Merhaba arkadaşlar. Okunma sayısı az olmasına rağmen ben yazmaya yazmaya devam edeceğim. Okuyanlara teşekkür ediyorum ve iyi okumalar diliyorum. 😊
🔽🔻🔽🔻🔽🔻🔽🔻🔽🔻🔽
Gözlerimi açtığımda oyuncak ayıcığımla göz göze geldim ve dün yaşananları düşündüm. Ben sadece hasta bir dedeye yardım etmiştim. Onun kimsesi yoktu ki... Ama dedem de çok merak etmişti. O da haklıydı, onun da ablamla benim dışımda kimsesi yoktu. Bir an önce kendimi affettirmeliydim.
Kendi kendime düşünürken yataktan doğruldum ve ayaklarımı aşağı doğru sarkıttım. Kafamı kaldırıp uyuyan ablama baktım ama yatak boştu. Ablam bile kalktığına göre saat bir hayli geç olmalıydı.
Derhal yataktan kalktım ve yüzümü yıkamak için lavaboya doğru yöneldim. Ellerimi yıkarken lavabonun üzerinde, duvara asılmış, sağ alt köşesine yakın uzun bir adet çatlak barındıran, küçük aynamızda kendi suretime baktım. Gözlerimin etrafında kırmızıdan bir çerçeve oluşmuştu. Her ağladığımda bu oluyordu.
Hızlıca yüzümü de yıkayıp içeri ablamla dedeme bakmak için gittiğimde, ikisini de bulamadım. Eski radyomuzun yanında duran, minik masa saatine baktım, 8:15'i gösteriyordu. Dedem belki Ertan Amcalara gitmişti ama ablamın bu saatte ortada olmamasına şaşırmıştım. O, hep geç kalkardı. Dedeme yardıma gitmiştir diye düşündüm. Bir yanım ihtimal vermiyordu ama gidecek başka bir yeri de yoktu.
Mutfakta bizim yememiz için ayırdığım reçelle, Suna Teyzenin göndermiş olduğu peyniri de alarak tepsiye koydum. Aslında pek iştahım yoktu. Ama dedem yemediğimi görseydi eminim daha çok üzülürdü.
Kahvaltımı yapıp evi topladım, süpürdüm, temizledim. Tekrar saate baktığımda 11:45'ti. Fıstık dışarıdan bana havlıyordu. Çıktım ve biraz oynadım ama halinden beni yavrularına götürmek istediğini anladım. Bir an gitmek istedim ama sonra dedemin gelip beni bulamayınca yine telaşlanabileceğini düşünerek vazgeçtim.
"Özür dilerim ama bugün gelemem Fıstık Hanım. Söz, dedeme kendimi affettirdiğimde seninle geleceğim ve yavrularına güzel bir ziyafet çektireceğiz." dedim. Sanki beni anlamış gibi mahsun mahsun bakarak uslu bir şekilde gitti.
Tekrar eve girdim ve üstümü değiştirip Ertan Amcaların tarlasına doğru yola koyuldum. Bugün her zamankinden daha fazla çalışmaya karar verdim. Belki bu şekilde dedem beni affederdi.
Bahçeye vardığımda dedemler ortada yoktu. Tüm ağaçların arasına baktım ama nafile. Nereye gittiklerine dair hiç bir fikrim yoktu. Ama olsun, buraya yardıma gelmiştim ve bunu yapacaktım. Boş sepetlerden alıp yarım bıraktıkları asmanın üzümlerini toplamaya başladım.
İkindi ezanının sesini duyduğumda biraz dinlenmek için asmanın altındaki çardaklara oturdum. Üç büyük sepeti üzümlerle doldurmuştum. Ezan bittiğinde, elime boş bir sepet alıp bu sefer de elma ağaçlarının yanına gittim. Tahminen bir saat sonra iki büyük sepette elma toplamıştım.
Akşam ezanı okunmadan evde olmalıydım. Çünkü dedem burda olduğumu da bilmiyordu. Topladığım sepetleri sürükleyerek hepsini girişe yakın, görülebilecek bir asmanın altında bırakırken arkamdan gelen sesle irkildim."Vay vay vay! Sen bizim kaçağa bakıver hele. Bak bak! Neler neler de toplayıvermiş." arkamı döndüğümde bu sözlerin sahibi Ertan Amcayla dedemi görmem bir oldu. Koşa koşa dedeme sarıldım.
"E bizde kıskanıyoruz kızım hani bize sarılmak?" dedi Ertan Amca. Mahçubiyetle birlikte kızaran yanaklarımşa ona da sarıldım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bana Bir İyilik Yap
Ficção GeralYeni Bölüm: Pazar Bu kitabı birlikte yazıyoruz. Hem öksüz, hem yetim. Hem çocuk, hem torun. Hem köylü, hem zehir gibi Hem kimsesiz, hem terbiyeli. Hem yoksul, hem karun kadar zengin. Nasıl mı oluyor? Nurgül'ün hayatı bu kitabın içinde.