VI.

55 1 1
                                    

GÜLDÜM, ama içime bir şüphe de düşmedi değil. Aklıma kapıcı Alemdar'ın konuşması geldi, o sırada konuşuyor muydu emin değilim, zaten genelde konuşurken zayıf yüzünde, ince dudakları pek kıpırdamazdı. Ya berberler sahiden konuşmuşlar mıydı? Arkam dönükken sesler duyduğuma emindim.

Oturma odasında televizyon hâlâ açıktı. Benim kadar yalnızsanız eğer, evde biri varmış gibi bir etki yaratmak için televizyona ihtiyacınız oluyor. Biraz sesini açıp mutfağa geçtim, kendime kahvaltıdan kalma bir çay koyup, yanına da tost yaptım. Bir yandan da yüzümde bir gülümseme ya gerçekten insanların düşüncelerini duyabiliyorsam diyordum.

Bunun mümkün olmayacağını biliyorsunuz, ben de biliyorum ama işte bir kurt Rüya'nın aşkının bile önüne geçmiş, içimi kemiriyordu. Ekran karşısında uyuyamayacak kadar heyecanlanmıştım. Bir daha dışarı çıkmaya niyetlendim, en fazla kendime biraz daha gülerdim.

Yaz akşamları insanlar evlerine sığmaz olur, çocukların uyku saati önemini yitirir, hayatın bir kısmı gecenin karanlığına taşınır. Kahveye giden yaşlı adamlar, bahçelerde çay içen kadınlar ya da kafelerde serin bir köşeye kurulan çiftler, sahile inen kalabalık aileler. Bunların herhangi birini teste tabi tutabilirdim, hiç tanımadığım birinin yanına gidip sorular sorabilirdim. Hiçbirine gerek kalmadı.

Dışarıya çıktığım gibi insanların düşünceleri yüzüme gözüme yapıştı, aşırı nemli gündüz sıcağı gibi rahatsız etti beni, bu kadarına inanamıyordum. Mümkün olamazdı! Biraz ilerledim, daha sakin bir sokağa girdim, bir cafe buldum, güzel, şirin, bahçesi olan bir mekandı. Kahve severim ama özellikle Türk kahvesini, diğer kahvelere karşı biraz yabancıyımdır. Ben de bu yüzden garson kıza sordum, üniversite öğrencisi olduğu çok belliydi, muhtemelen okul harçlığı için çalışıyordu. O da bana vanilyalı lattenin çok beğenildiğini söyledi. O kahveyi hazırlarken ona odaklanmaya çalıştım, diğer seslere kendimi kapatmaya ve sonunda sadece onu duyduğum bir an oldu. "Biraz fazla yapayım da kalanını ben içerim."

İnsan kendine bile inanmakta zorlanıyor böyle durumlarda, nereden bilebilirdim ki sesli sesli söylemediğini. Bir deneme daha yaptım ve kahve ücretinin yarısı kadar bir bahşiş bıraktım. Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu, dudaklarını okudum, teşekkür etti ve sonra yüzüme bakarak, dudaklarını hiç kıpırdatmadan şunu söyledi: "Daha önce hiç bu kadar bahşiş almamıştım."

Artık sadece kulaklarıma değil gözlerime de inanamıyordum! Bu sefer emindim işte, dudaklarını hiç kıpırdatmamıştı ve, ve ben onu duymuştum. Ama ya aklımı kaçırdıysam? Rüya'nın aşkı beni mecnuna çevirdiyse?

Garip Şeyler Oluyor (Devam edecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin