Bölüm 7- Bit-miş-tik

43 6 14
                                    

"Doktor Bey."
"Ah, siz Mustafa olmalısınız. Merhaba."
"Merhaba.. Şey, doktor bey."
"Evet, bunu söylemiştiniz zaten."
"Kusura bakmayın, tahlil sonuçları geldi mi diye soracaktım."
"Evet, geldi."

Eline aldı kağıdı Mustafa. Her şey normaldi. Çok mutlu olmuştu, ailesine söylemesine gerek kalmamıştı, hasta değildi!

Mira'nın aradığını farketti.
-Alo?
-Abi, çabuk gelmen lazım..
-Nerdesiniz?
-Depo.
----------

Mustafa içeri girdiğinde, Lara'yı gördü. Bilgisayarın başındaydı.
"Mustafa, sana ihtiyacım var." Mustafa bilgisayarın her şeyini bilirdi. Küçükken Funda'yı takip etmek için kullandıkları cihazlar masanın üstündeydi.
Mustafa hemen yaklaştı o eski, tozlu masaya..
  "Efendim, Lara?"
  "Bu ne?"
Masaüstünde bulunan, tahlil sonuçlarının belgesini bulmuştu Lara. Oysa o kadar da iyi saklamıştı Mustafa. Eee, boynuz kulağı geçiyordu.
   "Bak, sana söyleyemem." 
   "Kanser misin?"
   "Hayır!" Bir anda sesinin fazla yükseldiğini farketti. "Değilim." dedi utanarak.
    "Peki, öyle diyorsan." dedi Lara omuz silkerek.
Oysa doktor mesajda, bir hata olduğunu yazmıştı..

-----------

    Hava kararana kadar çalıştırdım Lara'yı. Bir ara Mira geldi. 
  "Abi, adamlar gelecekler."
  "Hangi adamlar abicim?"
  "Hani şu, babamın adamları. Funda'yı almak istiyorlarmış."
  "Avuçlarını yalarlar."
  "Ben de öyle dedim abi ama adamlar ciddi. Çok yüksek miktarlarda para teklif ediyorlar."
   "Ne kadar yüksek?"
   "1 milyon dolara yakın abi."
   "Funda için mi? Hah."

Uzun bir süre güldük.

   "Abi, " dedi Mira. "Özledim seni."
   "Ben de seni özledim abicim."
  "Hani bir aralar dereye giderd-"
Durdu. Mert o derede öldürmüştü kendini.
    "Gidelim abicim, hem Mert bekliyordur bizi belki."
    "Alacaklarımızın parasını da o verirse ben de gelirim.." dedi Lara. Şu kızı o kadar çok beğeniyordum ki, Mira'yla bir ara konuşmam lazımdı. Gerçi aramızda 6 yaş vardı. Ama ne varmış canım?
       Benim arabaya atladığımız gibi yola koyulduk. Yolda kızlar bir büfede durdurdular beni. Üç enerji içeceği ve cips almışlardı.
       "Ama," dedim dudak büzerek.
      "Bizim yanımızdayken içmek yok abi, hangimiz taşıyabiliriz seni?"
      "Hayır yani ben güçlü kollarımla kaldırsam bile," dedi Lara, "Arabayı kim sürer?"
      Yine hep birlikte gülüyorduk. Bu kız benim olmak zorundaydı. Onun gülüşüne gömmelerini istedim bir an beni. Mert'e seslendim. 'Eğer beni duyuyorsan, ne olur, şu kız benim olsun.'
      Dikiz aynasından o güzel yüzüne bakıyordum. Düşüncelere dalmışken, dikiz aynasından göz göze geldik. Ne o çekti gözlerini, ne ben. Mira'nın çığlığı ayırmıştı gözlerimizi. Bir anda patlama sesi, alevlerin çıtırtısı, bir patlama sesi daha.
--------

Lara'nın ağzından:

  Bu çocuk kesinlikle benimle ilgileniyordu. Her yaptığıma gülüyordu. Ayrıca çok tatlıydı. Bana ders veriyordu bilgisayarla ilgili. Bugün onun kanser olduğunu öğrendiğimde doktor olup onu kurtarmak istemiştim. Ama 10 sene daha yaşaması lazımdı onun için. Her ne kadar itiraz etse de, biliyordum. Onu seviyordum, özlüyordum.
    Dikiz aynasından bana bakan gözlerini gördüm. Aslında arabaya bindiğimden beri gözlerini hiç ayırmamıştı. Bu sefer ben de ona baktım. Ne o çekti gözlerini ne ben. Dudaklarımla 'Seni seviyorum' dedim fısıltıyla. Duymadığından emindim. O anda, o da aynı şekilde 'Ben de.' diyince şok oldum. Hemen gözlerimi indirdim. O anda Mira'nın çığlığı duyuldu. Ve sonra patlama sesleri. Tek aklımda olan şey, onun nerede olduğu ve hala yaşıyor mu düşüncesiydi.

     Mira'nın ceketini, asfaltın sonunda gördüm. Hemen ona sürüne sürüne yaklaştım. Ambulans sesleri duyuyordum, kim bilirdi neredelerdi daha?
    "MİRA!" sesim acıyordu. Elimi yüzüme dokundurdum. Elim.. Elim? Elim! Elim kopmuştu. Bakamıyordum. Ağlamak istiyordum. O anda yaklaştığımda Mira'nın tek koluyla tuttuğu, asfaltın altındaki kanallara düşecek olan Mustafa'yı gördüm. Hep kullandığım elim kopukken ben yardım edemezdim.
      Yanlarına süründüğümde, Mustafa'yı zorla çıkardık. Mira 'Benim hatam.' diyerek ağlıyordu. "Eğer ben gidelim demeseydim, gitmezdik ve o ölmezdi!"
      Gözlerimin kocaman açıldığını hissediyordum.
    "O, o.. Öldü mü?"
    "Mert..." dedi Mustafa. "Bana ayarlasana bu kızı, evet, Lara'yı."

     Beni sevdiğine mi sevineyim, elimin koptuğuna ve berbat bir halde olduğumuza mı üzüleyim bilmiyordum. Zaman ve mekan kavramım sıfırlanmıştı. Hatta durun, kafama dayanan soğuk metal de ne böyle?
     "Demek Lara sensin." dedi gür bir erkek sesi. 
     "Evet?" dedim.
  Mira adamı farkettiği anda ağzı açık kaldı.
     "Eğer beni Funda'ya götürmezsen, hepinizi vururum." Adamın net gelen sesi kararlılıktan öte, korkunç bir amaca hizmet ediyordu. O anda Mira'nın kolundan zorla iki adam gelip çekti.
Mustafa'ya baktılar.
      "Abi? Bunun yüzü parçalanmış, işe yaramaz." dedi adamlardan biri.
     "İşe yaramaz olan sensin, aptal!" diye çırpındım. Adam gülümseyerek silahı Mustafa'ya doğrulttu.
     "Durun! O hasta! Hastaneye yatıralım!"
     "Sussana sen!" dedi arkamdaki adam.
Tek kelimeyle - Bit - miş - tik.

  

 Kardeşler Birbirlerini Korurlar! (KİTAP OLDU!)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin