"Cesaretlilik."
Herkesin bana sıkılmış gibi bakmasının üzerine "Ne var? Cesaretlilik dedim ya." dedim ve grup bana daha sıkılmış gibi baktı.
"Hadi Ted sorsana artık." dedim ellerimi kavuşturup. Ted de "Hadi ama Sell. Hep cesaretlilik diyorsun." dedi sıkıntıyla. Gıcık.
"Ne var bunda?" dedim. "Doğruluk desem soru hep 'Kimi seviyorsun?', cesaretlilik desem soru hep 'Git şurdan atla ya da şunu öp.' "
"Kız haklı dağılın." Eva'nın sözlerine hepimiz öküzce güldük. Sonunda gülüşmeler bittiğinde "Sadece bir defaya mahsus ama." dedim ve grubun başını sallamasının üzerine "Doğruluk." dedim.
Ve Ted derin bir nefes aldı. Kazıkçı. Soruyu hiç düşünmemişti bile, sorusu hazırdı.
"Pekala Selena Marie Gomez. Justin Bieber'la neden ayrıldınız?"
"Ah hadi ama!"
"Kurallar belli Gomez. Hadi bakalım."
"Bu sorunun cevabını alabilmek için şişe çevirmeden daha fazla silah kullanman gerek."
Jason ateşe elini uzatmıştı, hatta Eva bacağıma yatmıştı. Şişe onda durursa kalkacağını söylemişti. Ted ile zaten karşı karşıyaydık, Kenn bu gece yanımızda yoktu. Randevusu varmış.
"Hadi. Cevabı bekliyoruz."
"Çok uzun bir kere. Kitap yazsam 3 seri eder herhalde."
"Ne güzel işte. Sıkılmıştık zaten."
"HAYIR DEDİM TEDİCLE ZIMBIRTISI!"
Laf etmemesinin üzerine Eva'yı bileğinden tutup kaldırdım ve çekeledim.
"Gidelim Eva."
"Neden ya!" dedi uykulu uykulu. "EVA!"
"Tamam ya tamam."
*
(Öneri: Selena Gomez - Love Will Remember.)
6 ay önce...
Tamamiyle yıkılmıştım. Ta en en en başından beri bana yalan söylüyordu. Nasıl başarmıştı? Nasıl vicdanı el vermişti? Beni nasıl bilerek üzmeyi kabul etmişti? Kendimi ve onu asla affetmeyecektim. Diğerini de.
Beni gerçekten seviyor muydu, ondan bile emin olamıyordum. Çünkü ilişkinin bile yalan olduğu bir sevgimiz vardı. Az önce söylemiştim, sanırım sadece benim olan kısmı.
Anlamıyorum, yani beni korumak için beni üzen, şehri terketmeme sebep olan ve hatta psikolojik destek almama sebep olan bir sevgilim varsa; neden olsun ki?
Evet doğru duydunuz. Şehirden, güzelim New Jersey'den ayrılıyorum. Sonsuza dek. Bir daha dönmemek üzere.
Elimde küçük bir çanta; içinde SIM'siz bir telefon, arabamın ve evimin -eski- anahtarları, Miami'deki bir otel kartı ve birkaç yüz dolar. Saçım başım dağınık, cebimde metro treni bileti ve bir de... kırık bir kalp.
*
Birkaç saat sonra, Miami.
(Yazarın ağzından.)
Selena, danışman kişiye oda numarasını söyleyip anahtarı aldı ve 427 numaralı oda için asansöre bindi. Sıkıntıyla derin bir nefes aldı ve yine sıkıntıyla verdi.
Tam kat numarasına basacaktı ki saçı turuncuyu andıran, saçını iki yandan toplamış onun yaşlarında bir kadın parfümü asansöre bindi ve 27. kata bastı. Selena, yüzsüzlüğünün üstüne gözlerini kısıp ona baktı. "Belki 2. katta ineceğim?" dedi sinirle.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Slow Down [Selena Gomez Fan Fic.]
FanfictionBir insan; Size kızıyorsa, dünyanın en iyi insanı dahi olsanız da bir neden bulabilir. Aynı şekilde bir insan; Sizi affetmek istiyorsa, dünyanın en kötü insanı bile olsanız bir mazaret bulabilir. Aradaki fark; Sizin iyiliğinizle ya da kötülüğünüzle...