Gölge yakınlardaki bir maden şehri olan Parlakdemir'e doğru yola çıkmaya karar verdi. Elbette yolculuğa tek başına çıkmadı. Sonucunda o hala bir çocuk.
Gitmek için ne yapması gerektiğini bilmediğinden bu konuda Müdire'ye danıştı. Aldığı cevap basitti.
''Bir kervana bineğin ve rozetin olduğu sürece ücretsiz katılabilirsin. Avcı Birliğinin artılarından birisi budur. Orada bulunman karşılığında en kötü durumda savunma teklif etmiş oluyorsun.''
Bunun yanında Gölge ilk defa gösteriş yaparak avlanabileceği için, kimseye duyurmadan yaptığı ve anlatamadığı her şeyin hıncını çıkarmayı planlıyordu. Bu heyecanıyla birlikte biraz paraya kıyıp kendini gizleyebileceği bir kıyafet seti yaptırdı.
...
Bir gün sonra yirmiye yakın arabana oluşan bir kervan yolda ilerliyordu. Çevresinde koruma oldukları anlaşılan bazı at veya büyülü hayvan binicileri vardı. Kervan yola sabahın erken saatlerinde çıkmıştı ve çoktan öğleni geçmişti.
Kervan sonunda bir mola vermeye karar verdi. Sonucunda kervanın içinde birçok normal insanda vardı. Uzun süre molasız yol gidemezlerdi.
Gittikleri yolun çevresi çoğunlukla dev bir ormanla kaplıyken sonunda küçük bir açıklığa gelmeleri bu molanın sebeplerinden birisiydi. Orasının uzun süredir geçen kervanların dinleme yeri olarak görev yaptığı belliydi.
Ateş yakmak için hazırlanmış taşlar ve oturmak için çevrelerindeki kütüklerle güzel bir görüntüsü vardı.
Arabalar durup dinlenme ve yemek için hazırlıklara başladı. Bu sırada Gölge panteri açıklığın bir köşesine sürdü.
Köşede panterden inip yere uzandı. Zaten kolyesinin içinde yemek bulunduğundan yemek için hazırlanmasına gerek yoktu.
...
Kervanın başka bir ucu.
Bir şehirden başka bir tanesine gitmek normal insanlar için çoğunlukla kervanlar demekti. Bu sebeple kervan tüccarların yanında birçok seyahat eden ailede bulunuyordu. Gittikleri yerin bir maden kasabası olması bu sayıyı artırmıştı.
Bazı aileler bir arada toplanmıştı.
Aralarındaki kadınlardan birisi çevresine bakmaya başladı.
''Çocuklar nerede gördünüz mü?''
Bunun üstüne diğerleri de hareketlenmeye ve çevrelerini incelemeye başladılar.
Hareketlenmeyi fark eden korumalardan biri yanlarına geldi.
''Bir sorun mu var?'' Deri zırh giymiş bir savaşçı sordu.
''Çocukları bulamıyoruz nereye gittiklerini gördünüz mü?''
''Hayır ama diğerlerine haber vereyim beraber arayalım. Bu bölge ülke sınırına fazla yakın çevrede ne olacağını bilemeyiz.''
Söylememesi gereken kelimeleri söylediğini fark eden koruma bir an donsa da. Diğerlerine haber vermek için ayrıldı.
Arama daha başlamamışken. Çocuklardan birisi geriye döndü. Üstü başı kırmızı lekelerle dolu halde ağlayarak geriye dönüyordu.
Bunu fark eden çocukların aileleri hızla çocuğun yanına gitti. Korumalardan birisi ailelere konuşma fırsatı dahi vermeden çocuğun yanına giderek onu kontrol etmeye başladı.
Kanayan yerini aramak için hızla çocuğu soydu.
Soyulmuş çocukta herhangi yara izi bulunmuyordu. Koruma bunun üstüne bağırarak konuşmaya başladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölge (Suçluların Kabusu)
Fantasy(Hikaye yarım kalmış hikayelerimden birisidir. Okuyacaksanız lütfen bunu göz önünde bulundurun. İyi okumalar.) Hisar şehrinde tüm ülke tarafından tanınan birisi yaşar. Annelerin çocuklarına yatmadan önce anlattığı korku hikayelerinin baş karakteri...