1.Bölüm

588 19 12
                                    

Çalan alarmın sesiyle uyandı Meyra, uyku sersemi ne olduğunu tam olarak anlamadı. Yavaşça açılan yeşil gözlerinin biraz daha uykuya ihtiyaci vardı ama uyanmak zorundaydı iş görüşmesine gidecekti ve bu belki de son şansıydı sürekli "Biz sizi arayacağız "cevabını alıyordu ve artık bu cümleyi duymak istemiyordu . Yavaşça kalktı yatağından ilk işi perdeyi açıp güneş ışıklarının odasında dans etmesini sağlamaktı. Bu görüntü ona huzur veriyordu. Gerçi güne pek de huzurlu başlamamıştı. İçini kaplayan bir sıkıntı vardı nedenini tam anlayamadı sanki duvarlar üstüne geliyordu bir an önce kalkıp hazırlansa iyi olacaktı.Ilık bir duş aldıktan sonra giysi dolabının önüne geçti , ne giyeceğini düşünmeye başladı ve bunu hiç sevmiyordu tek başına karar vermek onun için çok zordu ama sabahın bu saatinde kimseyi tatlı uykusundan uyandırmak istemiyordu . İş görüşmesinde resmi olmak istedi. Etek giymeyi seviyordu, en iyisi bugün de etek giymekti çünkü kendine güveni yoktu en azından kendine yakıştığını düşündüğü şey onu iyi hissettirebilirdi .Siyah kalem etek ve üzerine de beyaz bir gömlek giydi fazla resmi duruyordu ama üzerine tam oturan kalem etek yanağındaki gamzenin oluşmasını sağladı saçlarını toplamayı düşündü ama o kadar da resmi olmak istemiyordu. Kalın dalgalı maşa yaptı ve olmazsa olmaz pembe rujunu sürdü.Pembenin o şirin tonunu seviyordu.Birden saatine baktığında geç kalmak üzere olduğunu gördü tabi o kadar çok oyalanmıştı ki zamanın su gibi akıp gittiğini unutmuştu. Hemen siyah topuklularını da giyip koşar adımlarla çıktı. Taksi çağırmayı unuttuğu için durağa kadar yürüyecekti aklı hala bugün ki iş topantısındaydı , karşıdan karşıya geçerken birden yerin ayağının altından kaydığını hissetti ve başında bir acı... İlk başta ne olduğunu anlamadı  yavaşça etrafına baktığında son model bir araba gördü. Birden arabanın kapısı açıldı .Uzun boylu ,kahverengi gözlü,kirli sakallı birisi ona doğru geliyordu. Bir an onun ne kadar da muhteşem göründüğünü düşündü. Tabi sinirli bir ses bütün düşüncelerini bölene  kadar." önüne baksana be senin yüzünden takımımın ütüsü bozuluyordu. "  birden düşüncelerinden sıyrıldı ve aklındaki muhteşem olduğu düşüncesi uçup gitti ne kadar da kaba biriydi." ne kadar da kabasınız dönüp nasıl olduğumu sormanız gerekirken siz hala üzerinizde ki takımı düşünüyorsunuz ."  adam duydukları karşısında ne diyeceğini bilemedi bir an gerçekten kaba olduğunu düşündü ama ne yapabilirdi ki kız onun önüne çıkmıştı hem bugün önemli bir toplantısı vardı. Durup kızın zümrüt yeşili gözlerine baktı o buğday teninde o gözler ne kadar da güzel duruyordu. " haklısınız kaba davrandım bugün önemli bir toplantım var biraz stresliyim ,hem birden önüme çıktığınızda ne yapacağımı şaşırdım. İyi misiniz ? " kızda o an kendine şefkatle bakan koyu kahve gözlere bakıyordu, gülümseyerek . " arabanızla burun buruna gelene kadar gayet iyiydim aslında." adamın gözleri kadının yanağında oluşan iki çukura kaydı ne kadar da güzel duruyorlardı gülümsemesi gayet içten ve sıcacıktı. Kalkması için elini uzattı. Bir kaç saniye sonra elinde yumuşacık parmakları hissetti. İstemeden yüzünde bir tebessüm oluştu. Kadın birden gülümsemenin ona ne kadar yakıştığını düşündü. Yavaşça oturduğu yerden kalktı.Birden aklına gelen iş görüşmesini hatırladı." of ya görüşmesine geç kaldım." adam birden saatine baktı eğer biraz daha oyalanırsa o da toplantıya geç kalacaktı." çok üzgünüm sanırım ben de topantıya geç kalacağım." kadın mahçup gözlerle adama baktı onun yüzünden o adam da işine geç kalacaktı ne var biraz daha dikkatli yürüseydi kız kendine kızarken adamın sesini duydu " hadi bi hastaneye gidelim ciddi bişi olabilir." Kız hastaneye gitmek istemiyordu çünkü  hastanelerden hoşlanmıyordu yıllar önce annesinin gözleri önünde öldüğüne de hastanede  şahit olmuştu. O günden sonra zor durumda kalmadıkça hastaneye gitmemeye karar verdi." teşekkür ederim ama gerek yok iyi hissediyorum ." diyerek gülümsedi adam emin misin dermiş gibi bakıyordu."öyle bakmayın gerçekten iyiyim sadece düştüm, sizin de vaktinizi aldım." "olur mu öyle şey ben size çarpmasaydim siz görüşmenize ben de toplantıma geç kalmayacaktım, gerçekten iyi hissettiğinize emin misiniz ?"  "evet evet gayet iyiyim, en iyisi eve gitmek. Tekrardan kusura bakmayın iyi günler."  "iyi günler" dedi adam ve topallayarak giden kızın arkasından baktı bir an üzüldü onu bir daha göremeyeceğini düşündü sonra da neden böyle düşündüğünü düşündü kafası karışmıştı sekreterini arayıp geç kalacağını söyledi ve toplantıya gitmek üzere arabasını çalıştırdı.

~~~

Aksam olmuştu, Meyra ve arkadaşları muhteşem bir yemek hazırlamışlardı. Betül iş görüşmesinin nasıl geçtiğini sorduğunda kızlara hiçbir şeyi anlatmadığını hatırladı ve sabah yaşananları bir bir anlatmaya başladı. Kızlar şaşkınlıkla Meyra'yı dinliyordu. Birden kahkaha atmaya başladı kızların şaşkın yüzleri çok komikti. Yeşim sinirle Meyra'ya dönüp "en heyecanlı yerinde ne diye gülüyorsun çatlayacaz meraktan." Meyra bir kahkaha daha atıp ne kadar komik göründüklerini söyledi. Meyra iki arkadaşıyla birlikte yaşıyordu ailesi öldükten sonra onlarla aile olmuştu ne kadar tartışsalar da onları kaybetmekten korkuyordu. Ne kadar da farklılardı oysa; Betül deli dolu yerinde duramayan biriydi, Yeşim ona göre daha ağırbaşlı ve asabiydi, kendi ise oldukça duygusal ve güçlü görünmeye çalışan biriydi. Belki de birbirlerini dengeliyorlardı. Yemekten sonra Meyra kızlara iyi geceler diyip odasına gitti. Oturduları ev oldukça şirin görünümlüydü ve Meyra bu görüntüyü cok seviyordu mavi en sevdiği renkti ve odasının duvarlarını maviye boyatmıştı şimdi ise o huzur veren mavi duvara bakarak bugün olanları düşündü neden gözünün önüne o koyu kahve gözler geliyordu ? Hayat ne kadar da garipti bir daha görmeyeceği biri ona ne kadar da yardım etmişti acaba toplantıya yetişebilmişmiydi? Kendisi de arayıp görüşmeyi erteledi eski başvurduğu yerler bu kadar anlayışlı değildi şimdiden bu şirketi sevmeye başlamıştı ve o işi alacaktı.

PATRON SENSİN Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin