15.Bölüm "Kifayetsiz Kelimeler"

110 12 0
                                    

Multimedia: Kaan

KİFAYETSİZ KELİMELER

Gözlerime dolan beyaz ışıklar ve hemen ardından burnumdaki ağır hastane kokusuyla kendime gelebildim

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Gözlerime dolan beyaz ışıklar ve hemen ardından burnumdaki ağır hastane kokusuyla kendime gelebildim. Elimde hissettiğim yumuşaklıkla gözlerim netleşmeye başladı ve sarı saçları, o özlediğim duruşuyla tam solumda uyumuş olan Kaan ilişti gözlerime. Rüya mıydı? Acıyla yutkunmaya çalıştım. Elimi tutuyordu ve sanki günlerdir bunu yapıyormuş gibi bir hali vardı. Teninin sıcaklığını parmak uçlarıma değen ellerinde hissedebiliyordum... Karşımdaydı. Rüya falan görmüyordum.
O yaşıyordu... Yaşıyordu. Kalbimin sesi kulaklarımda artarken bir elimle ağzımı kapadım, ağlama sesim duyulmasın diye. Buğday sarısı saçları, hafif çıkmış sakalları görüntüsüyle tüm huzuru veriyordu. Göğsü inip kalkıyor ve yaşadığını, an be an gözüme sokarak kanıtlamaya çalışıyordu sanki. Tanrı, bana bunu çok görmemişti. Onu benim elimden almamıştı...
Gözlerimden akan yaşları durduramazken derin nefesler alıp susmayı başardım. Sesimi duyarsa uyanabilirdi ve beni bu halde görmesini asla istemiyordum.

Kaç ay olmuştu? Babamı görmeyeli, Kaan'ı o gün kanlar içinde bırakıp gideli, acılar içinde geçirdiğim kaç gün geçmişti? Bedenimdeki yoğun ağrı, ruhumdakinin yanında bir hiçti.

Kaan yavaşça gözlerini açtı ve beni uyanmış olarak gördüğünde aceleyle doğruldu. O gerçekten karşımdaydı ve sapasağlamdı. Bu hissettiklerimi anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalırdı. Onu o kadar çok özlemiştim ki, kalbimin sızladığını ve aynı zamanda pır pır attığını yine ve yine çokça hissettim.
Daha ben konuşamadan,
"İyi misin?" Dedi o her zamanki şefkatli ve endişeli sesiyle. Günler sonra beni ilk kez bu halde gördüğü için gözleri ışıldadı. Sanki günlerdir ışık saçan o gözlerinde solgunluk vardı.

Başımla onayladım. Sesimin çıkıp çıkmayacağından emin değildim. Sadece denemek için kısık sesimle konuştum.

"Sen... İyisin." Diyebildim sadece.
Onu görmek, kalbimdeki her şeyi yerinden oynatmıştı. Bağırarak ağlamak istiyordum ama bunu ona yapamazdım.

Kaan benim yüzümden vurulmuştu, hepsi kesinlikle benim suçumdu. Aptal bir oyuna onu da yanımda sürüklerken ne düşünüyordum ki? Defalarca, defalarca uyarmıştı beni. Tehlikede olduğumuzu ve hepimizin canının yanabileceğini söylemişti fakat ben inadımdan onun bu söylediklerini umursamamıştım bile. Şimdi.. Şimdi bencillik edebilir miydim? Kaan'a eskisi gibi bakabilir miydim? Hayır. Bakmamalıydım. Ona bunu tekrar yapmamalıydım. Benim yanımda oldukça tehlikede olduğunu bile bile bencillik edemezdim.

Onu bir daha göremeyeceğimi sandığımda her şey çok karanlıktı benim için. Bu yüzden kendimden uzaklaştırmalıydım, buna dayanabilirdim. Ama ölümüne, onun yokluğuna dayanamazdım.

"Ben iyiyim, vurulduğum gün baban beni o karanlık yerde konumumu belirten o küçük alet sayesinde erkenden buldu. Yine senin fikrinle kurtuldum... ve her şey geçecek. Yanındayım artık." Dedi.
Gözlerindeki o kaybolmayan ışıkla gülümsedi yeniden. Onun da gözlerinin dolduğu dikkatimden kaçmadı.

BATAKLIK (düzenleniyor..)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin