Bölüm-2

124 9 5
                                    

Multide:İnci
Sabah kalktığımda duşumu aldım kahvaltımı yapıp kıyafet seçiminde baya zorlandım ama sonunda çiçekli dizlerimin bi karış üstünde biten yazlık bi elbisenin üzerine kot ceketimi giydim.Her zamanki gibi spor ayakkabı tercih ettim ve beyaz convercelerimi ayağıma geçirdim.Güzel bi kızdım bu yüzden hiç makyaj yapmaz sadeliğe özen gösterirdim.Otobüs durağına indim.

İçimde cok büyük bi his vardı. Hastamdan bi yaş küçüktüm.Ama sözünü dinleten tarafın benim olmam gerektiği için bu beni pek rahatsız etmedi.Sert demişti haldun amca ama ne kadar sert olabilirdiki:)) Hemde benim karşımda.Tamam naif ve hanım hanımcık bi bayan olabilirdim ama istediğimde sözümü geçirmesini de bilirdim. Kafamda milyonlarca soruyla otobüse bindim.
**************
Yiğit'ten
Şu hemşire bakıcı işide nerden çıktı.Of dayı.Madem sadece tedavi görmem gereken bi hastalık-ki asla tedavi olmicam- ne diye eve hemşire tutmaya kadar getirdin ki olayı.Dayıma içimde saymaları bitirip.Çalan kapıyı açmak için ilerledim.Karşımda gerçekten çok tatlı bi kız vardı.Duru bi güzellik. İçten bakan ve insana sıcaklık veren mavi gözleri vardı .Kahverengi ve beline kadar uzanan saçları.Boyu ortaydı ,ince ve uzun parmakları vardı.Ve beli tam kolunu dolamalık bi inceliğe sahipti.Bembeyaz bi ten ve dolgun dudakların arasında ışıldayan inci gibi dişler.Gerçekten büyüleyici.Ama sonuçta bi kadın ve güven duyulamıyacak bi varlık.Hepsi beni doğurup 7 yaşıma kadar yanımda durduktan sonra terkedip giden kadın gibi.HEPSİ..Ben düşüncelere dalmışken birden sesiyle irkildim.
"iyi günler ben Yiğit beye bakmıştım.Hemşiresiyim ona yardımcı olmaya geldim."
"Benim"dedim en soğuk ses tonumla.
"memnun oldum ben İnci"dedi.
"Keşke bende memnum olabilseydim"dedim şaşkın bakışları üzerimdeyken.
**********
İnci'den
Bu da ne demekti şimdi. Anlaşılan haldun amaca haklıydı.Ama bu kadar da olmazdı yani insan bi 'bende memnun oldum'falan der.Allahım napıcam ben bununla aynı evde. Gece nöbet geçirme ihtimalide olduğundan dolayı bu evde kalıcaktım.Olsun İnci sen bunu da başarırsın ya.Ama şu öküzlüğün hesabını sormalıydım artık.

"Biz insanlar memnun oldum lafını duyunca 'bende' diye karşılık veriyoruz"dedim. Tamam hastam olabilirdi onun sayesinde para kazanıcak olabilirdim ama ilk defa gördügü bi baynla böyle konuşan yarın kimbilir bana daha neler derdi.Erkenden son vermek lazım bu konusma uslubuna çünkü ona sadece sağlığını değil farklı değerler de kazandırabilirdim.Bunu başarabilirdim. Derken verdiği cevap ikinci kez şok geçirmeme neden oldu.
"Ne dediğiniz umrumda mı sanıyosun ayrıca memnun olmadım ki 'bende' diye karsılık veriyim.Dayım madem bana bi iyilik yapmak istemiş senin yerine GÜZEL bi hemşire yollayabilirdi.Ya da daha az cevap veren falan işte."

Güzel derken üzerine bastıra bastıra söylemişti.öküz.Hayır buraya gelirken gayette özenmiştim oysaki giyimime.Yüzüme gelince bi çok kişi güzel olduğumu söylerdi zaten.Neden beğenmediki?? gibi soruları kafamdan def ettim.Beni beğenmesi gerekmiyodu çünkü.Ben onun hemşiresiyim sonuçta beğenip beğenmemesi önemli değil .Kendimi sevdirmek için burda değildim çünkü.

Elime masanın üzerindeki dosyayı alıp durumuna baktım evet başlangıçtaydı.Ama bu kemoterapi görmesi gerektiği gerçeğini değiştirmezdi.Yinede bi kaç ay bekleyebilirdi kemoterapi.
"ölücek miyim doktor" diye dalga geçince yüzüne baktım ve gülümsedim.
"Tabii ki de herkes gibi bi gün sende tahtalıköyü boylayabilirsin."dediğimde sırıttı.Aslında iyi bi çocuğa benziyordu sadece konusması biraz kabaydı.

"Neyse fazla gevşemeyelim git üzerime bişe getir uyumak istiyorum."itiraz etmedim ve dolaptan ince bi pike alıp üstüne örtmek için eğildiğimde bi şok eden tepki daha
"sana bişe getir dedim getirip üstümü ört demedim "diye çıkıştı.

"ben sadece yardım etmek istemiştim" dedim.içimdeki kırıklığı dışa vurmamaya çalışarak.
"yardımına ihtiyacım yok "diye bağırdı.
Sinirlenip bişey demeden odadan çıktım.Aradan yarım saat geçtiğinde kontrol için odasına girdim.

Bakıp tam kapıyı kapatıcağım sırada içimden bi his beni dürtükledi ve gidip yatağının yanına oturdum.
Kapıyı açtığında karşılaştığım çikolata kahvesi gözleri kapalıydı. Kahverenginin çok müthiş bi tonunda saçları vardı.Dağınıktı o saçlar ama hala etkileyiciydi.Bana göre büyük elleri vardı .uzun ve geniş omuzluydu.Hastalığın ondan alıp götüreceği kasları büyüleyiciydi.Ve kolları sanki sardığında insana güvende hissettirebilecek gibi duruyordu.Allahım uyurken ne kadarda masum görünüyordu.
Sanki o kötü sözleri söyleyen o değilmiş gibi..Haldun amca ne demişti "onun içinde masum bi oğlan çocuğu var inci".
Haklı olmalıydı. Ama onu canileştiren neydi.
*************
Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım.El yüz yıkama faslından sonra hastama kahvaltısını hazırlamaya başladım.Taze sıkılmış portakal suyu omlet peynir ve bol yeşillikli bir kahvaltı hazırladım.Tepsiye koyup odasına götürdüm.Kapıyı iki kere tıkladım.Ses gelmeyince içeri girdim.Gördüğüm manzara karşısında çok şaşırmıştım.Çünkü yiğit bey tıpkı küçük bi bebek gibi uyuyordu. O hırçın adamın uyurken bi bebek kadar masum hali beni etkiliyordu.Sessizce kahvaltıyı yatağın yan tarafındaki sehpanın üstüne bırakırken elim yanlışlıkla vazoya çarptı.Vazo binbir parçaya dağılmış yerde bana bakıyorken Yiğit büyük bir panikle yataktan doğrulup bileğimden tutup beni yatağa çekti.Gözlerini gözlerime dikmiş bana bakıyor ve bir taraftan da hakaretlerini ard arda sıralıyordu yüzüme doğru.
"seni aptal bu saatte beni uyandırmaya nasıl cürret edersin"dedi
"ş-şey ben ka -hvaltınızı getirmiştim"dedim.
"Beni bidaha bu saatte rahatsız etme"deyip kahvaltı tepsisine bakarak "kahvaltı dediğin bu mu senin ,ben asla portakal suyu içmem kahve içerim bu bir, ikincisi omlet sevmem üçüncüsü de ben inek değilim ki bu kadar çok çeşit otu bir arada yiyim"

Hala sıkıca bileğimi tutmuş bunları söylerken Bileğimi sertçe elinden çekip ayağa kalktım ve ona dönüp
"Birincisi bunlar sağlığın için ikincisi ben senin hemşirenim hizmetçin yada dadın değil ve üçüncüsü ineklerin insanlara senden daha fazla faydası olduğu da kesin ha bu arada küçük bi not bana aptal diyebildiğine göre zekanın ineklerden farksız olduğunu düşünmeye başladım"

içimdeki öfke ve sinirle koca evin uzun merdivenlerinden aşağı indim.Aradan birkaç saat geçti ve bay kibirlinin ilaç saati geldi.Saatlerdir odasındaydı ve aşağı inmemişti.Yukarı çıkıp kapısını istemeye istemeye çaldım.ardından içeri girdim.Mr.kibirli yatağına uzanmış kitap okuyordu.
elimdeki suyu şifonyerin üzerine bırakıp
"ilaç saatiniz geldi"dedim
bana bakma gereği duymadan
"şimdi içnek istemiyorum"dedi.
Artık iyice sinirlenmeye başlamıştım.Sabrımı fazlasıyla zorluyordu.
"Bana bi sade kahve getir kapıyıda çıkarken yavaş kapa "demesiyle ona döndüm.
"Bana bakın bay kibirli beni kaçıncı kez hizmetçinizle karıştırdığınızı bilmiyorum ama siz hastasınız yatalak ya da sakat değil.Kahveni inip kendin al" diye çemkirdim.Kapıyı sertçe çekip aşağıya indim.
Yiğit'ten
bu ne cüret bu kız kendini ne sanıyor. Yatalak ya da hasta değilmişimde kahvemi kenidm alabilirmişmişmişimde falan.Bu kızdan bi an önce kurtulmam lazım.Beni fazlasıyla sinir etmeye başladı.Bu saatten sonra bu ev onun cehnnemi bense onun azraili olucam.
İnci'den
Merdivenlerden bi kez daha sinirle inerken 'asla pes edip ona yenilmeyeceğim her ne olursa olsun önce onun sağlığını düşünücem iyileşmesi için elimden geleni yapıp bu ukala ve kibirli adamı kibar bir beyefendiye çevireceğim.Beni yıldırmasına izin vermicem çünkü ben asla pes etmem yetimhanedeki zorluklardan sonra onun yaptıkları beni yıldıramaz ve yıldıramicakta' diye kendime söz verdim.
*************
Bu daha hiçbişey öyle bi kitap karşınızdaki diğerlerinden daha farklı ve etkileyici...Bu bölümde ilki gibi aceleye geldiği için kısa yazmak zorunda kaldım ama diğer bölümler daha uzun olucak.Bu bölümü berooo(BerivanArslan8)sana ithaf ettim knkaaammmm😀😀

BENİMLE KAL#Wattys2016Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin