Tunç ağır yaralanmıştı. Onu kollarımın arasına aldım. Küçücük bir kuş gibiydi. Saçlarını okşadım. Benim ağabeyimdi, benim ağırlığım kadar kasları vardı. O benim süper kahramanımdı. Babam benim ilk aşkım falan değildi, sonradan değişmişti. Ben Tunç gibi birini beklemiştim hep, şefkatli ve fedakar.
Onu sımsıkı kavradım. Küçükken bana bisiklet binmeyi öğretirken düştüğümde, bana seslendiği gibi, 'Yaralarını saracağım,' diye fısıldadım. Yaralarını saracaktım, bu koca çocuğu seven bir kız olmamıştı, ona kimse aşık olmamıştı gerçek anlamda. Büşra bile..
"Lütfen, Lara.. Lütfen sev beni.."
Lara da kimdi?! Benim sesimi Lara sanmıştı sanırım. Ama bu?!
"Lara Deniz Öner, benim eşim olur musun?"
Aman Tanrım!! Beni LARA SANDI VE ÜSTÜNE BİR DE EVLENME TEKLİFİ Mİ?! Ağabey, sen kiminle tanıştın da bu kadar aşık oldun? Kim bu kız?******
3-4 gün önce,
Tunç'un ağzından:"Hey! Sen, bakar mısın buraya?"
Yüzü kumaş parçalarıyla kapatılmış olan bu kız, bana dönüp baktı.
"Resmim nasıl olmuş bakar mısın?"
Yavaşça yanıma yaklaştı. Resme baktı, yüzüme baktı. Anlam çıkarmaya çalışıyordu. 'Neden?' der gibi bakıyordu.
"Eğer yüzündekini çıkarırsan, yüzünü de çizip resmi tamamlayabilirim, sonra da bu özel resim senin olur? Ne dersin?"
Olumsuz anlamda başını salladığında yumruklarımı sıktım. Bu nasıl bir olaydı böyle! Kaç gündür uğraşıyordum. Cevdet ve Funda pisliklerinin beni tıktığı yerde bulduğum bu güzel kız, bir şeylerden delice korkuyordu ve bu annemi getiriyordu aklıma. Bu yüzden daha da sinirleniyordum.
"Bak, şuan kardeşlerimin nerede olduğunu bilmiyorum, ölmüş olmaları çok yüksek bir ihtimal.. Ayrıca şuan senin kim olduğunu delice merak ederken, neyden korktuğunu anlamaya çalışıyorum, sen bana hiç yardımcı olmuyorsun! Adını söyle en azından.." Yalvaran gözlerle baktım. Kardeşlerimden biri beni böyle görseydi senelerce dalgasını geçerlerdi herhalde..
"Adım Lara Deniz, ben aslen Fransızım." Konuşmasından rahatlıkla uzun süre Fransa'da yaşadığını anlayabiliyordunuz. "Bu adamlara nerde bulaştın?" Sorum çok hızlı gelmişti. "Ben tiyatro oyuncusuyum, bir defasında şirketlerinin 100.yıl açılış kutlaması için Özcan ve Funda bizim stüdyoya geldiler, kavga çıktı, Özcan stüdyoyu dağıtmaya başladı, Funda kahkahalar atıyordu.. Sonra ben görgü tanığı olduğum için kolumdan tutup helikoptere bindirdiler.. Türkiye'de olduğumu ise bir defasında kaçtığımda anladım.."
"Nasıl kaçabildin?" Bu kız ilgimi çekmeye başlıyordu. Ufak tefek bir şeydi ama çok şey biliyordu.
"Benim buraya Cevdet geldi.. Cevdet onunla evlenirsem hayatının değişeceğini söyledi, ben de kabul ettim. Evlendik. Düğün olurken içeriye kaçtım ve havalandırmadan uzaklaştım. Sonra dışarda beni gelinlikli görenler ne olduğunu sordular, durdum sürekli sonra hemen bir taksiye atladım. Şoförün ise onların adamlarından biri olduğunu tekrardan bu binaya dönünce anladım. Şoför uzun saçlı bir adamdı yaklaşık 29-30 yaşlarındaydı. Telefonda konuşunca adına Buray mı dedi Burak mı dedi öyle bir şey.."
"O adam benim kardeşim."
"Ne?! sen de mi onlardansın?!"
O anda iki defa tekme yedim. Hemen savunmaya geçtim kızın ellerini sıktım ve onu döndürüp yere düşürdüm. Önümdeyken yüzündeki kumaşı çektim. Bu kızın gözleri deniz mavisiydi..
"Gerçek adın ne?"
"Larissa Ona."
"O yüzden mi Lara Öner?"
"Deniz'i de var.."
"Deniz gözlerin olduğu için değil mi?"
"Nerden anladın?"
Gülümsüyordu Larissa.. Mutluydum, mutluyduk. Bir yerlerde Büşra'yı istemeye gitmişlerdi, Mira'nın 2-3 gün sonra kınası olacaktı.. Her şey ne kadar hızlı ilerlemişti. Ve ben hala yalnızdım. O anda ani bir hareket yapıp kızı öptüm. Evet, çok saçmaydı. Adımı bile bilmiyordu daha, fakat bu karanlık ve her yer toz olan odada, yüzünü sadece kapının küçük penceresinden giren ışıkla görebildiğim, ona rağmen aşık olduğum kadına baktım. Acılar çekmişti, beni anlıyordu. Büşra gibi şımarık bir kız çocuğu değildi. Gözyaşları onun dalgalarıydı, çünkü o, Deniz Gözleri Olan Kız'dı.. Benim aklımın okyanusunda, o sadece bir denizdi fakat etkisi çok güçlüydü. "Senin adın ne peki kara gözlü?" Bana bu ismi mi bulmuştu, gerçekten mi! "Tunç, Tunç Fal." Ben resmimi çizmeye devam ettim, tek ihtiyacım olan mavi boyaydı, o gözleri tamamlayacak tek şey maviydi. Mavinin en güzeli hem de..*****
Bugün,
Mira:
Tunç'un ağırlaşan kafasını yere koydum ve koşarak kapıya vurmaya başladım.. Cevdet'in ilgisini çekmek zorundaydım. Kameradan beni izlediğinden emindim. Ne söylesem Cevdet benimle ilgilenirdi?! Düşün Mira, düşün..
Kameraya döndüm, bulmuştum.
"Cevdet, beni izlediğini biliyorum. Karın olmayı kabul ediyorum. Yeter ki Tunç'u iyileştirelim.."
Ben neler yapıyordum böyle!
Ama Tunç için değerdi. Bu koca adam, yorulmuştu, dinlenmesi gerekiyordu..
Hemen kapılar açıldı içeriye iki tane doktor geldiler, sedyeye yerleştirdiler Tunç'u, hep birlikte odadan çıktık.. Ameliyat odasına giriyordu. Böyle bir odanın bu binada işi neydi?! Kaç kişi burada zarar görmüştü?
Ben bunları düşünürken, Tunç'un kaybettiği kanlar aklıma geldi. Arkamdan gelen ayak seslerine baktığımda, onun babam olduğunu farkettim.
Doktorlar hemen dışarıya koştular.. "B rh(+) kana sahip olan biri var mı??" Ben değildim ama babam B(rh+) ti. Biliyordum. "Babam öyle!" diye bağırdım. "HAYIR BEN VERMEM KAN, SAVAŞMAYI ÖĞRENMEK ZORUNDA!"
Babamın bu laflarıyla yere yıkıldım. Babam bizi kendi küçük savaşında piyonlar olarak görmüştü, en öne hep Tunç'u atmıştı. O ölürse ne yapacaktı? Allah'ım ölmez değil mi? Ölmesin.. Lütfen.*******
2 ay sonra,
Mira:Keşke o da burada olsaydı. Düğünümü görebilseydi.. Onu kaybettiğim günden beri babamdan nefret ediyorum. O adamdan nefret ediyorum! En kötüsü de ettiği laflar, en saçma şeyler uğruna çocuklarını kaybediyor teker teker.. Keşke o gün daha çok öpüp sarılsaydım ona... Umarım düğünüme gelmez, yoksa acıttığı canların hepsinin bedelini ödemek zorunda kalacak.. Kapıda gördüğüm masmavi kıza doğru ilerliyorum. Gelinin odası burası hoop? Demek istiyorum, ama içimdeki sokak havasını tutuyorum. Onun yerine sade bir "Kimsiniz?" bahşediyorum kadına. "Ben Lara Deniz Öner. Tunç'un bir arkadaşıyım."
Bu kadının olanlardan haberi yoktu tabi. Öğrenecekti, zamanla öğrenecekti..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kardeşler Birbirlerini Korurlar! (KİTAP OLDU!)
ChickLitHiç bir kardeşi olmadan bu hikayeyi yazan ben, en derinden hissettim bu bağları, keşke bir kardeşim olsaydı! "Tek şansları deneyip görmekti.. O günden sonra emin olun kör olmayı isteyeceklerdi." 6 kardeş.. Kardeşler birbirinin en yakın dostla...