Bölüm 26- Kaçış

13 2 0
                                    

  Herkes bir şeylerden kaçar, bazıları gerçeklerden, bazıları yalanlardan, bazıları ise insanlardan.

Mira:

"Alo?" Gizli numara arıyordu.
Hiçbir şey demeyince kapattım. İçeriye seslendim, "Cevdet! Oyun mu oynuyorsun sen benimle hayatım?" Cevdet'in olmadığını farkettim evde. Ayaklarımda sallamaya devam ettiğim minik Tunç'a baktım. Adını Tunç koymuştuk..
    Gerçi Cevdet pek istememişti sanırım ama..
Yanağına öpücük kondurdum, sonra onu yer yatağına yatırdım etrafına yastıklar koydum. Ayağa kalkıp ikide bir çarpan pencerenin bulunduğu odaya gitmeye başladım. Bir anda cam kırılır falan, korkarım ben öyle şeylerden. Tam kapısındaydım odanın, salonda bebeğimle birlikte bıraktığım telefonum çalmaya başladı.
     Hızlı hızlı geri döndüm. Sesi uyandırabilirdi zorla uyuttuğum bebeğimi..
    Yine gizli numaraydı. Açtım, "Bana bak kimsen söyle yoksa polise vereceğim!"
    "Ben," dedi tok bir ses, tanımıyordum. "Kocanı öldüreceğim, bebeğini öldüreceğim, seni öldüreceğim. Ama en sona Mustafa'yı öldürmek kalacak.. Onunla ayrı bir sohbete gireceğiz.."
    "Ce-Cevdet senin elinde mi şuan?"
    "Sesini duymak ister misin?"
  Telefonu kapattım. Bunların bir kabus olmasını diledim. Sadece bir kabus. O anda tül perdenin arkasından bir iki araba yaklaştı eve doğru. Ama sonuçta apartmanda kim bizi bulur ki? İki üç dakika sonra kapı çaldı.
     Bebeğime sımsıkı sarıldım. Onu uzaktaki bir odaya götürdüm ve yatağın altına koydum. Ne olur onlar gidene kadar ses çıkarma.. Sonra üst komşumuza mesaj attım. 'Eğer yarım saat içinde yanına gelmezsem Tunç yatağın altında, ona iyi bak.' diye..
    Kapıyı açtım. Kapının dışında üç adam vardı. Biri söze başladı. "Birimiz Cevdet'i birimiz Tunç'u birimiz seni öldüreceğiz. O yüzden şimdi Tunç ve sen geliyorsunuz bizimle.." O anda diyecek bir şey bulamadım. "İlk beni ve Cevdet'i öldürün hadi gidelim."
    Adam benim ellerimi bağlarken diğer adama seslendi. "Evi arayın."
"HAYIIR!! Lütfen acıyın bana lütfen!! Ben Funda Fal'ın kızıyım! Özcan Fal'ın karısı olan kadının! Funda Fal? Biliyorsunuzdur? Lütfen!!"
Adamlar birbirlerine baktılar. "Götürün şu yalancıyı."
"Hayır! Yemin ederim ben Funda Fal ve Özcan Fal'ın kızı Mira Fal'ım.."
Suratıma bir tokat yediğimde anladım, bu adamların şakası yoktu.. Sanırım artık sonuna gelmiştik. 6 yaşımdan beri yaşadıklarımı düşünüyorum da, 5 tane ağabeyi bir arada tutmak, her kavgada ortayı bulmak, yemek yapmak, evin ihtiyaçlarını gidermek, okul sorunları falan derken büyüdük işte. Acılarımız büyüttü bizi. Belki arkamızda duran sağlam bir babamız yoktu fakat hep rüyalarımıza girip bizi birbirimize bağlayan bir annemiz vardı. Ah Funda.. Seni öldürdüm. Ve bundan bu kadar mutlu olacağım aklıma gelmezdi.. Ah Özcan.. Senin o şaşkın suratına vurduğumda dişlerinin kırılması çok hoşuma gitmişti. Ama seni serbest bıraktım.. Seni bıraktım çünkü biz harika hayatlar yaşarken sen iki kadını da toprağa gömmenin acısını yaşamalıydın. Ve aynı şekilde sen de öldüğünde, arkandan ağlayacak kimse olmayacaktı. Bu, hayatımda yaptığım en muhteşem plandı. Çünkü kazanan bizdik.
Her şeyin bittiğini anladığım o saniyelerde aklımdan bu düşünceler geçerken apartman kapısı kapandı. Umarım bu kata çıkmaz diye düşündüm.. Gördüğü için öldürürlerdi o insanı. Ters döndüğüm için kimin geldiğini göremiyordum ta ki sesi duyana kadar,
"Kızı bırakın beni alın."
Tunç'um, ağabeyim, kurtarıcım buradaydı.
Hastaneden çıkabilmişti demekki!!
"Sen kimsin?"
Adamların bu soğuk sorusu onun önemsiz biri olduğunu düşündüklerinden kaynaklanıyordu.
"Eğer Mira'yı Özcan'a götürecekseniz, beni götürün daha iyi.. Özcan beni görünce çok sevinecektir.."
"Ağabey! Gerek yok.. Lütfen kendini feda etme bir sefer de.."
"Kendimi feda etmiyorum, durumu kurtarıyorum ve zaman kazanıyorum. Çünkü birazdan burdaki bu adamların hepsi ölmüş olacak.."
O anda arkadan çıkan silahlı Mustafa'yı gördüm.
"Kafama iyi bakın!! Üstünde baş harflerimiz yazıyor! Biz bu kadar sene zorluklara göğüs germişiz, siz zorluk bile değilsiniz!"
Adamlar silahlarını çektiklerinde bir anda çatışmanın ortasında kaldım. Önce beni tutan adam öldü, ben hep sıyrılıp Tunç'un arkasına geçtim. Teker teker yere yığıldıklarında, Mustafa'nın arkasından merdivenlerden çıkan Fuat'ı gördüm. Bu yaşlanmış adama baktım..
"Fuat?"
Sımsıkı sarıldık koşup.. Sonra aklıma Tunç geldi. Bebeğim olan Tunç..
"Durun ben Tunç'u alıp geleyim.."
"Burdayım ya Mira?"
Onlara kocaman gülümsedim, bebeği getirdiğimde üst komşum da koştura koştura aşağıya iniyordu.
"Sorun yok Aysel Teyze, teşekkür ederim."
Bizimkilere bebeği gösterdim. Tunç onu kollarına aldığı gibi gözlerinden yaşlar süzüldü. Tunç, ağlıyordu!
"Benim adımı mı koydun ona?"
"Evet ağabey,"
Tunç ağlarken bebeğim ise kahkahalar attı dayısının kucağında.
Tek tek bebeğe sarılma merasimi geçtikten sonra Cevdet'i düşündüm..
O sırada gizli numara arıyordu.
Telefonu açtığım gibi babamın yorgun sesiyle karşılaştım.
"Kızım. Cevdet'i unut.. Öldürdüm onu.."
"Baba! Bir defa da mutluluğuma engel olma! Bir defa senden rica ediyorum! Bir çocuğu daha yetim bıraktın! Yalnız öleceksin! Senden nefret ediyorum!"
Telefonu kapattığımda ağlamalarım şiddetlendi. Baktığımda Tunç da ağlıyordu bana sarıldı.
"Büşra kesin olarak öldü mü?"
"Evet, Tunç."

Buradan arabaya atlayıp mezarlığa ulaştığımızda Funda'nın mezarını gördük.
Funda Fal.
Nefret ettiğimiz bu isme yüzümüzü buruşturarak bakarken Tunç'un yere çöktüğünü farkettim.
    Ama Funda'nın mezarıyla bir alakası yoktu onun. Büşra'nın mezarı vardı Funda'nın yanında.
     Kızıydı sonuçta.. Tunç'un eğilip elini tuttum.
"Belki ölmemiştir diye düşünmüştüm, umudum vardı." Bu sefer sesi ne ağlamaklı ne de üzgün geliyordu. Daha çok intikam almaya yakındı..
     "Umut her zaman var. Ya bu mezar taşı da Özcan'ın bir oyunuysa?"
      Diyerek onu sakinleştirmeye çalıştım ama hata yapmıştım.
    Mustafa olaya dahil oldu.
      "Mira. O öldü.."
Tunç'u yerden kaldırdıktan sonra dua etmeye başladık.
      "Siz de mi burdasınız?" dedi kalın bir ses.
   Arkamızı döndüğümüzde son model arabasını park edip içeriye girmiş, elinde bir buket çiçek olan babamızı gördük.
       Tunç ona doğru yürüyordu. Gayet emin adımları vardı. Tam karşısında durdu. Babam çok yaşlanmıştı. Boyu bile kısalmıştı. Tunç'tan kısaydı ve çelimsizleşmişti.
      "BABA!" dedi o sırada fazla bağırmaması gerektiği hakkında onu uyardım ama hiçbir sesi duymuyordu. "Sen ve senin oyunlarından bıktım. Bundan sonra planda geriye kalan ne varsa hepsini benim üstüme yap. Kardeşlerime veya arkadaşlarıma dokunma! Anladın mı beni!"
      "O zaman ölmen gerekir." dedi sakinliğiyle babam.
      "O zaman ölmem gerekir." dedi Tunç kararlıkla.
Cebinden silahını çıkardı Tunç. Ve babasına verdi!
       "Başka silahlarla işim olmaz. Beni 10 yaşımdayken eğittiğin silahla vur beni."
        Babam silahı aldı, inceledi.
       "Bu senin silahın değil oğul. Bu annenin silahı."
       "Ne?!" diye bağırdım. "Annenizi hepiniz yanlış tanıdınız. O beni belaya çeken kişiydi. Oydu kumar oynamaya başlayan. Ben masum bir adamdım. Funda beni kurtarmak istedi. Siz hikayeyi hep yanlış bildiniz. O gün annenizi öldürmek için geldiğimde yanımdaki kadın onun kumardan düşmanıydı. Funda değildi.. Ama siz her topuklu ayakkabı elbise ve sarı saç gördüğünüzde onu Funda zannettiniz. Funda dünyanın en iyi kadını.."
        Şok olmuş kalmıştık.
      "Ben bu hikayeye inanmıyorum!" diye bağırdım. "Baba bak, 6 yaşındaydım, o öldüğünde. Gözümün önünde kardeşimi kaybettim, beni de görürler mi korkusu yaşadım. Ben o kadının yüzünü unutmam. Ayrıca sadece 6 yıl içinde bile, annemizin iyi biri olduğunu söyleyebilirim. Sen eğer 20 senelik karına bunu yapamıyorsan hata sende baba!"
       Sessizlik olmuştu. Sonra bir el silah sesi. Tunç'un yarasını eliyle kapatması..
    "Baba!" dedim Tunç'a bakarken. "Seni affetmeyecek."
    "Kimseden korkum yok ki kızım, kimmiş beni affetmeyecek olan?"
    "Ne Funda, ne Melek ne de Büşra. Zarar verdiğin kim varsa, hiçbiri affetmeyecek seni."
    "Keyifleri bilir." dedi ve elindeki bir buket çiçeği bana uzattı. "Giderek Melek'e benziyorsun. Ha bu arada hastayı ziyaret etmişim gibi düşün, bu da geçmiş olsun çiçeği."

  Ve arabasına binip kaçtı. O, bizden kaçtı..
   

 Kardeşler Birbirlerini Korurlar! (KİTAP OLDU!)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin