Bir sonraki gün Gölge, Güneş'i bıraktığı yere geri döndü. Karşısına geçtiğinde rüya hala hiç bir şeyin farkında değildi. Sesiz ve gözleri kapalı bir biçimde oturuyordu.
Gölge yavaşça Güneş'in arkasına geçti. Parmağıyla kulağına vurdu.
''aaaaa''
Güneş bir anda korkarak çığlık attı. Gölge'yi gördüğünde gözleri hala korkusunu yansıtıyordu. Sonunda kızgın bir biçimde konuştu.
''Efendim meditasyon sırasında birisini rahatsız etmek ölümcül sonuçlar doğurabilir.''
''Evet kimse sana karanlık elementini öğretirken risksiz bir öğretim yöntemi uygulayacağımı söyledi mi?
Sana sorayım gözlerin açıkken bir anda birisi önünde belirirse ölür müsün?''
Güneş hala kızgın olmasına rağmen sorusunu yanıtladı.
''Hayır sadece korkarım.''
''Peki meditasyon yaparken çevreni hissediyorsan birisi yanında belirdiğinde ölecek misin?''
Güneş bir süre garip baktıktan sonra konuşmaya başladı.
''Ölmez misin?''
''Hayır ölmezsin. Çoğu kişi meditasyonu kendisini dış dünyaya tamamen kapatarak yapar. Öyle ki dış dünyanın orada olduğunu unuturlar. Tek düşündükleri yaptıkları iş olur. Buna karşılık büyü güçleri hızlı artar. Buna karşılık olarak ise Yatkınlıkları daha az gelişir ve en ufak hatada ölebilirler.
Senin biraz önce yaşadığın ölüm korkusu çoktan ruhuna kazındı. Artık istesen bile derin meditasyon yapmak çok zor olacak. Her an birisi sana bir şey yapabilir gibi bir düşünceye sahip olacaksın.''
Güneş'in kafası iyice karışmış gibi duruyordu. Gölge'nin susmasının ardından yine konuşması gerektiğini anladı. Gölge o soru sorsun diye bekliyordu.
''Derin meditasyon gerekli değil mi? Neden yapamamam için bu kadar çok çaba harcadınız.''
Gölge istediği soruyu sormuş olduğundan mıdır bilinmez gülümsemeye başladı.
''Çünkü bu tarz meditasyon yapan insanların büyüyle bir seviyesine ulaşması çok zor. Onlar elementlerin dünya kaynaklı olduğunu unutmuş ve sadece kendilerini düşünen kişiler. Sen daha önce herhangi bir önemli karakterin meditasyon sırasında korkudan öldüğünü duydun mu?
Duymadığına eminim çünkü ileriyi düşünen kişiler daha yavaş olmasına rağmen dışa dönük meditasyon yaparlar. Kendilerini uyuşturup aynı şeyleri tekrarlamak yerine her an olan her şeyi hissederler.
Enerjiyi emdiğin zaman bu otomatik gerçekleşirse enerjiyi alışın ve onla birleşmen bir yerden sonra sensiz gerçekleşen bir şey olur. Sonunda nasıl bir his olduğunu bile unutursun.
Bir karanlık elementi kullanıcısı olarak dışa dönük meditasyon yapmak bir zorunluluk. Bazı elementler ikisini bir arada yapmayı savunuyor. Diğer elementler beni ilgilendirmez ama karanlıkta bunu yapamazsın. Çevreni her an hissetmeli ve onunla bir olmayı bilmelisin.
Senin bir şekilde 10. seviyeye ulaşacağına eminim. Belki bu yolla daha yavaş ulaşırsın ama ulaştığında büyüyle bir seviyesine ulaşman daha kolay olur.
Bu arada şu anki seviyen ve yatkınlığın kaç?''
''Büyü seviyem 8, yatkınlık oranım ise %20. Ama vücudumun büyüyle uyumu %50.''
Güneş yatkınlığını söylerken utanmış gibiydi. Büyüyle uyumu bir bahane söyler gibi söyledi.
''Seni kınamıyorum iyi bir öğretmenin olmadığı için bu normal. Yinede yatkınlığın düşündüğümden daha az. 10. seviyeye ulaştıktan sonra yılarca orada takılı kalmaman için birkaç düzenleme yapmam gerekecek.
Çoğu kişi bilmez ama Yatkınlığı arttırmak 10. seviyeye ulaştıktan sonra çok daha zor hale gelir. Bunun sebebi ise artık vücudun daha fazla büyü gücünü kabul etmiyor oluşu. Eğer 10. seviyede yatkınlığı arttırmak zor olmasaydı. Tüm asil çocukları 10. seviye olurdu. Sonucunda ruh kürelerinden alacak paran varsa ruhunu güçlendirip büyü emiş hızını artırabilirsin.''
Gölge de son zamanlarda alabildiği kadar ruh küresi alıp büyü emiş hızını arttırmayı düşünüyordu. Kalbinin yeteneğini yavaş yavaş ayırıyor olsa dahi bu çok yavaş bir süreçti. Şu anda zor da olsa büyü emiş hızı kalbinin ondan aldığı hızdan hızlıydı ve yavaş yavaş büyü gücü artıyordu. Tek sorun bunun çok yavaş oluşuydu.
Ek olarak kalbindeki yeteneği kendinden ayırdığında ruhu büyük bir hasar görecekti. Bu hasarı atlatabilmek için ruhunun güçlü olması gerekiyordu. Geçmişte büyüyle bir seviyesine ulaştığı için ruhu zaten güçlüydü ama bu bile ruh hasarını atlatması için yeterli değildi.
Gölge düşünceli halinden uyanıp tekrar Güneş'e baktı.
''Her neyse yemek vakti geldi. Hadi gidelim.''
Güneş bir anda parlak bir gülümseme takındı. Sonucunda uzun süredir bir şey yiyemeden oturuyordu.
''Efendim bana yemek mi hazırladınız.''
Gölge gülümseyerek Güneş'e döndü.
''Elbette hayır geriye döndüğümüzde hazırlayacaksın ki yiyebileyim. Biliyorsun bende acıkıyorum.''
Güneş ne diyeceğini bilemez şekilde Gölge'ye baktı. Ve sonunda bir şey diyemeden yemek hazırlamak zorunda kaldı. Sonucunda Gölge ona öyle davranmıyor olsa bile o hala bir köleydi. En azından hizmetçi gibi davranması gerekiyordu.
Güneş, Gölge'nin yemeğini servis ettikten sonra kendisi de yemek yedi. Gölge yemeğini bitirince ortalığı toplayıp Gölge'nin diyeceklerini bekledi.
''Bir saat boşluğun var. İhtiyaçlarını gider. Sonra dünkü eğitim yaptığımız yere gel eğitimine devam edeceğiz.''
...
Bir saat sonra aynı yerde eğitime başladılar. Gölge, Güneşe heyecanlı bir gülümsemeyle bakarak konuşmaya başladı.
Güneş daha, Gölge konuşmaya başlamadan önce korkunç bir eğitimin onu beklediğini anlamıştı. Gölge eğlenmediği sürece fazla gülen birisi değildi. Onu eğlendiren şeyler ise normal değildi.
''Eğitimini biraz daha zorlaştırmam gerekecek. Eğer her şey planladığım gibi giderse 10. seviyeye ulaştığında %100 yatkınlığa sahip olacaksın.
Bir süreliğine eğitimin iki aşamadan oluşacak. Kork... Çevreyi hissetme seansı ve meditasyon seansı.''
Gölge bir anda dediğini değiştirse bile Güneş ne dediğini anlamıştı. Bir elf olması zihinsel gücünü artıra bilir ama onu korkusuz yapmaz. Yüzü soldu ve beklemeye başladı.
''Öncelikle gözlerini ve kulaklarını kullanmanı engelleyip altıncı hissini geliştirelim.''
Gölge bir kulaklık ve göz bandı çıkardıktan sonra Güneş'e bunları verdi. Güneş daha kulaklığı takmadan birkaç hatırlatma yaptı.
''Unutma çevreni hissetmeye çalışıyorsun. Meditasyon yapmana gerek yok. Sadece çevreni hisset. En ufak bir ayrıntıyı bile hatırlamanı istiyorum. Ve ne olursa olsun hareket etme.''
Gölge'nin işaretiyle birlikte Güneş kulaklığı ve göz bandını taktı.
Korku seansı başlıyor...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölge (Suçluların Kabusu)
Fantasy(Hikaye yarım kalmış hikayelerimden birisidir. Okuyacaksanız lütfen bunu göz önünde bulundurun. İyi okumalar.) Hisar şehrinde tüm ülke tarafından tanınan birisi yaşar. Annelerin çocuklarına yatmadan önce anlattığı korku hikayelerinin baş karakteri...