Bölüm 6 -Şehirden çıkış

3K 305 8
                                    

Hisar şehri, Ana cadde üstünde lüks bir lokanta.

''Hey duydunuz mu? O Beyaz Kanattın Buz Prensesiyle evlenecekmiş. Konakta çalışan bir hizmetçiden öğrendim.'' Sağ eli sargılı pahalı giysiler giyen bir adam söyledi.

''Evet duydum, şehirde bilmeyen olduğunu da sanmıyorum. Gölgenin bugünlerde şehirden gideceği herkesin ağzında'' Aynı masada oturan sarı saçlı bir adam cevapladı.

''Buz prensesinin aklıdan zoru mu var? Prenslerden birisinin bile ona ilgisi olduğunu duydum neden gidip Onunla evlenmeye karar vermiş ki.'' Masada oturan üçüncü ve son kişi olan; şişko söyledi.

''Gerçekten anlaşılmaz, kim onunla bir ömür geçirmek ister ki. Belki de sadece adını kullanabilmek için evleniyordur.''Eli sargılı adam söyledi.

''Benim daha çok merak ettiğim bir şey var. Onun konaktan çıkamadığı söyleniyordu, şimdi ise Beyaz Kanat'a gideceğini söylüyorlar. Bunca zaman bizi kandırdılar mı?''Sarı saçlı adam söyledi.

''Büyük ihtimalle başından beri konaktan çıkabiliyordu. Hatırlamıyor musun? Onun konaktan çıkamadığı söylentileri yayıldığında Lord bunu yalanlamadı diye herkes öyle sandı. Ama herkesin görmek istemediği bir yanı var bu hikayenin; Lord bu iddiaları yalanlamadığı gibi doğru olduğunu da hiçbir zaman söylemedi.''Eli sargılı adam çok bilmiş bir tavırla söyledi.

Gök gürler...

''Hava bugün çok garip, sürekli gök gürlüyor ama yağmur yağmıyor.'' Şişko söyledi..

Tam bu sırada yolun ortasından bir kükreme sesi gelir. Çevrenin renkleri solmaya başalar. Tüyler ürpertici bir his çevredekilerin tüm kemiklerini titretir.

Gök gürler...

Yolun ortasında büyük siyah bir canlı vardır. Onun üstünde ise siyah, kapşonlu bir pelerin giymiş olan küçük bir figür vardır. Küçük figürün çevresindeki renkler çok yavan ve sıkıcı gözüküyordur. Çevredeki tüm sesler kesilir, ne bir kuş, ne bir böcek, nede bir insan ses çıkarmaya cesaret edebilir. Caddeden geçen herkes geçen figürün yolunu açmak için kenara çekilir. 

Siyah canlı kedi ailesine ait gibi gözüken bir büyülü hayvandır. Hayvan herkesin yolunu açması zaten olağan bir şey gibi gururla yolun ortasından yürümeye devam eder. 

''Yani şehir böyle bir yer, her yer lezzetli şeylerle dolu gibi gözüküyor. Abi onları yiyebilir miyim?''Gölge çevreyi işaret ederek sorar.

Bu sırada büyülü hayvan aç gözlerle çevresindeki insanlara bakar.

''Hayır, zaten yeni yemek yedin. Çok fazla yemek yemek yolculuk öncesinde iyi değildir. Gittiğimiz yerde de bir sürü yiyecek var. İstersen yolculuk sırasında ava da çıkabilirsin.''Abisi gülerek cevap verir.

Gölgenin sesi yüksek olmasa bile tüm çevre çok sessiz olduğundan çevredekiler ne söylediğini anlar. Cesurun dedikleri ise çevre yeniden hareketlenmeye başladığı için çevredeki insanalar tarafından duyulmaz.

Çevredeki insanlar korkuyla hareketlenmeye başalar ama hiçbirisi ilk başta kaçarak dikkat çekmeye cesaret edemez.

Hareketlenmeden rahatsız olan büyülü hayvan başını yukarıya kaldırıp yüksek sesle kükrer. Aynı anda ise gök gürler.

Rooar... 

Gök gürültüsü... 

Çevredeki cesur insanlar dahi bu olaydan sonra daha fazla dayanamaz. Çevredeki atlardan birisi bir anda kontrolden çıkıp kaçmaya başlar. Bunun yarattığı etkiyle birlikte herkes gölgenin olduğu yönden başka yönlere doğru kaçmaya başalar. 

Korkunç gürültü ve izdiham meydana gelir. Bunun sonrasında ise çevre tamamen boşalmıştır. 

Gölge ise meraklı bakışlarla çevresine bakınır. En sonunda çevresinde kendisi ve abisinden başka hiç bir insan olmadığını fark eden Gölge katıla katıla gülmeye başlar. Yanında duran ve yelesi yanıyormuş gibi duran bir aslana binen abisi garip bir bakışla gölgeye baktıktan sonra oda kahkahasına katılır.

''Abi dışarısının bu kadar eğlenceli olduğunu bilmiyordum. Galiba insanlar gök gürültüsünden çok korkuyor. Bende küçükken korkuyordum ama artık korkmuyorum. Bu yaşa gelmişler hala korkuyorlar.'' Gölge gülerek söyler.

Gölgenin sözlerinden sonra abi kardeş tekrardan katıla katıla gülmeye başlarlar. Farklı sebeplerden gülüyor olsalar dahi .

''Her şekilde artık gitmemiz gerekiyor. Okula ulaştıktan sonra yapmamız gereken birçok şey var.''

Bundan sonra yola çıktılar. Cadde boyunca yollarına bir insan dahi çıkmadı sadece boş dükkanlar ve her yeri kapanmış evlerle karşılaşırlar. O günkü izdihamda elliye yakın kişi yaralansa da ciddi bir yaralanma veya ölen olmamıştır.

...

Aynı gün kısa bir süre sonra. Hisar şehrinde bir han.

Bir anda hana beş kişiden oluşan bir grup girer. Aralarından birisi yakındaki bir masayı kapıya yerleştirirken diğerleri camları kapamaya başlar. Hanın sahibi sinirli bir şekilde sorar.

''Hey siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz.''

''Onu gördük o o bir canavarın üstünde şehirde dolaşıp insanları yiyiyor.''

''Onu mu o kim?''Hancı şüpheyle sorar.

Bir yandan dışarıdan koşma ve bağırma sesleri geliyordur. Dışarıdan birisi kapıya vurarak bağırır.

''Durun, beni de içeriye alın'' Bir süre daha vursa da kapının açılmayacağını anlayınca koşarak uzaklaşır.

Handaki insanlar bunun üstüne korkmaya başlar ve hancı kalabalığı temsilen soru sormaya devam eder.

''Dışarıda tam olarak ne oluyor? Daha net anlatın kim insanları yiyiyor.''

''Gölge konaktan çıkmış. Caddede korkunç bir canavara binerek dolaşıyordu.'' Sonradan giren adamlardan birisi kapıya dayadığı masayı tutarak söyledi.

''Ney O nasıl dışarıya çıkmış, onun dışarı çıkamadığını sanıyordum.'' Masaların birisindeki korkmuş gibi görünen bir kız sordu.

''Beyaz Kanatın buz prensesiyle evleneceğini söylüyorlardı, yani bu gün gidiyormuş.'' Rahat görünümlü bir muhafız söyledi.

''Sen neden bu kadar rahat duruyorsun bize yardım etsene.'' İçeri son giren adamlardan birisi söyler.

''Gölge şehir muhafızlarından birisine hiç zarar vermedi, hatta bende bir kere patronla birlikte konağa girmiştim. Ama hiç bir şey olmadı. Patronun söylediğine göre onu kızdırmayan kimseye zarar vermezmiş.''Muhafız hava atarcasına söyledi.

Tam o sırada ortamdaki tüm renkler solmaya başladı. Sanki bir şey ortamdaki tüm mutluluğu ve neşeyi emiyor yerine korkuyu ekiyor gibiydi. Dışarıdan gelen sesler tamamen kesildi. Ortam öyle sessizdi ki dışarıdan koşarak geçen canavarların ayak sesleri duyuluyordu. Tam o sırada.

Gök gürültüsü...

Kendinden emin gözüken muhafız dahil olmak üzere herkes nefeslerini tutmuştu. Dışarıdaki ayak sesleri uzaklaşınca dahi bir süre handaki kimse konuşmadı.

Güm...

Sesin üstüne içeride çığlıklar ve bağırışlar başladı. Birisi kapının önündeki engeli hızla yana fırlatıp kapıyı açtı. Bunun ardından bir kişi hariç herkes dışarıya çıkıp kaçtı. 

İçeride ise sadece gerginliği sebebiyle tepsisini yere düşürmüş garson kız kaldı...

Gölge (Suçluların Kabusu)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin