15 ⚫ Okul Kaydı

100 19 1
                                    

     Yüzüme vuran güneş ışığıyla gözlerimi açtım. İlknur Abla'nın yanımda olması gerekiyordu. Ama o, benden önce uyanmış, perdeyi açıp gitmişti.

     Yatakta doğruldum, ayaklarımı sarkıtıp dün giymem için verilen terlikleri giydim. Pencereden baktığımda, dün arabanın önüne düşmüş olduğum yolu gördüm. İçim ürperse de yola bakmaya devam ettim. Hani kapının önünde deniz vardı? İhsan Abi yalan konuşmuş olamazdı değil mi? Hava güneşliydi. Bir sürü araba vardı. Önce saymayı düşündüm ama gelen geçen arabaların fazlalığı beni bundan vazgeçirdi.

     Aşağı inmeli miyim diye düşünmeye başladım bu seferde. Bu konuda karar vermek, araba saymaya karar vermekten zordu. Hemde çok daha fazla...

     Yatağı topladıktan sonra etrafı incelemeye başladım. Oda, kahverengi ahşaptan yapılmış mobilyalarla döşenmişti. Yatağın sol tafında, duvarın hemen önünde aynalı bir masa, hemen yanında da oda kapısı buluyordu.  Pencere ise yatağın sağ tarafındaydı. Karşıdaysa dört adet kapağı olan bir kıyafet dolabı vardı. Önceki oda gibi çocuklar için döşenmediği belliydi. Aslında tek kişi içinde oldukça büyüktü.

     Tuvaletimin geldiğini hissetmemle endişelenmeye başlamıştım. Çünkü evde bildiğim en yakın tuvalet aşağı katta, karşı koridorda kalmıştı. Bu katta tuvalet olup olmadığını bilmiyordum. Kapıları tek tek açıp bakmak gibi bir şeyi göze olamazdım. Açtığım kapılardan birinin arkasında Nuran Hanım'ı görürsem, işte o zaman işler kötüye gidebilirdi.

     Aşağıdaki tuvalete de gitmeye cesaret edemiyordum ama bunu yapmalıydım. Aksi takdirde güzelim odada hiç hoş olmayan şeyler yaşanabilirdi.

     Kapının kulbunu, derin almış olduğum nefesimle birlikte tuttum. Yavaşça açarak usulca koridoru kontrol ettim, kimse yoktu. Parmaklarımın ucunda yürüyerek odadan çıktım ve etrafıma dikkat ederek merdivenlerden indim. Çok şükür ki kimseye görünmeden kendimi banyoya atmıştım. Birilerinin içeri girmesi ihtimaline karşı kapının kilidini çevirdim. İşimi halledip çabucak çıktım ve buraya geldiğim gibi aşağı inmeye koyuldum. Yolun yarısını neredeyse kat etmiştim. Geri dönersem bir daha aşağı inemezdim.

     Mutfak, banyonun olduğu kattan iki kat aşağıdaydı ve oraya inmem için salondan geçmem gerekiyordu. Bu demekti ki daha çok dikkatli olmam gerekliydi.

     Mutfağın kapısına geldiğimde neyse ki kimseyle karşılaşmamıştım. Mutfakta sadece Zeliha Teyze ve Cemile Teyze vardı. Büyük bir ciddiyetle işlerini yapıyorlardı. Kapıda durmuş onları izlerken İlknur Abla'nın sesiyle irkildim.

     "Uyanmışsın. Günaydın canım. Neden kapıda duruyorsun? Geçsene içeri. Aaa giyinmemişsin. Kıyafet mi bulamadın? Kendin mi giyemedin? Yardım edeyim mi? Dur çıkalım hemen."

     Ben üzerimdeki şaşkınlığı atmış , olduğum yerde kıkırdarken o da çok konuştuğunu anlamış olacak ki kısa bir kahkaha atarak bana katıldı. İhsan Abi gibi, geveze olduğunu düşünmüyordum ama konuşmayı çok sevdiği apaçık ortadaydı. Aldığı tek nefeste o kadar soruyu nasıl soruyordu bilemiyordum.

     "Üzerimi değiştirmek aklıma gelmedi. Aslında kıyafetlerimin nerede olduğunu bile bilmiyorum." dedim. Doğruydu. Geldiğimden beri çantalarımı görmemiştim.

     "İlahi Nurgül, odandaki dolaba bakmadın mı?" Bu sefer tek soru sormuştu. Odan demişti. Benim odam mı? Daha benim olduğunu bile bilmediğim odadaki dolaba nasıl bakardım ki?

     "Hemen giyinip geliyorum, sen işine bakabilirsin abla." diyip yola koyuldum.

     Yine yolda kimseyle karşılaşmamıştım neyse ki... İçeri girip dolabın kapaklarından birini açtım. Gördüklerim karşısında hem şaşırmış  hemde büyülenmiştim.

Bana Bir İyilik YapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin