Multimedia'da Yağmur'un yatmadan önce baktığı Doruk ile olan küçüklük fotoğrafı var. 4 tane kahramanımız var bu hikayede. Diğer ikisi de 3. bölümde sizlerle olacak. Bölüm parçasını dinlemenizi tavsiye ediyorum :)
Dinlediğim şarkının sesini duymaya başladığımda gözlerimi yavaşça açtım. Telefondan müziği kapatıp saate baktım. Yedi buçuk olmuştu. Babamın gelmesine yarım saat vardı.
Telefonu yatağın üstüne bırakıp banyoya girdim. Kıyafetlerimi çıkartıp suyu ayarlardım. Saçlarımı 2 kez şampuanladıktan sonra şeker pembesi bornozumu giyip odama girdim. İç çamaşırlarımı giydikten sonra şortumu ve krem rengi atletimi üstüme geçirdim. Saçlarımı kuruttuktan sonra dağınık bir topuz yapıp telefonumu elime aldım.
Doruktan mesaj gelmişti.
Kuzenim beni ziyarete gelmiş. Hafta sonu bir şeyler yapmaya ne dersin prenses, çok eğlenceli biri.
Olur.
Mesaja kısa bir cevap verip salona indim. Babam elinde telefonuyla ''Pizza söylüyorum. Her zamankinden.'' Dedi. Babam ev yemekleri yapmayı bilmezdi. Arada patates kızartması yapar, hazır çorbalar alır ya da dışarıdan sipariş ettirirdi. Annem öldüğünden beri işler böyle yürüyordu.
Koltuğa yayılıp televizyonu açtım, titrediğimde telefonu alıp mesaja baktım.
Yarın evde bekle prenses okula ben götüreceğim seni.
Tamam ama geç kalma.
Cevap verdikten sonra telefonu cebime attım. Mutfağa gidip 2 bardak çıkarttım. Masaya koyup içlerine kola doldururken kapı çaldı. Kolayı buzdolabına koyduktan sonra ketçap ve mayonezi çıkarttım.
Babam mutfaktan içeri girip ''Pizzalar geeldii.'' Dediğinde elinden paketleri alıp masanın üzerine koydum. Ben daha birinci dilimi bitirmeden babam çoktan 2. Dilimin kenarlarını yemeye başlamıştı.
''İlk gün nasıl geçti Yağmur?'' Nasıl geçebilirdi ki? Ders işlemedik baba harikaydı. ''İyiydi baba. Okula yeni kız gelmiş ama henüz görmedik. İlk günden ortalıkta yoktu. Okulda herkes onu konuşuyor.''
''Anlaşılan gelmeden adını duyurmayı başarmış. Popüler biri olacak gibi duruyor.'' Dedi gülerek babam. Haklı olabilirdi. Belki de sadece görmedikleri yeni kızı merak ettikleri için sürekli onun hakkında konuşuyorlardı. Kız okula gelince daha sakin olurdu ortalık.
Pizzalarımızı bitirdiğimizde paketleri katlayıp çöp kutusuna attım. Bardakları da bulaşık makinesine attıktan sonra odama çıktım. Yastığımın altından Doruk'la olan küçüklük fotoğrafımızı çıkartıp baktım. Sümüklü Doruk. İstemeyerek gülümsedim. En sevdiğim fotoğrafımız buydu. Belki de en masum fotoğrafımız olduğu için seviyordum. Babamın bize çok istediğimiz ayıcıkları aldığında çekildiğimiz bir fotoğraf. İçimizdeki masum çocuklar... Fotoğrafı tekrar yastığımın altına koyup kırmızı üstüne beyaz puantiyeleri olan pijamamı giydim. Banyoda dişlerimi fırçaladıktan sonra laptopumu çıkartıp internete girdim.
Doruk açıktı. Yaz tatilinde her gece beni aradığını düşününce görüntülü arama yolladım.
Yatağına uzanmış bana ''Merhaba prenses bir şey mi oldu bu saatte beni mi özledin'' diyerek gülüyordu. Şapşal çocuk. Altında gri eşofman vardı, üstüne hiç bir şey giymemiş orantılı vücudunu sergiliyordu. Gülümseyerek ''Hiç de bile özlediğimden değil, alışmışım her gece seninle konuşmaya nasılsın diye merak ettim.'' Dedim.
''Her gece benimle konuşmaya alışmışsın peki ya kurabiyeler ne alemde prenses? Hala zehir niteliği taşıyorlar mı?'' Sadece bir kere kurabiyelerimden yemişti ve alt tarafı içine şeker koymayı unuttum diye ne kadar güzel kurabiye yaparsam yapayım sürekli bunu hatırlatıp duruyordu.
''Daha fazla ukalalık yapmaya devam edersen kurabiyelerimi ölümcül bir silah gibi kullanabilirim Doruk'cum'' sinsi sinsi güldüğümde dudaklarını küçükken yaptığı gibi büzüştürdü.
Böyle yapınca ne kadar tatlı olduğu konusunda bir fikri var mıydı bu çocuğun? Cidden Doruk değiştir şu tipini her an bayılabilirim.
''Hey hey tamam prenses sakin ol görmüş olduğun şu vücuda bütün kızlar hasta ve yerinde olsam uzak dururum. Öldüğümde hele de katilimin sen olduğunu düşünürsek kesinlikle canını yakarlar'' bu sefer sinsice gülme sırası Doruktaydı.
Gerçekten öyleydi. Doruk'un yüzü, saçı, vücudu... Bütün kızlar ona hayranlıkla bakıyordu. Beni kıskananlar da vardı. Hatta kavga çıkartmaya çalışanlar. Ben onu 4 yaşımdan beri tanıdığım için pek dikkatimi çekmiyordu belki de.
''Her neyse kuzenin neler yapıyor?'' Konuyu değiştirmek en iyisiydi.
''Buradaki arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. Ne yazık ki benden daha yakışıklı. Popülerliğimi çürütmesinden endişeleniyorum'' dedi dalga geçer gibi.
''Fazla iddialı konuştun. Umarım yanılmazsın yakışıklım.'' Dorukla gülmek çok eğlenceliydi. Hiçbir zaman sıkılmadım Doruk'un yanında.
''Sahi senin kuzeninin adı neydi Doruk?''
''Adı Rüzgar. Bizden 2 yaş büyük, Üniversiteye yeni geçti. Tatil için yanıma gelmeyi seçti. Üstelik okul zamanı. Popülerliğimden yararlanarak kendine kız ayarlamaya çalışacağına dair şüphelerim var aslında''
Kendine güvenen bir çocuğa benziyor. Ve unutuyordum neredeyse. Hafta sonu buluşacaktık. Doruk sadece teklifte bulunmuştu ayrıntıları öğrenmemiştim.
''Hafta sonu buluşuyoruz öyle değil mi?''
''Elbette. Cumartesi günü 4 gibi alırım seni evden.''
''Tamam yakışıklı geç oldu yatıyorum ben, sonra görüşürüz.''
''Tatlı rüyalar prenses.''
Laptopu kapatıp yatağıma yattım. Yastığımın altından küçüklük fotoğrafımızı çıkartıp son kez baktım ve gülümsedim. Işığı kapatıp yatağıma yattım. Telefondan sesli mesajı açtım.Tekrar o sesi duyduktan sonra gözlerimi kapattım. ''İyi uykular prensesim.''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
♔ÇAKMA PRENS ♔
Teen FictionÇocukluk aşkına yıllarca 'prenses' diyen Doruk, Yağmur'un da ona 'prens' demesini bekledi. Doruk kuzeni Rüzgar gelene kadar umudunu hiç yitirmemişti. Yıllarca saklanan gerçekler ortaya çıkacak. Yağmur kimi seçecek ? 'Prens' demesini bekleyen Doruk'u...