ÖPÜCÜK

449 43 17
                                    

Fazlasıyla şık ve lüks bir restorant'a gelmiştik. Hep birlikte büyük cam kapıdan içeri girdik. Babam ve annem önde ben ve abim ise arkada yürüyorduk. Babam garsona mesamızı sorarken abim etrafa bakınmakla meşguldü. Bana doğru biraz eğilerek konuştu

"Giydiğin elbiseden memnunsundur umarım...Çünkü sen memnun değilsen bile etraftakiler senin aksine mutlu." Dedi. Abime tuaf bakışlarımı gönderip annemlerin oturduğu masaya doğru hızlıca ilerledim. Nasıl bir kıskanç psikopattı bu?

Biz masaya oturmuş sessizce menüye bakarken davetli ya da misafir her kimseler..Yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı. İlk gelenler Ural'ın anne ve babası olmuştu.

Murat bey ve Eşi...Hala ismini öğrenememem normal miydi? Sanırım bu önemli bir ayrıntıydı çünkü kadına seslenecek olsam ne diyecektim? Bir an önce kadının ismini öğrenmeyi beynime not ederek 'Hoşgeldiniz.' Dedim.

"Ural yok mu?" Diye soran babama bir an 'ciddi misin sen?' bakışlarımı göndermek istesemde ortam buna pek uygun olmadığı için vazgeçtim.

"Geliyor..Trafiğe takılmış." Diyerek açıkladı Murat bey. Abim nefesini dışarı verip arkasına yaslandı. Şimdiden sıkılmış olmalıydı..Benim de ondan pek bir farkım yoktu ya.

Saatler geçiyor ve bu sıkıcı yemek uzadıkça uzuyordu. Tanımadığım bir sürü kişi gelmişti ve rahat davranamıyordum. Ayrıca fazlasıyla sıkılmıştım. Tam karşımda oturan Ural ise keyifli gözüküyordu. Sohbete pek katılmasa da dinlediğine kalıbımı basabilirdim. Yüzünde ki çoğu mimiği görmüştüm. Güldü, kıkırdadı, yüzünü buruşturdu vee şaşırdı.

'yemeğin başından beri Ural'ı izlediğini inkar etmeyeceksin yani..' Diyerek araya giren iç sesime 'mal mısın?' bakışlarımı gönderdim. Ben yemeğin başından beri Ural'ı izlemiyordum ki. Sadece bir iki kere denk gelmişti o kadar. Neden onu izleyeyim ki hem? Sanki masa da başka bakılacak çocuk yok...

Kafamı iki yana sallayıp gözlerimi Ural'dan ayırdım. Başka oturacak yer bulamamış gibi tam karşıma geçmişti bu da! Abim masanın altından beni dürtükleyip

"Gözlerin tabağına baksın." Diyerek sessizce uyrıda bulundu. Zatan bakmıyordum ki ben. Sadece denk gelmişti gözüm o kadar yani..Yoksa ben ne bakıcam bu öküz'e?!

"Ayaz'da artık şirket ile daha fazla ilgilenecek zaten. Öyle değil mi Ayaz?" Diye sordu babam imalı ses tonuyla . Abimin gerildiği her halinden belli oluyordu ama tatsızlık çıkmaması adına ellerini masanın altında yumruk yapmış ve gülümsemeye çalışıyordu. Elim ile abimin yumruk yapmış elini tuttum. Ve güç verircesine sıktım. Abim kısa bir an bana bakıp babama geri döndü.

"Tabii..Ama şu an şirketin bana ihtiyacı olduğunu pek zannetmiyorum. Ural her şey ile ilgileniyor yanlış bilmiyorsam." Dedi abim babamın imalı konuşmasının ardından. Karşımda bir hareketlilik olunca gözlerimi Ural'a çevirdim. Kasılan çenesi ve zoraki gülmesiyle sinirlendiğini anlamak zor değildi.

"Senin işlerinle de ben ilgileniyorum Ayaz. Yetişmek biraz zor oluyor ama Ayaz beyin bitirmesi gereken bir okulu var öyle değil mi?" Gözlerimi Uraldan ayırıp dudağımı dişledim. Bu işin sonu pek te iyi görünmüyordu. Abim ve Ural normal şartlarda bile iyi anlaşamıyorken şu an aynı diyolog içinde bile bulunmaları fazla zor bir durumdu.

"Benim işlerimle babam ilgileniyor zannediyordum. Hem senin gibi birini birkaç ekstra iş bu kadar yoruyor olmamalı Ural. Yoğun olduğunuda pek düşünmüyorum..Her fırsatta İris ile..." Abimin sözünü kestim.

"Abicim tatlı çok güzel görünüyor...Bence denemelisin." Dedim. Remsen saçmalamıştım fakat ortaya saçma sapan birşey atmasına engel olmam gerekiyordu. Ural isteyerek yanımda olmuyordu sonuçta. Zorunluluktan ya da...Tesadüfen. Aptal ve saçma tesadüfler..

"Müsadenizle.." Diyerek masadan kalktı Ural. Hızlı adımlarla arkasına bakmadan uzaklaşırken kravatını gevşetiğini boğazına götürdüğü eli ve boynunu yana eğmesiyle anlamıştım. Derin bir nefes verdim. Fazla gergin bir ortamdı hemde çok fazla.

Murat bey gülümseyerek iş hakkında konuşamaya başlamıştı. Masada ki herkes Murat bey'i dinlerken sessizce sandalyeden kalktım ve lavoboya gitmek üzere masadan ayrıldım. Bu kadar sters benim için yeter hatta artardı bile. Biraz temiz hava almalı ve yüzümü yıkamalıydım.

Lavoboya girip sensörlü musluğa elimi uzatarak suyun açılmasını sağladım. Avcuma doldurduğum suyla ellerimi yıkayıp yüzüme bir kaç kez su çarptım.

Biraz olsun kendime gelip rahatladıktan sonra ellerimi ve yüzümü kurulayıp son kez aynada kendime baktım. Elbisemi eteklerinden tutup biraz aşağıya çekiştirdim. Şu an daha iyiydi. Lavobonun kapısı gürültüyle açılınca korkuyla yerimden sıçradım. Bu neydi şimdi?

Hala yüzüm aynaya dönükken gözlerimi kapıya çevirdim. Ural? Onun burda ne işi vardı? Hemen arkamı dönüp Ural'a baktım. Sinirli olduğu loş ışıkta bile fazlasıyla belli oluyordu. Kapıyı kapatıp kilitledikten sonra iki büyük adımda karşıma dikildi.

"Ne yapıyorsun?" İstemsizce kelimeler dudaklarımdan dökülmüştü. Kabinde birileri olabilirdi ve kötü duruma düşebilirdik. Bunu hiç mi düşünmüyordu?

"Asıl sen ne yapıyorsun?" Ciddi miydi?

"Burda ne yapılırsa onu." Dedim tek nefeste. Her ne kadar gözlerimi devirmek istesemde bu isteyimi bastırıp Ural'a karşı olan dik bakışlarımı sürdürdüm.

"Elbiseyi giymezsin sanmıştım." Neden elbiseyi giymeyecekmişim? Hem seni ne kadar ilgilendiriyor ki bu? Bana çocuk muamelesi yap üstüne üstlük sorgula! Çıldırmış...Kesinllinkle çıldırmış!

"Yanılmışsın." Diyerek son kez bir bakış attım ve lavobodan çıkmak için harekete geçtim. Yanından geçecekken kolumu tutarak beni durdurdu. Buz gibi eli sıcak koluma deydiği an içimim titremesine engel olamamıştım. Vücudum bir anda elektrik çarpmış gibi şok geçirirken kafamı sağ tarafa çevirerek Ural'a baktım.

"Masa'ya otur ve bir daha kalkma!" Dedi külrercesine. Boynunda ki dövmesinin altından belli olan damarı bir an korkmama neden olsada kendimi sıktım. Kolumu elinden kurtarıp bir adım attım.

"Sana ne bundan!" Dedim sinirli sesimle. Bana karışması sinirlerimi bozuyordu. Bana daha birkaç gün önce 'çocuk' demesi yetmiyorken şimdi de emir veriyordu. Saçmalık!

Bir anda beni kapı ile arasına aldı. Aramızda çok az mesafe varken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Kafamı yukarı kaldırıp Ural'ın ateş saçan gözlerine baktım.

"Dediğimi yap İris!" dedi her kelimeye ayrı ayrı baskı yaparken.

"Kimsin sen? Seni neden dinliyormuşum? Ha pardon...Ben çocuk gibiydim değil mi? Mızmız, dikkatsiz, beceriksiz, geveze! Kendi başıma karar veremem öyle değil mi? Ben za..."

Şaşkınlıkla gözlerim açılırken dudakları ile dudaklarımı örtmüş Ural'a baktım. Gözleri kapalıydı. Beni öpmüştü ve hala öpüyordu dudaklarımı haraket ettirmemiş ve sadece duruyordum. Ellerimi zorla harakete geçirip Ural'ın omuzlarına çıkarttım ve sertçe ittirdim Ural'ı.

Ural'ın boşluğuna denk gelmiş olamlı ki geriye doğru sendeledi. Gözlerim dolarken hızla kapının kilidini açtım ve kendimi dışarıya attım.

Sevmediğim ukala bir adam benim ilk öpücüğümü almıştı üstelik...Bir tuvalette!

.
Merhabaaa!! Kısa bir bölüm oldu fakat sınav haftasindaydim. O yuzden cok uzun yazamadim sizleri de çok bekletmek istemediğim için bölümü paylaştım. Vote ve yorumlarınızı eksik etmeyiiin

Medya da Ural var😏😏

Sizleri seviyorum❤❤

Mutlu kalın👑👑

Kızıl CadıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin