ne kadar güvenebilirdi? Uzun süredir Atamca'nın yanındaydı ve casus olduğu anlaşılmış olabilirdi.

"Seninle iş birliği yapacağım aklıma gelemezdi Enişte."

"Neden böyle düşünüyorsun?" diye sordu Enişte.

"Seni hiç sevmedim, ve sevmeyeceğim." dedi başını iki yana sallayarak.

"Bilmediğin şeyler var açıklaya bi..."

Selim eniştenin sözünü kesti ve arkasına yaslandı: "Atmacayla ne derdin var?"

"Beni dolandırdı, ve... Neyse, bunu ona ödeteceğim."

Selim, başını sallayarak onayladı ve masanın üstündeki radyoya baktı. Daha önce istediği gibi hazırlamış ve masanın üstüne koyulmuştu. Radyoyu açınca odadaki kısa süreli sessizlik bozuldu.

Sevemedim Kara Gözlüm, Seni Doyunca
Hep Kıskandım Seni Elden, Ömür Boyunca...

Koltuğuna iyice yerleşip gözlerini kapattı. Radyoda çalan şarkıyı dinleyerek rahatlamaya ve Atmaca'yla karşılaşınca ne olacağını düşünmekten kurtulmaya çalıştı. Diğerleri de odada ki huzur bozucu sessizliği dağıtan radyo sesine kulak veriyorlardı.

Selim'in konuşması dikkatleri topladı: "Hazırlanın bir kaç saat sonra Atmaca'ya gideceğiz."

Oturan herkes ayağa kalktı. Selim, arkasına yaslanıp müziği dinlemeye devam ederken kapıdan çıkan Dazlak tekrar içeri girdi ve arkasından Hakkı iki adamıyla kapıda belirdi.
Selim, böyle bir şey beklemiyordu. Neler olduğunu anlayabilmek için şaşkın gözlerle Dazlak'a baktı. Dazlak, bir şey bilmediğini belirten aynı şaşkın ifadeyle karşılık verince bu sefer Kenan'ı yokladı. Kenan'ın yüzünde şaşkınlıktan çok tedirgin bir ifade vardı. Selim bunu görünce aynı tedirginliği kendi üzerinde de hissetti.

DERİN ABİLERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin